Pazar, 4 Temmuz 2010

Islam, Tarih, Yazarlar, Ali Mete
Osmanlı’da “azınlık hukuku”

Prof. Dr. Mustafa Macit Kenanoğlu “Değişim Sürecinde Anlam Kaymaları-Eski ve Yeni Kimlikler” temalı uluslararası sempozyumda Osmanlı İmparatorluğu’nda azınlıklar konusunu ele aldı. Ali Mete kendisiyle sempozyum çerçevesinde Osmanlı Millet Sistemi’nde gayri müslimler ve İslam Hukuku ilkelerinin Avrupa bağlamında uygulanışı hakkında görüştü.

Sayın Hocam, Kimlik Sempozyumunda bir azınlık hukuku olan Osmanlı millet sistemi hakkında bazı ilgi çekici tespitlerde bulundunuz. Avrupa’da yaşayan bilhassa Türk kökenli Müslümanlar için Osmanlı’nın bu uygulaması çoğulcu bir toplumda bir arada yaşamanın başarılı bir örneğidir. Zira Osmanlı’nın hakimiyeti altında yaşayan gayrimüslimlere kapsamlı –idari, mali, adli ve cezai– hürriyetlerin verilmesi Osmanlı’nın örnek bir uygulaması olarak görülmekte. Siz ise böyle bir millet sisteminin olmadığını iddia ediyorsunuz. Bunu açıklar mısınız?

 

Öncelikle bir iki hususu düzeltmeme izin verirseniz memnun olurum. Sorunuzda sözünü ettiğiniz “bir azınlık hukuku olan Osmanlı millet sistemi” ifadesi çok isabetli bir ifade değil. Osmanlı uygulamasında azınlık hukuku diye bir kavram yok. Osmanlı uygulamasında söz konusu olan sadece İslam hukukunun gayrimüslimlere ilişkin düzenlemeleridir. Osmanlı devleti çok hukuklu bir sistem değil olsa olsa çok kültürlü bir toplum olarak nitelendirilebilir ve bu çok kültürlü ortam da İslam hukukunun temel prensipleri gereği söz konusu olabilen bir ortamdır. İslam hukuku ehl-i kitap denilen yahudi ve hristiyanların var olmasını kabul eder; ama bu sizin sorunuzda ifade ettiğiniz gibi kapsamlı bir idari, mali, adli ve cezai hürriyetlerin verilmesi şeklinde değildir.  Osmanlı devletinde tek bir hukuk sistemi geçerlidir, o da İslam hukukudur.

 

Gayrimüslimlerin hürriyetleri tahdit edilmiş yani sınırlı bir hürriyettir. Bugün anlaşıldığı gibi değildir. Ben Osmanlıda gayrimüslimlere çok kötü davranılıyordu veya hiçbir hak tanınmamıştı demiyorum. Benim dediğim Osmanlı devletinde, yerli ve yabancı literatürde gayrimüslimlere hukuki bir otonomi ve kendi hukukunu uygulama imkânı verildiği, cezai alanda birtakım yargılama yetkileri ile donatılmış bir cemaat sisteminin mevcut olduğu şeklindeki görüşlerin geçerli olmadığıdır. Osmanlı devleti gayrimüslim cemaatlere herhangi bir otonomi vermiş değildir.

 

Osmanlı’nın yaygın olarak bilinen millet sistemi uygulamasının temeli İslam hukuku değil mi? Ama klasik İslam Hukuku’nda ise çoğulcu bir hukuk sistemi yok mu?

 

Osmanlı devleti bir İslam devleti olması hasebiyle elbetteki İslam hukukunun prensiplerini uygulamalarına esas almıştır. İslam hukuku ise bu anlamda gayrimüslimlere kendi hukuklarını uygulama hakkı vermemiştir. Bir kere böyle bir durum olsa İslam dünyasında çok sayıda gayrimüslim hakime rastlamamız gerekir. Ya da Osmanlı İmparatorluğu’nun her yerinde bunların mahkemeleri ve hapishaneleri olması gerekir. Halbuki İslam hukukunda gayrimüslimin gayrimüslim üzerine hakim olamayacağı ancak hakem olabileceği kabul edilmiştir. Hanefi hukukçuların neredeyse tamamı bu konuda ittifak halindedir. Hakem kararları ise uyulması mecburi kararlar değildir. Osmanlı devleti de esas itibarıyla Hanefi mezhebi uygulamalarını esas almıştır. Bugün İslam hukukunun uygulanmadığı bir ülkede iki Müslüman gidip bir müftüden bir meselenin hukuki hükmünü öğrenip kendi istekleriyle o hükme uymaları, mesela bir mirası bu anlamda onun fetvasına göre paylaşmaları mümkündür ve aralarında anlaştıkları sürece hiçbir devlet bu kişilere karışmaz. Ama bu bir hukuk sisteminin var olduğu anlamına gelmez. Çünkü devlet öyle bir hukuk uygulamasını kendi kurallarıyla desteklemiş değildir. Ama içlerinden biri verilen karara uymaz itiraz ederse o kişilerin yetkili devlet makamına müracaattan başka hakları kalmaz. Bu konuda yazıp çizenlerin “çoğulcu hukuk sistemi” kavramını tanımlamadan Osmanlı devletinde böyle bir uygulamanın peşinen varlığını kabul edip açıklamalarını buna göre yapmaları anlamlı değildir. Osmanlı uygulamasının detaylarını, getirilen yasaklamaları ve gayrimüslimlerle aralarında yaşanan tartışmaları bilmeden, genel geçer şekilde bu sistemi çoğulcu hukuk sistemi ya da çok hukuklu sistem olarak aktarmak sadece buna inanmaya hazır kitleleri tatmin etmekten ibaret bir vasıta niteliğine bürünür.

 

Kamuoyunda genel olarak İslam hukukunda özel olarak ise Osmanlı’da gayrimüslimlerin ikinci sınıf vatandaş oldukları yönünde bir söylem var. İslam hukukundan ve Osmanlı uygulamasından buna delil getirmek mümkün mü? Günümüz Avrupası’ndaki vatandaşlık uygulamasına bakınca ne gibi farklar mevcut?

 

Bu tür nitelendirmelerin birçoğu ya peşin hükümlü ya kastı aşan ya da İslam ve Osmanlı hukukunun karakteristiğini tespit edememekten kaynaklanan açıklamalardır. Gayrimüslimlerin ikinci sınıf sayıldığına dair İslam ve Osmanlı hukukunda kurumsal anlamda bir düzenleme veya sistematik bir uygulama mevcut değildir. Ancak gayrimüslimlerle Müslümanlar arasında bazı durumlarda bir statü farklılığı olduğu doğrudur. İslam hukuku bir statü hukukudur. Bu bugünkü modern hukukta da mevcut olan bir durumdur. Bir kısım hak ve yetkiler kişilerin içinde bulunduğu statü ve mesleğe göre elde edilir veya sınırlandırılır. İslam hukuku genel anlamıyla gayrimüslimlerin hukuki işlem ehliyetini tanır. Yani onlar da Müslümanlar gibi evlenme boşanma, alım satım, vekalet, kefalet vb. hukuki işlemleri rahatlıkla yaparlar. Gayrimüslimlere getirilen sınırlamalar bu gibi alanlarda değil, din ve ibadet hürriyeti, çan çalma, gürültülü biçimde ayin icra etmeme, bazı meslekleri icra edememe, cami civarlarında ev satın alamama, mahkemelerde Müslümanlara karşı şahitlik etme, kılık-kıyafet, mesken, silah taşıma gibi şeri ya da örfi konularda getirilmiştir. Bu sınırlamaların hepsi İslam hukukunun kesin emirleri sonucu değil bir kısmı sadece örfen yerleşmiş uygulamalardır. Rahatlıkla değiştirilebilecek niteliktedir. Ancak İslam dünyasında bu konuda uygulamalar şekillenmediğinden bu tip uygulamaların mutlaka yapılması gerektiği düşüncesi hakim olmuştur. İslam devletlerinde Müslümanların hakimiyeti geçerli olduğundan gayrimüslimlerin bu hakimiyeti ihlal eden propaganda ve düşünce açıklamalarına izin verilmemiştir. Kamusal alanda bu gibi eylemler yasaklanmıştır. Zaman zaman bazı idarecilerin gayrimüslimlere yönelik olumsuz emirleri de bu kanaatlerin yerleşmesinde etkili olmuştur. Örneğin III. Selim’in gayrimüslimlerin kılık kıyafet ve üslup olarak aşağılanması ve tahkir edilmesine dair fermanı bu konudaki örneklerden birisidir.

Avrupa hukuk anlayışında bugün eşitlik, ayrımcılık yasağı, düşünce ve ifade hürriyeti gibi temel insan hak ve hürriyetleri form ve içerik olarak oldukça geliştirilmiştir. Ancak uygulamada bu prensiplerin Avrupa’da yaşayan Müslümanlar açısından realize edilebilirliği söz konusu değildir.Avrupa devletlerinin Müslüman- lara karşı çifte standart içerisinde oldukları bir vakıadır. Eski dönemde hukuk dinle iç içedir. Bugün ise hukuku dinden mümkün olduğunca ayırma çabaları vardır. Eski dönemde İslam dinini benimseyen devlet olarak Osmanlı devletinin gayrimüslimlere tanıdığı sınırlı ortamın bu çifte standartla karşılaştırılarak mukayese yapılması sağlıklı bir sonuca ulaşma imkânı vermeyeceği gibi insanların eski form ve içerikleri yeniden ihya edilebileceği şeklinde bir zanna sahip olmalarında etkili olmaktadır. Bunun yerine bir taraftan İslam hukukunun bu konudaki yorumlarının ciddi bir fikri değerlendirmeden geçirilerek işlenmesi ve uygulamaya nasıl aktarılacağının tespit edilmesi, öte yandan Avrupa hukuk anlayışı bu konudaki çifte standardının öne çıkarılarak Avrupalıların bu konuda kendi uygulamalarını düzeltmeye zorlama ve bu konuda baskı oluşturma yönünde çabaların sergilenmesi gerekir. İslam hukukunu benimsemeyen ve uygulamayan Avrupa devletlerinde Osmanlı uygulamasını model göstererek sonuç alınabileceği konusunda açıkçası pek iyimser değilim.


Camia - Sayı 44

Perspektif Eylül-Ekim 2014

Sabah Ülkesi Temmuz 2014

Üyelik

İslam Toplumu Millî Görüş çalışmalarına destek vermek istiyor musunuz? Aşağıdaki Üyelik Formu’nu doldurup imzaladıktan sonra, bize göndermeniz yeterli.

 

Startet den Datei-DownloadÜyelik Formu.PDF

Social Networks


Anasayfa Arama Künye Intranet Sayfa Agaci