Hutbeler

Îsâ (a.s.) ve Nübüvveti

Âdem (a.s.)’dan son Peygamber Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.)’e kadar tüm peygamberler bulundukları topluma rehber olarak gönderilmişlerdir. Allah’tan aldıkları vahiy doğrultusunda insanlara emir ve yasakları beyan etmişler, doğruyu, iyiyi, hakikati öğretmiş, ahlaklı birey olmayı ve Allah’a kul olmayı tebliğ etmişlerdir. Toplumsal adaletin sağlanması için zayıfların hakkını gözetmeyi, kadınlara emanet bilinciyle sahip çıkmayı, zinaya yaklaşmamayı, azgınlık ve fenalıktan uzak durmayı emretmişlerdir. İşte Îsâ (a.s.) da gönderildiği toplumda bu doğrultuda peygamberlik yapmıştır.

Hz. Meryem Validemizin İffeti

Hz. Meryem validemiz, İslam’ın bir kul ve peygamber olarak kabul ettiği Îsâ (a.s.)’ı “babasız” olarak dünyaya getiren, saygıya layık bir kadındır. Âlemlerin Rabbi olan Allah, onu imanlı, itaatli, iffetli, sıkıntı ve baskılara karşı sabırlı olması sebebiyle övmüş ve örnek bir Müslüman olarak takdim etmiştir.

Namazda Saf Düzeni

İslam’ın en büyük ibadetlerinin başında namaz ibadeti vardır. İman esaslarının hemen akabinde beş vakit namazın kılınması İslam binasının ayakta tutulmasıdır. Namazın cemaatle kılınması ise namazın ikame edilmesinin bir parçasıdır. Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyurulmuştur: “‘Namazı dosdoğru kılın ve Allah’tan korkun.’ diye de (emrolundu). O, huzuruna varıp toplanacağınız Allah’tır.”[1] 

Hutbe Adabı

Allah Resulü (s.a.v.) hutbe okumadan hiçbir cuma namazını kıldırmamış ve “Beni nasıl namaz kılıyor görüyorsanız siz de öyle namaz kılınız.”[1] buyurmuştur. Hutbe okunması eğer cuma namazının şartlarından birisi olmasaydı, Resûlullah (s.a.v.) buna işaret etmek için bazen hutbeyi terk ederdi. Ancak böyle bir şey nakledilmemiştir. Dolayısıyla hutbe olmadan cuma namazı geçerli olmaz.

Hutbe: Allah’ın Koyduğu Sınırlara Riayet Etmek

Dünya ve ahiret saadetine ulaşmamız için Allah Teâlâ hayatımızla ilgili belirli sınırlar çizmiştir. Çizilen sınırlar dâhilinde gerek ferdî gerek toplumsal hayatımızla ilgili ilkeler, kurallar, emir ve yasaklar bulunmaktadır. Bunlar Kur’ân-ı Kerîm’de “Hudûdullâh” diye adlandırılmıştır. Hudûdullâh’a riayet ettiğimiz takdirde dünya ve ahiret hayatını kazanma şerefine nail olacağımız, çizgiyi aştığımızda ise alçaltıcı azabın var olduğu bizlere bildirilmiştir.

Hutbe: Erkam b. Ebi’l-Erkam: Sohbet Halkaların Mimarı

Mekke'de zor zamanlardı. Hz. Peygamber Hakk'a davetini önce gizli yapacak, sadece çevresindeki emin olduğu kişilere İslam’ı tebliğ edecekti. Erkam b. Ebi’l-Erkam, Peygamberimizin kutlu davetini dinledikçe heyecanlanıyor, her kelimesini tasdik ediyordu. Daha ilk görüşmede Efendimizin bu davetine icabet etmiş, ona iman eden gençlerden olmuştu. Efendimiz (a.s.) Mekkeli müşriklerin giderek artan baskıları üzerine, Mekkeliler ve dışarıdan gelen pek çok kimse ile görüşme yapabileceği, o kutlu yola davet edebileceği bir mekâna ihtiyaç duydu.

Hutbe: İdeal Baba Olmak

Yeryüzündeki her canlıyı dişi ve erkek olarak yaratan Rabbimiz, varlıkların en değerlisi olan insanı da erkek ve kadın olarak yaratmıştır. Onlara birbirlerine karşı sevgi ve merhamet besletmiş, her birine farklı özellikler vermiş, bunun yanında onlara farklı sorumluluklar da yüklemiştir. Bu sorumlulukların biri de şüphesiz anne baba olma görevidir.

Hutbe: Müminlerin Baharı – Kış Mevsimi

Allah kâinatı ve içerisinde bulunan her zerreyi belirli bir nizam ve denge içerisinde yaratmıştır. Bir eksiğin veya boşluğun olmadığı bu dengede sabit olan hiçbir şey bulunmamaktadır. Yaratılan her şey sürekli bir hareket hâlinde Allah’ı zikretmekte, kendisine takdir edilen ne ise o işlevi görmektedir. İnsanoğlunun hayatında da tıpkı diğer mahlukatta olduğu gibi hareketlilikler mevcuttur.

Hutbe: Geleceğimizin Teminatı “İnfak”

Lügatte sarf etmek, harcamak ve malı elden çıkarmak anlamına gelen infak kavramı İslam medeniyetinin vazgeçilmez bir parçasıdır. Şüphesiz infak etmenin insan üzerinde de psikolojik yönden olumlu etkisi bulunmaktadır. Özellikle manevi buhranın çoğaldığı, kıtlık korkusunun yürekleri sardığı bu günlerde müminler infak ederek ihlas, takva, fedakârlık ve adanmışlık ile kulluklarını sağlamlaştırırlar. Rızkın Allah’tan geldiğine iman edenler olarak bizler rızıklarımızdan da Allah yolunda infak etmenin bilincinde olmalıyız.

Hutbe: Ticaret Ahlakı

Mukaddes olan dinimiz İslam, hayatın her alanında olduğu gibi, bizlerden ticaret hayatında da ahlaklı olmamızı emretmektedir. Mevlâ-i Zülcelal Hazretleri; “Ölçtüğünüz zaman tastamam ölçün ve doğru terazi ile tartın. Bu hem daha iyidir hem de sonucu daha güzeldir.”[6] diye emretmektedir. Ticarette kul hakkını gözetmek, haddi aşmamak gerekir. Kâr yapma hırsıyla ahiretimizi heba etmeyelim. Unutmayalım ki ticarette ahlaksız davranır, hileli mal satarsak, çocuklarımızın boğazından haram lokma geçirmiş oluruz.

Hutbe: Kur’an ile Hemhâl Olmak

Kur’an, tüm insanlığı muhatap alan bir öğüttür. Güzel ve hayırlı amellere teşvik etmekte; kötü ahlak ve davranışlardan sakındırmaktadır. Kur’an kalplerde bulunan küfür, şirk, nifak, vesvese gibi manevi hastalıklara şifadır. O, gönüllere hitap ederek oradaki ahlaki ve manevi bozuklukları tedaviye çalışmakta, insanın iç âlemini temizlemesini, doğru itikat, güzel ve ulvi hasletler kazanmasını sağlayacak hükümler getirmektedir.

Hutbe: Peygamberimizi Örnek Almak

Âlemlerin Rabbi olan yüce Allah; “İçinizden Allah’ın lütfuna ve ahiret gününe umut bağlayanlar, Allah’ı çokça ananlar için hiç şüphe yok ki, Resûlullah’ta güzel bir örneklik vardır.”[1] diye buyurmaktadır. Peygamberler zincirinin son halkası olan Hz. Muhammed (s.a.v.) Efendimiz, kıyamete değin tüm nesiller için ebedî ve değişmez bir “rol model”dir.