Hutbeler

Hutbe: Tesettür Nasıl Olmalıdır?

Muhterem Müslümanlar! Tesettür kısaca, bir Müslüman erkek veyahut da bir Müslüman kadının örtmesi gereken yerlerini, yani avret mahallerini bir elbise ile örtmesi demektir. Tesettürün nasıl olacağı Kur’an ve sünnette açıkça belirlenmiştir ve tesettürün şekilden ziyade ruhuna vurgu yapılmıştır. Mesela kimi örtü ve elbiseler, örtülmesi gereken yerleri tam olarak örtmemekte, vücut hatlarını ortaya koymaktadır. Görünürdeki bu tür elbiselerin tesettürün ruhu ile hiçbir alakası yoktur. Dolayısıyla bu elbiseler aslında elbise değildirler.

Hutbe: Eşlerin birbirlerine davranışı

Muhterem Müslümanlar! Bir erkek ile bir kadının nikâhlanarak evlenmesi ile ailenin temeli atılır. Kur’an dilinde “aile” biri diğerine muhtaç olma hâli demektir. “Ey Muhammed! Allah seni ihtiyaç içinde (âil şekilde) bulup da zengin etmedi mi?”[1] ayetinde “aile” kelimesi bu manada kullanılmıştır. Öyle ise ailenin temeli olan eşler, yani karı-koca daima birbirine muhtaçtır.

Hutbe: Cami ve Çocuk

Muhterem Müslümanlar! Şu namazımızı kıldığımız, Kur’an öğrenip okuduğumuz camimiz bir nevi Allah’ın evidir. Allah’ın evi dediğimizde, hâşâ Allah’a mekân izafe etmeyi kastetmiyoruz. Bilakis, tıpkı Kâbe’ye Beytullah, yani Allah’ın evi denilmesi gibi, içinde Allah’ın adının anıldığı ve Allah’ın bizlere gönderdiği mesajı olan Kur’an’ın öğrenildiği yerler de bir nevi Allah’ın evidir.

Hutbe: En Hayırlı Yatırım

Muhterem Müslümanlar! İnsan olarak çalışıp çabalıyor, ailemizin geçimini temin ediyoruz. Geçimlerini helalinden temin edip ailesini helalinden geçindirenlere ne mutlu!

Hutbe: Umre ve Maneviyatımız

Muhterem Cemaat! Aslında alışılageldiği üzere, hayatımızı maddi ve manevi diye ikiye ayırmamız mümkün değildir. Zira her ikisi birbirini tamamlamaktadır. Dolayısı ile bugünkü hutbemizde ele alacağımız umre ibadetinin, hayatlarımızı nasıl etkilemesi gerektiğinden bahsetmek daha doğru olacaktır.

Hutbe: Batı Dünyasında Müslüman Olmak

Değerli Müslümanlar! İnsan, dünyaya gelmeden önce nerede doğacağına, nerede hayatına devam edeceğine ve hangi milletten olacağına karar veremez. Bundan dolayıdır ki, Müslüman her nerede dünyaya gelirse gelsin, her nerede yaşarsa yaşasın, şartları ne olursa olsun Allah’a kul olmakla, dolayısıyla kul olma yükümlülüğünü yerine getirmekle mükelleftir. Bugün, yaşadığımız ülkeler, belki İslami değerlerle uyuşmayan ülkeler olabilir. Ancak bizler, Müslüman olarak, noktasıyla ve virgülüyle bizlere örnek olan Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v.)’in yolundan giderek Müslümanca yaşayabiliriz. Zaten Müslümanca yaşamak zorundayız.

Hutbe: Sosyal medya, internet ve eğlence sarmalı

Muhterem Müslümanlar! İçimizde sosyal medyayı, interneti kullanmayan, spor-futbol muhabbetine kapılıp da yapılması gereken pek çok şeyi ertelemeyen kimse var mıdır acaba? Belki birkaç kişi “ben” diye cevap verse bile, bunlar artık hayatımızın gerçekleri olmuş, hatta bazen tiryakilik derecesinde bir alışkanlık, bir bağımlılık hâline de gelmiştir. Bağımlılık ise bir nevi hastalıktır.

Hutbe: İnfak ediyoruz!

Muhterem Müslümanlar! Bu dünyada yaptığımız hiçbir şey karşılıksız kalmayacaktır. İyilik de yapsak kötülük de yapsak, bu yaptıklarımızın hepsi kıyamette önümüze konulacaktır. Ayette şöyle buyurulmaktadır: “O gün insanlar amellerinin kendilerine gösterilmesi için bölük bölük kabirlerinden çıkacaklardır. Artık kim zerre ağırlığınca bir hayır işlerse onun mükâfatını görecektir. Kim de zerre ağırlığınca bir kötülük işlerse onun cezasını görecektir.”

Hutbe: Mazlumlar Kan Ağlarken

Muhterem Kardeşlerim! Yüce Rabbimiz, Tevbe suresinin 128. ayet-i kerimesinde, Peygamber efendimizi tarif ederken; “Andolsun, size kendi içinizden öyle bir peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya düşmeniz ona çok ağır gelir. O, size çok düşkün, mü’minlere karşı da çok şefkatli ve merhametlidir.“ diye buyurmaktadır. Yine Kuran-ı Azimüşşanda, Rasulullah (s.a.v.)’e hitaben, “Seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.” denilmiştir.

Hutbe: Nefsimizin aldatmasına karşı Allah’a sığınalım

Muhterem Müslümanlar ! Kur’ân-ı Kerîm’de: "(Ey Resulüm!) Nefsânî arzularını kendisine ilah edinen kimseyi gördün mü? Artık ona sen mi vekil olacaksın?"[1] buyurularak, nefsinin peşinden giden kimselerin kurtuluşa eremeyeceği dikkatimize sunulmuştur. Yine bu manada olmak üzere Efendimiz (s.a.v.) de, “İnsanın helakine sebep olan şunlardır: Kendisine itaat edilen cimrilik, hep peşinde koşulan hevâ ve kişinin kendini beğenmesidir.”[2] buyurmuşlardır.

Hutbe: Günahlardan arınmak istiyor muyuz?

Muhterem Kardeşlerim! İnsan günah işlemeye meyillidir. Çünkü şeytanın ve kötülüğü emreden nefsin aldatmalarına kolayca kanabilir. Fakat, Rabbimiz bize tevbe gibi bir çıkış yolu, bir kurtuluş kapısı da hazırlamıştır. Tek iş bu yoldan gitmek, bu kapıdan geçmektir. Günahların affedilmesi için yapılan duaya, amele, gayrete tevbe denir ki, en güzeli de tevbe-i nasûh diye tanımlanır. Tevbe-i nasûh: En samimi bir şekilde günahlar için Rabbimizden özür dilemek ve bağışlanma niyaz etmektir. Bunun bir işareti, bir daha da günah işlememek, günaha giden yola bile uğramamaktır.

Hutbe: Çocuklarımızla imtihanımız

Muhterem Müslümanlar! Hayatımızın neşe kaynağı, gözümüzün nuru ve kendimizden dahi fazlaca koruma çabasına girdiğimiz çocuklarımız bizim imtihanımızdır. Enfâl suresinde, Rabbimiz çocuklarımızın bizim için bir imtihan vesilesi olduğuna şu şekilde dikkatimizi çekiyor ve uyarıyor: “Bilin ki mallarınız ve çoluk çocuğunuz birer imtihan vesilesidir. Allah katında ise büyük bir mükâfat vardır.”[1] Âyet-i kerimede dikkat çekilen birinci husus, mal ile çocukların imtihan vesilesi olmasıdır. İkincisi ise bu imtihanın kazanılabileceği ve Allah katında da çok büyük bir ödülünün olacağının müjdesinin verilmesidir.