Hutbeler

Hutbe: Tüketimde Mutedil Olmak

Verehrte Muslime! Konsum ist Ausdruck des sozialen Status. Durch die neuen Medien ist übermäßiger Konsum selbstverständlich geworden. Man denkt sich: „Ich verdiene Geld, also kann ich es ausgeben, wie es mir gefällt.“ Die Folgen sind: Verschwendung, Vergeudung von Ressourcen und Verantwortungslosigkeit. Jedes Jahr wird ein Drittel der erzeugten Lebensmittel, also 1,3 Milliarden Tonnen, verschwendet. Alleine die Lebensmittel, die in Amerika...

Hutbe: Allah’a Teslim Olmak

Hz. İbrâhim (a.s.), içinde yaşadığı putperest toplumun inanç sistemini ve tutumlarını sorguluyordu. Toplumun İlah kabul ederek taptığı bu varlıklar Hz. İbrâhim’i (a.s.) tatmin etmiyor, her vesileyle tefekküre devam ediyordu.

Hutbe: Irkçılık: Cahiliye Zihniyeti

İslam’ın ortaya koyduğu ilkeler bakımından insanlar arasında renk, cinsiyet ve coğrafya farklılığı gibi fiziksel sebeplere bağlı bir üstünlük yoktur. İnsanlar arasındaki soy ve cinsiyet farklılıklarını alay konusu yapmak ve insanları aşağılamak, Allah’ın onları yaratmadaki hikmetini görmemek anlamına gelir.

Hutbe: Sıla-i Rahim

Allah’ın yeryüzünde yaratmış olduğu en şerefli varlık olan insan, sosyal bir varlıktır. Henüz doğar doğmaz ebeveynlerinin ilgi ve şefkatine muhtaç olarak doğmaktadır. Büyüdükçe ve yaşı ilerledikçe, yakın akrabalardan başlayarak, uzak akrabalara kadar uzanan bir aidiyetin parçası hâline dönüşmektedir. Hayata muhkem bir surette tutunması ve sağlıklı bir şahsiyetin gelişimi, hısım ve akrabalar ile kurulacak olan münasebetlerin güçlü olmasından geçmektedir.

Hutbe: Yuvayı Sağlam Temeller Üzerine Kurmak

Fıtri ihtiyaçları karşılamak, hayatın zorluklarını, hüzün ve neşesini paylaşmak için, erkeğin kadınla ve kadının erkekle evlenmesi insani bir zarurettir. Eskilerin deyimiyle “Yanızlık Allah’a mahsustur”. Yalnızlığın verecek olduğu ızdırap duygusundan kurtulmak ve çoluk çocuğa karışarak aile kurmak, evliliğe engeli olmayan her insan için hem bir hak hem de bir görevdir.

Hutbe: Ana Baba Hakkı

Çağımızda bireyselcilik, insan ilişkilerini zedeleyen bir karakter özelliği hâline gelmiş bulunmaktadır. Menfi anlamda, kendi menfaatinin öncelenmesi anlamını içeren bireyselcilik, insanları bencil kılmaktadır. Fedakârlık ve vefa duygusunu zayıflatmaktadır. Bu durumdan ise en büyük zararı, toplumun çekirdeği olan aile kurumu görmektedir. Aile bağlarının zayıfladığı ve insanların yalnızlığa mahkûm olduğu bir dönemden geçmekteyiz. Yalnızlıktan kaynaklı melankoli ve depresyon, kitlesel bir hastalığa dönüşmüş durumdadır.

Hutbe: Çevreye Karşı Sorumluluğumuz

Allah Teâlâ insanı yeryüzünün halifesi, imar edicisi ve koruyucusu olarak yaratmıştır. Halife, yeryüzünü Allah’ın rızasına uygun bir şekilde imar eden, akıllı, şuurlu ve güçlü bir varlık anlamını taşımaktadır. Çevremiz bize bir emanettir. Bu sebeple, fesat çıkarmamak, canlı ve cansız varlıklara zarar vermemek gibi sorumluluklarımız vardır.

Hutbe: Mahremiyetin Önemi

Modern insanı çıkmazlara sokan hususlardan birisi de ifşa kültürünün âdeta hayat tarzı hâline gelmiş olmasıdır. İfşa etmek, gizli kalması gereken şeyleri açığa vurmak ve yaymak demektir. İnsanlık, “Düşünüyor ve inanıyorum, o hâlde varım” yüceliğinden, “Görünüyorum, o hâlde varım” seviyesine inmiş durumdadır. Oysa ki mahremiyet Hz. Âdem (a.s.)’dan Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.)’e kadar tüm peygamberlerin önemle vurguladıkları ahlaki bir değerdir. Mahremiyet genelde “gizlilik” anlamına gelirken, özel olarak ise “kişisel gizlilik” manasını taşımaktadır.

Hutbe: Hayatı Helal Yaşamak

Helal ve haram kavramları yüce dinimiz İslam’ın en önemli mefhumlarındandır. Genel anlamıyla, yapılması dinen caiz olan fiillere helal, yapılması dinen yasaklanan fiillere ise haram denmektedir. Allah’ın emir ve yasaklarını gözeten bir Müslüman, yaşadığı hayatın bütününde helal olanın arayışında, haram olandan ise uzağında durma gayretindedir. Bu konuda Rabbimiz “Ey insanlar! Yeryüzündeki şeylerin helal ve temiz olanlarından yiyin! Şeytanın izinden yürümeyin. Çünkü o sizin için apaçık bir düşmandır.” diye buyurmuştur.

Hutbe: Kardeşlik Anlayışımız

Allah’ın emri olan ve korunmasını arzu ettiği İslam kardeşliğine yönelik ihtimam göstermek mecburiyetindeyiz. Maddi ve manevi desteğimizi hem yakındaki hem de uzaktaki kardeşlerimize esirgememeliyiz. Dünyanın neresinde olursa olsun, Müslümanların derdini kendimize dert edinmeliyiz. Mağdur ve mazlum olan kardeşlerimize sahip çıkmalı ve onları asla yalnızlığa terk etmemeliyiz. Unutmayalım ki zekât, sadaka, fitre ve kurban gibi ifa ettiğimiz ibadetler, kardeşliğimizi pekiştirmektedir. Bu ibadetlerimizi yerine getirmekte zerre kadar gevşeklik göstermemeliyiz.

Hutbe: Maneviyatımızı Sürdürmek

Ramazan-ı şerif ayını geride bıraktığımız ve henüz kokusunun üzerimizde olduğu bu günlerde, iki sevinci birden yaşıyoruz. Bunlardan ilki, ramazan ayında sağlık ve afiyet içerisinde ibadetlerimizi yerine getirebilmiş olmak, diğeri ise bunun sonucunda Rabbimizin lütfedeceği ecir ve sevaba kavuşabilmiş olmaktır. Allah’a şükürler olsun ki, bu iki nimete Rabbimizin yardımıyla hep birlikte kavuşmuş bulunuyoruz. Yüce Mevlamızın kullarına vadettiği gibi, her insan için ancak çalıştığının karşılığı vardır ve Allah (c.c.) hiçbir kulun emeğini zayi etmez.

Hutbe: Ramazan Ayına Veda Ederken

Ramazan ayı, gelişiyle bizleri yeni baştan inşa etti. Unuttuğumuz değerleri yeniden hatırlattı. İnsanlığa çağırdı. Merhameti, paylaşmayı, affetmeyi, bağışlamayı, bağışlanmayı ve kurtuluşun yollarını yeniden işaret etti. Çöle dönen gönülleri, oruçla yeniden yeşertti. Kur’an’la ilişkisi zayıflamış olan müminleri, mukabele ibadeti ile yeniden buluşturdu ve böylece güçlendirdi. Günahlardan arınma vesilesi olan ramazan gecelerinin kıyamı olan teravih namazıyla, her dem Allah’la olma hâli ve miraç bilinci yeniden yakalanmış oldu.