Hutbeler

Hutbe: Muharrem Ayını Nasıl Anlamalı ve Geçirmeliyiz?

Değerli Müminler! Hicri yeni bir yılın başladığını haber veren Muharrem ayı bizim de Allah’ın izniyle önümüzdeki Perşembe günü iştirak edeceğimiz Aşure Günü’nün bir habercisi konumundadır. muharrem ayının 10. gününe tekabül eden Aşure Günü, Efendimiz (s.a.v.)’in oruç tutmayı tavsiye ettiği mübarek günlerin arasında yer almaktadır. Zira bu ayda oruç tutmak ramazan orucundan sonra Resûlullah (s.a.v.) indinde en faziletli oruç olarak sayılmaktadır: “Ramazan orucundan sonra en faziletli oruç, Allah’ın değer verdiği ay olan muharrem ayında tutulan Aşure orucudur.”

Hutbe: Hicretimiz Nereye?

Muhterem Müslümanlar! Hicret, ilahî mesajı insanlara bildirmekle görevli olan peygamberlerin âdeta ortak sünneti gibidir. Nitekim Hz. Muhammed (s.a.v.)’den önceki Allah elçilerinin büyük bir kısmı dinlerini yayma uğruna yurtlarını terk etmişlerdir. Efendimiz de Mekke’de geçen ağır imtihanlarla dolu 13 yıllık tebliğ sürecinden sonra Allah’ın emri üzere Medine’ye hicret etmiştir. Böylece sadece Mekke’den Medine’ye uzanan bir mekân değişikliği olmamış, insanlık için yeni bir başlangıç gerçekleşmiştir.

Hutbe: Allah Sevgisi ve Allah’ın Kulu Sevmesi

Muhterem Müminler! Bizi yaratan ve içinde bulunduğumuz evreni bize hizmetkâr kılan Rabbimiz sevilmeye ve hürmete en layık olandır. Çünkü bize dünyadan ve ahiretten daha kıymetli olan imanı nasip etmiş, bizi günde yirmi yedi binden fazla kez nefes alıp vermek suretiyle sağlıklı kılmış, bize akıl vermiş, Kur’ân-ı Kerîm göndermiş ve her sahada örnek olan bir peygamber göndermiştir. Ayrıca biz müminler için, iman üzere ölürsek ebedî cennet hazırlamıştır. İşte bütün bu nimetleri veren elbette sevilir. Bir kul Allah’ı seviyor ve sevgisini sâlih amellerle buluşturuyorsa, Allah da o kulu seviyor demektir.

Hutbe: Tövbe: Sonsuz Rahmet Kapısının Anahtarı

Muhterem Müslümanlar! Rabbimiz bize nasûh tövbesi etmemizi buyurmaktadır: “Ey iman edenler! Samimi bir tövbe ile Allah’a dönün. Umulur ki Rabbiniz sizin kötülüklerinizi örter, peygamberi ve onunla birlikte iman edenleri utandırmayacağı günde Allah sizi içlerinden ırmaklar akan cennetlere sokar. Çünkü onların nurları, önlerinde ve yanlarında koşar da, ‘Ey Rabbimiz! Nurumuzu tamamla, bizi bağışla, çünkü sen her şeye kâdirsin.’ derler.” Nasûh tövbesi, bir daha dönmemek üzere hem bedenimizdeki organlar hem de kalp ile yapılan tövbeyi ifade eder.

Hutbe: Kurban Allah’a Yaklaşmaktır

Muhterem Müminler! Sözlüklere baktığımızda “kurban” kelimesinin akraba kelimesiyle aynı kökten geldiğini ve yakınlığı ifade ettiğini görürüz. Rabbimize sunduğumuz kurban ile adanmışlığımızı, yani O’na tabi olduğumuzu gösterir, adandığımız Rabbimize kalbî yakınlığımızı ortaya koyduğumuzu ifade ederiz. Kurban aynı zamanda adanmışlığımızın Cenâb-ı Hak tarafından kabulünü ve O’nun bize yakınlığını da ifade eder. Dolayısıyla kurban yakınlaşmaktır; adayan kulun uğruna adadığı Rabbine yakınlaşmasıdır.

Hutbe: Bereketini Paylaş

Muhterem Müminler! Paylaşmak insanoğlunun en erdemli davranışlarından birisidir. Paylaşmak diğerkâm olmayı, empati yapmayı gerektirir. Müslüman paylaşmayı ibadet bilir. Paylaşmamak, cimrilik etmek ise arızi bir hastalıktır. Tedavi edilmesi gerekir. En güzel tedavisi az da olsa vermekle başlar. İnsan sahip olduklarının yegâne sahibi olduğu hissine kapılırsa elindekini paylaşmak istemez. Paylaşılmayan şeyin ise bereketi olmaz.

Hutbe: Teheccüd Namazı

Muhterem Müslümanlar! Teheccüd namazı, yatsı namazıyla sabah namazı vakitleri arasında, farz ve vacip namazların dışında, nafile niyetiyle eda edilen namazların genel adıdır. Her mükellefin yerine getirmesi gereken farz namazlar dışındaki en faziletli namaz olarak tarif edilen teheccüd, Hz. Peygamber (s.a.v.)’in daima kıldığı namazlardan olup ümmetine tavsiye ettiği ibadetlerin en başta gelenlerindendir.

Hutbe: Nasıl Teselli Buluyoruz?

Muhterem Müminler! İslam dini genelde tüm insanların, özelde ise biz Müslümanların bütün hayat alanlarına temas edip onlara nizam veren ilahî bir sistemdir. Yaşantımızın bütün alanları için bir düzen getirdiğinden dolayı da genel anlamda bizim için bir düşünme, algı, hissediş ve davranış biçimi, yani topyekûn bir hayat tarzıdır. Yüce Rabbimiz Kur’an’da, Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de hadîs-i şeriflerinde hayatın getirdikleri karşısında nasıl duruş sergilememiz gerektiğini bizlere öğretmektedir. Kur’an ve Hz. Peygamber’in örnekliğine en çok ihtiyaç duyduğumuz alanlardan birisi de musibetler karşısındaki tavrımızdır.

Hutbe: Anne-Baba Hakkı

Muhterem Müminler! Kur’ân-ı Kerîm’de ve Hz. Peygamber (s.a.v.)’in hadîs-i şeriflerinde bir insan için en önemli ve öncelikli vazife, onu yoktan var eden Allah’a iman ve O’na ibadet olarak tarif edilir. Bundan sonra, ikinci sıradaki en temel vazife ise ana-babaya saygı ve onlara iyi davranmaktır. Kur’ân-ı Kerîm’in birçok ayetinde Allah’a kulluk emrinin hemen peşinden ana-babaya iyi davranma emredilmiştir.

Hutbe: Srebrenica Katliamı

Muhterem Müslümanlar! Bu hafta Müslümanların ve insanlığın ortak acısı Srebrenica soykırımının 23. yıldönümüdür. Âdeta Avrupa’nın ve modern dünyanın Kerbelası hâline gelen Srebrenica soykırımının gerçekleştiği 1995 yılında, bir hafta içinde Avrupa topraklarında İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra eşi benzeri görülmeyen büyük bir soykırım yaşanmıştır. Üzerinden 23 yıl geçmiş olmasına rağmen o günlerde yaşanan, satırlara sığmayan acılar ve hüzünler taptazedir.

Hutbe: Müminin Boş Zaman ve Tatil Ahlakı

Muhterem Müminler! İnsan cennet için yaratılmıştır. Bu dünya ebedî olarak kalacağımız bir yer değildir, bilakis asıl yurdumuz olan cenneti kazanma zemini ve zamanıdır. Dolayısıyla bu ömrü kazanmak sonsuz cennet hayatını kazanmak, kaybetmek ise sonsuz cenneti kaybetmek demektir. Bunun için ise şu iki husus çok önemlidir: Allah’a tazim ve itaat etmek, insanlara hizmet ve merhamet etmek. İlki, Allah’a iman edip o imanın gereğini yerine getirmek ve iyi amellerle süslemektir. İnsanlara hizmet ve merhamet etmek ise yeryüzünü imar etmek, adaleti hâkim kılmak ve hidayet için çaba göstermektir.

Hutbe: Ömrün Bereketi Sıla-i Rahim

Muhterem Müslümanlar! İnsan tek başına değil, cemiyet içinde yaşamaya elverişli olarak yaratılmıştır. Biz insanlar etrafımızda ailemiz, çocuklarımız, akraba ve dostlarımız olmadan yaşamaya uzun süre tahammül edemeyiz. Kullarına karşı merhameti bol olan Rabbimiz bizleri birbirimize muhtaç olarak yarattı ve birbirimize karşı bizleri merhamet ve sevgiyle donattı. Bu meyanda, Kur’ân-ı Kerîm’de eşler arası sevgi ve merhamet ilişkisi şu şekilde tarif edilmiştir: “Kaynaşmanız için size kendi cinsinizden eşler yaratıp aranızda sevgi ve merhamet peyda etmesi de O’nun (varlığının) delillerindendir. Doğrusu bunda iyi düşünen bir kavim için ibretler vardır.”