CUMA HUTBESİ

Hutbe: Kalbin Cilası Tövbe

13 Şubat 2019
Kur'an Sayfası Tesbih AhşapMuhterem Müminler! Tövbe, dönmektir; dönüş yapmaktır. Günahlardan, Allah’a isyandan vazgeçip Allah’a itaate dönmektir. İslam’da tövbe herkese gereklidir. İşte bundan dolayı Allah Teâlâ okuduğum ayette, “Ey müminler! Hep birden Allah’a tövbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz.” buyurmuştur. Bu âyet-i kerîmeye göre, herkesin her günahtan tövbe etmesi zorunluluğu vardır. Çünkü tövbe olmadan tam bir kurtuluş söz konusu değildir. Peki tövbe kime yönelik olmalı, ne ile ve nasıl yapılmalıdır? Tövbe pişmanlık duymak ve yapılan yanlışı bir daha işlememek üzere ondan tamamıyla vazgeçmektir. Tövbe kalpte samimi bir pişmanlık duygusunu hissederek, samimi bir itirafta bulunmaktır. Tam nedametle, işlenen günahlardan uzaklaşıp bir daha asla yapmamaktır. Ayrıca hem Hakk’a hem halka karşı işlenen günahlardan da tövbe etmek gerekmektedir.

Hutbe: Doğru Amel Doğru Niyet İle Başlar

06 Şubat 2019
Takke Tesbih AhşapAziz Kardeşlerim! Cennet yolcusu müminler olarak, dinî vazifelerimizi yerine getirmek ve yasaklardan uzak durmak için sürekli bir çaba içindeyiz. Bununla birlikte, bazen kendimizi kaybedip ibadetlerimizi ve diğer dinî vazifelerimizi rutin hâline getiriyor olabiliriz. Durum böyle iken, hayatımızın bir imtihan olduğunu ve amellerimizin tek gayesinin Allah’ın rızasını kazanmak olduğunu gözden kaçırabiliyor ve netice olarak ibadetlerimizde bile bir dünyevileşme geçirebiliyoruz.

Hutbe: Doğu Türkistan

30 Ocak 2019
RahleDeğerli Kardeşlerim! Peygamber Efendimiz (s.a.v.) müminlerin müminlerle olan münasebetini beyan ederken, parmaklarını birbirine geçirerek buyurdular ki: “İşte böyle müminler bir binanın tuğlaları gibi birbirlerine kenetlenmiş bir şekilde bağlıdırlar.” Ayrıca, ümmet anlayışımızın esasını teşkil eden hadîs-i şerifinde Peygamberimiz şöyle buyurmuşlardır: “Müminler, birbirlerine karşı duydukları sevgi, merhamet ve ülfetleri bakımından bir beden gibidir. Bedenin bir parçası hastalanınca diğer uzuvları da uykusuz kalıp ateşlenir.”

Hutbe: İbadet Hayattır

24 Ocak 2019
Kur'an Sayfa Tesbih TuruncuMuhterem Kardeşlerim! Yüce Rabbimiz, Zâriyât suresinde insanın dünyadaki varoluş amacına yönelik olarak, “Ben cinleri ve insanları ancak bana ibadet etsinler diye yarattım.” buyurmaktadır. İbadet lafzı, kişinin ilah olarak benimsediği varlığa yönelttiği saygı davranışı ve dinî buyruklarını yerine getirmesi anlamına gelmektedir. İbadet kavramının, günlük kullandığımız dildeki akla gelen ilk karşılıklarından birisi pratik amellerimizdir. İbadetin dar anlamındaki karşılığı olan namaz, oruç, hac, zekât gibi ameller, bütün dinlerde mevcut olan işte bu amellerdir.

Hutbe: İlim ve İrfanımız Nerede?

16 Ocak 2019
Mimber LambalarMuhterem Kardeşlerim! Dinimiz İslam, ilim ve irfan temeli üzerine bina edilmiştir. Ümmi bir peygambere ilk emrin “oku” olması, insanlığın niçin ve kim tarafından yaratıldığı; yaratılış evreleri ve ilim/irfan vasıtası olan kaleme vurgunun yapılması hep bunun göstergesidir. Yüce Rabbimiz buyuruyor ki: “Kitapsız (okuma-yazma bilmeyen) kimseler arasından, kendilerine ayetlerini okuyan, onları arıtan, onlara Kitabı ve hikmeti öğreten bir peygamber gönderen O’dur. Onlar, daha önce, şüphesiz apaçık bir sapkınlık içinde idiler.”

Hutbe: İlmi Amele Dönüştürmek

10 Ocak 2019
Tesbih Yeşil SiyahMuhterem Müminler! İlim talep etmenin her Müslüman’a farz olduğu hepimizce malumdur. Herkese farz olan ilim ise ilm-i hâldir, yani iman, ahlak, abdest, namaz, oruç, zekât, hac, nikâh, ticaret gibi dinî ve dünyevi sorumluluklarımızı ve ihtiyaçlarımızı yerine getirebilmemiz için gerekli olan hükümler ve bilgilerdir. Tefsir, hadis usulü, fıkıh usulü ve kelam ilmi gibi dinî disiplinler ile tıp, mühendislik, mimarlık ve tarih gibi dünyevi bilgi alanlarında ihtisas yapmak ise farz-ı kifayedir. Yani toplumun yeterli bir kısmının bu alanlarda derinleşmesi, toplumun diğer fertlerinden bu sorumluluğu düşürür. Buna rağmen söz konusu ilim bizatihi gaye hâline getirilmemelidir. Zira ilim araç, amel ise amaçtır.

Hutbe: Şuursuz Amel Verimsizdir

02 Ocak 2019
Aziz Kardeşlerim! Müslümanlar olarak gayemiz bellidir. Rabbinin hoşnutluğunu kazanarak sevdikleri ile cennete girebilmek her müminin umududur. Bu hedefe nasıl ulaşılacağını yüce Mevlamız sonsuz rahmeti ve hikmetinin gereği belirsiz bırakmamıştır. Bilakis, Kur’ân-ı Kerîm’i indirerek ve yegâne örnek olarak Hz. Peygamber (s.a.v.)’i göndermek suretiyle takip edilmesi gereken çizgiyi apaçık bir şekilde beyan etmiştir.