CUMA HUTBESİ

Çevrenin korunması

25 Kasım 2015 Minber Ahşap
Minber Ahşap

Muhterem Müminler!
Doğal kaynakları hoyratça kullanan günümüz insanı, kendisinin bizzat içinde yaşadığı, gelecek nesillere de miras olarak bırakacağı dünyasını tahrip etmekten bir türlü geri durmamıştır. Çevre tahribatı, refah seviyesinin yükseltilmesi ya da sabit tutulması gibi gerekçelerle göz ardı edilmiş, bu durum da nihayetinde iklimlerin bozulmasına; yağışların, sıcaklık ya da soğukluk ölçüsünün aşırı derecede değişmesine yol açmıştır. Sanayileşme ile birlikte, neredeyse bir felakete doğru hızla ilerlenilmektedir. Daha çok kazanmanın, daha çok tüketmenin teşvik edildiği şu üç günlük dünyadaki rahat uğruna, koskoca bir dünya feda edilmek üzeredir.

Aziz Kardeşlerim!
İnsanoğlu bu dünyadan ebette faydalanacak, elbette bu dünyayı imar edecek, aşılmaz yolları aşılır hâle getirecektir. Çünkü Rabbimiz şöyle buyurmuştur: “O, göklerde ve yerde bulunan her şeyi kendinden bir lütuf olarak sizin hizmetinize vermiştir.”[1] Ama insanın görevi, kendisine verilen bu emaneti hak ettiği şekilde kullanmak ve gerekirse korumaktır. Aksi takdirde, bugün karşılaştığımız çevre felaketlerinin devam etmesi kaçınılmaz olacaktır. Şu âyet-i kerimeyi dikkatle incelediğimizde, çevreye verilen zararın karşılığını insanoğlunun ister istemez bu dünyada da göreceği gerçeği ile karşılaşmaktayız: “Yaptıklarının bir kısmını tatsınlar diye insanların kendi ellerinin kazandığı şeyler yüzünden karada ve denizde fesat ortaya çıktı. Umulur ki onlar hakka dönerler.”[2]

Ayrıca Rabbimiz, yeryüzündeki nimetler karşısında kibirlenmek yerine, kendisine şükür ve hamd ile kulluk etmemizi de emretmektedir. A’râf suresinde şöyle buyurulur: “Doğrusu Biz sizi yeryüzünde, yerleştirdik, orada size geçimlikler verdik; ne kadar da az şükrediyorsunuz!”[3]

Muhterem Cemaat!
Diğer bazı ayetlerde de Rabbimiz, insanlığa bu nimetleri hatırlatırken, insanoğlunun yine de bu nimetlere nankörlük etmeye devam ettiğine işaret edilir: “Allah öyle bir Allah’tır ki; gökleri ve yeri yarattı, gökten su indirdi, onunla size rızık olarak çeşitli meyveler çıkardı; emri gereğince denizde yüzüp gitmeleri için gemileri emrinize verdi, ırmakları da emrinize verdi. Sürekli olarak yörüngelerinde hareket eden ay ve güneşi, geceyi ve gündüzü sizin emrinize verdi. O, Kendisinden isteyebileceğiniz her şeyi size verdi. Allah’ın nimetini saymak isterseniz sayamazsınız! Doğrusu insan çok zalim, çok nankördür.”[4]

Değeli Müslümanlar!
Her insanın, kendi imkânına göre bu tabiatı, bu çevreyi koruma vazifesi vardır. Belki bizim çevreyi kirleten fabrikalarımız yok. Belki biz ormanları yakıp yıkmıyoruz. Belki biz tonlarca kimyasalı doğaya bırakmıyoruz. Ama bu işleri yapanlara karşı tavır alabilir, tavrımızdan da bunları yapanları haberdar edebiliriz. Kendi vazifemiz olarak ise; plastiklerin ve kimyasalların kullanımında titiz davranmak, evimizin önünü, sokağımızı temiz tutmak, daha az enerji tüketmenin yollarını aramak gibi küçük ama anlamlı eylemler ortaya koyabiliriz. Bu tavrımız inşaallah bizim için bir sadaka olacaktır.

Bu konuda Peygamber Efendimiz’in şu hadisini hep hatırımızda tutalım: “Bir Müslüman, bir yere bir ağaç diker de, bu ağaçtan yenilen şeyler onun için bir sadaka olur. O ağacın meyvesi çalınmış olsa, yine onun için sadaka olur. Vahşi hayvanlar ve kuşlar da o meyveden yese, bunlar da sadaka olur. Burada hiçbir kayıp olmaz, o şeylerin hepsi sadaka yerine geçer.”[5]

[1] Câsiye suresi, 45:13
[2] Rûm suresi, 30:41
[3] A’râf suresi, 7:10
[4] İbrâhîm suresi, 14: 32-34
[5] Muslim. Musakat. Bab 2, H. No: 3764

[supsystic-social-sharing id="1"]