Hutbeler

Yardımlaşmamız iyilik ve takvada olsun!

Muhterem Müminler! Mâide suresinde Müslümanların karşılıklı olarak birbirleri ile yardımlaşması emredilmekte, bu yardımlaşmanın ise sadece iyilik ve takva üzerine olması gerektiği vurgulanmaktadır. “İyilik ve takva üzerinde yardımlaşın, günah ve düşmanlık üzerine yardımlaşmayın.”[1] mealindeki bu ayette geçen iyilik anlamındaki “birr” kelimesi, içinde asla kötülük barındırmayan her türlü iyilik; takva ise Allah’ın razı olmayacağı her şeyden sakınmak, uzaklaşmak ve korkmak demektir. Bu ayete göre, Müslüman’ın hayatındaki dayanışmanın temelinde iyilik ve takva olmalıdır. Günah ve düşmanlık ise asla kendileri için dayanışma gösterilecek hasletler olamaz. Hatta bunun tam aksine, günahlardan ve düşmanlıklardan topluca korunmak ve kaçınmak için dayanışma içinde olunmalıdır.

Gözlerimizi aydınlatacak eşler ve çocuklar

Aziz Müslümanlar! Bir aile, en küçük hâliyle, eşler ve çocuklardan oluşmaktadır. Nine, dede, amca, dayı, hala ve teyze ile kuzenler de büyük aileyi gösterir.

Çevrenin korunması

Muhterem Müminler! Doğal kaynakları hoyratça kullanan günümüz insanı, kendisinin bizzat içinde yaşadığı, gelecek nesillere de miras olarak bırakacağı dünyasını tahrip etmekten bir türlü geri durmamıştır. Çevre tahribatı, refah seviyesinin yükseltilmesi ya da sabit tutulması gibi gerekçelerle göz ardı edilmiş, bu durum da nihayetinde iklimlerin bozulmasına; yağışların, sıcaklık ya da soğukluk ölçüsünün aşırı derecede değişmesine yol açmıştır. Sanayileşme ile birlikte, neredeyse bir felakete doğru hızla ilerlenilmektedir. Daha çok kazanmanın, daha çok tüketmenin teşvik edildiği şu üç günlük dünyadaki rahat uğruna, koskoca bir dünya feda edilmek üzeredir.

Dünya ve ahiret hayatımızı sağlam temeller üzerine bina etmeliyiz

Muhterem Müslümanlar! Şu dünyada geçici olarak kalacağı bir ev yaparken bile o evin temelinin sağlam olmasına dikkat eden insan, hem ahiret hem de dünya hayatını sağlam temeller üzerine bina etmelidir.

Kulluğun tezkiyesi: Günahlardan kaçınmak

Muhterem Müslümanlar! Allah Teâlâ insanı ibadet, yani kulluk etsin diye yaratmış ve insanı kendisine itaat edip etmediği hususunda imtihana tabi tutmuştur.

Başkalarıyla alay etmek günahtır

Muhterem Cemaat! Rabbimiz Hucurât suresinde şöyle buyurmaktadır: “Ey müminler, bir topluluk diğer bir topluluğu alaya almasın. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Kadınlar da başka kadınları alaya almasınlar, belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Kendi kendinizi ayıplayıp, birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayın; inandıktan sonra yoldan çıkmış olmak ne kötü bir isimdir. Kim de tevbe etmezse işte onlar zalimlerdir.”[1]

Başkalarıyla alay etmek günahtır

Muhterem Cemaat! Rabbimiz Hucurât suresinde şöyle buyurmaktadır: “Ey müminler, bir topluluk diğer bir topluluğu alaya almasın. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Kadınlar da başka kadınları alaya almasınlar, belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Kendi kendinizi ayıplayıp, birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayın; inandıktan sonra yoldan çıkmış olmak ne kötü bir isimdir. Kim de tevbe etmezse işte onlar zalimlerdir.”[1]

Katılaşmış kalpten Allah’a sığınmak

Muhterem Müslümanlar! Allah Bakara suresinde şöyle buyuruyor: “Sonra, bütün bunların ardından kalpleriniz yine katılaştı, şimdi de taş gibi ya da taştan da beter hâle geldi. Çünkü taşlardan öylesi var ki; içinden nehirler kaynıyor, yine öylesi var ki, çatlıyor da bağrından sular fışkırıyor, öylesi de var ki, Allah korkusundan yerlerde yuvarlanıyor... Ve sizin neler yaptığınızdan Allah gafil değildir.”[1]

Aşure Günü

Muhterem Müslümanlar! Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in Mekke’den Medine’ye hicret ettiği tarih Müslümanlarca takvim başlangıcı; 1 Muharrem bu takvim yılının ilk günü, Muharrem ayı ise hicri takvimin ilk ayı olarak kabul edilmiştir. Bundan dolayıdır ki, muharrem ayı İslam tarihinde müstesna bir yere sahiptir. Muharrem ayının onuncu gününe de “Aşure Günü” denir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), muharrem ayına çok değer vermiş, “Ramazan orucundan sonra en faziletli oruç, Allah’ın değer verdiği ay olan muharrem ayında tutulan aşure orucudur.”[1] buyurmuş ve bizatihi kendisi de bu ayda oruç tutmuştur.

Kötülüğe iyilikle karşılık vermek

Muhterem Müslümanlar! Hutbemizin girişinde okuduğumuz âyet-i kerîmede Allah Teâlâ şöyle buyurur: “İyilikle kötülük bir olmaz, sen (kötülüğü) en güzel bir şekilde önle. O zaman seninle arasında düşmanlık bulunan kimse, sanki candan bir dost olur.” [1]

Hicret: Muhacir ve ensar olmak

Muhterem Müslümanlar! Miladî 622 yılı, insanlık tarihinin en önemli dönüm noktalarından birisidir. Bu tarihte, Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ve ashabı Mekke’yi bırakıp Medine’ye hicret etmişlerdir. Asıl hicret, bu iki şehir arasında yapılan bir göç olmamış, şirkten tevhide ve sadece Allah’a kulluğa giden bir göç olmuştur. Onun içindir ki, tarih boyunca pek çok hicret yaşandı ise de, hicret denildiğinde herkesin aklına bu hadise gelmektedir.

Emrolunduğun gibi dosdoğru ol!

Muhterem Müminler! Yüce dinimizin direği olan namazlarımızda kıble olarak nasıl ki istikametimiz sadece Kâbe ise, Allah’a kulluğumuzdaki istikametimiz de bir bütün olarak İslam olmak zorundadır. Kısacası, Kâbe’ye yönelmeden kılınan namaz sahih olmayacağı gibi, İslam’ın çizdiği dosdoğru yoldan saparak da iyi bir kul olunamaz. Dolayısı ile istikamet dosdoğru olan İslam yolunda dosdoğru olmaktır.