CUMA HUTBESİ

Hutbe: Tövbe: Sonsuz Rahmet Kapısının Anahtarı

23 Ağustos 2018 Kur'an Tesbih Yeşil
Kur'an Tesbih Yeşil

Muhterem Müslümanlar!

Rabbimiz bize nasûh tövbesi etmemizi buyurmaktadır: “Ey iman edenler! Samimi bir tövbe ile Allah’a dönün. Umulur ki Rabbiniz sizin kötülüklerinizi örter, peygamberi ve onunla birlikte iman edenleri utandırmayacağı günde Allah sizi içlerinden ırmaklar akan cennetlere sokar. Çünkü onların nurları, önlerinde ve yanlarında koşar da, ‘Ey Rabbimiz! Nurumuzu tamamla, bizi bağışla, çünkü sen her şeye kâdirsin.’ derler.”[1] Nasûh tövbesi, bir daha dönmemek üzere hem bedenimizdeki organlar hem de kalp ile yapılan tövbeyi ifade eder.

Değerli Müminler!

Allah Teâlâ şöyle buyuruyor: “De ki: Ey haddi aşarak nefislerine karşı israf etmiş olan kullarım! Allah’ın rahmetinden ümidi kesmeyin. Çünkü Allah bütün günahları bağışlar. Şüphesiz ki O çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.”[2]

Dünyada iken küfürden, şirkten ve günahlardan tövbe eden insan af ümidini kesmemelidir. Zira Allah Teâlâ dünyada iken küfür ve şirkten tövbe edenin tövbesini de, bütün günahlarını da affediyor. Yeter ki kişi tövbeye yönelsin. Bu şu anlama gelmez: “Allah nasıl olsa affediyor, ne günah işlersen işle, ne kadar işlersen işle.” Hayır! Allah’ın affediciliğinin anlamı bu değildir. Aksine bunun anlamı; “Önceden günah işlemişsen, haydi hemen tövbe et, Allah Teâlâ bütün günahları affediyor, yeter ki sen tövbe et, ümidini kesme!” demektir.

Aziz Kardeşlerim!

Peki nasûh tövbesini nasıl uygulayacağız? Her konuda olduğu gibi, bu konuda da bize yolumuzu gösteren Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v.)’dir. Muâz b. Cebel (r.a.) Hz. Peygamber (s.a.v.)’e, “Ey Allah’ın Resulü! Nasûh tövbe nedir?” diye sorduğunda Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle cevap vermiştir: “Kulun yapmış olduğu günaha pişmanlık duyup, Allah’a özrünü arz edip sonra da o günaha dönmemesidir.”[3] 

Tâbiînin büyüklerinden Süfyan b. Uyeyne aynı hususla ilgili şöyle demiştir: “Tövbe-i nasûhun alameti dörttür: Dünyalığın azlığı, nefsin zilleti, Yüce Allah’a taatlerle yaklaşmanın çokluğu, yine de taatlerini az ve noksan görmektir.”

O hâlde nasûh tövbesinin ilk adımını işlediğimiz herhangi bir hatanın, günahın farkına varıp kendimize itiraf etmemiz ile atacağız ve bir daha ona dönmemeye azmedeceğiz. Azmimizin en bariz göstergesi ise Allah’a karşı itaatlerimizi yerine getirmekle olacak.

Aziz Kardeşlerim!

Beden organlarıyla işlediğimiz günahlara yapacağımız tövbeyi ise yine beden organlarıyla yapacağız. Riya, kibir, haset, dünya hırsı, açgözlülük, cimrilik gibi kalp ile yaptığımız hataları ise yine kalbimizle düzelteceğiz. Zira bedenle işlenen günahlara tövbe edip de kalple işlenen günahlara tövbe etmeyen kimse dışı süslü, içi pislikle dolu kaba benzer. Nasıl ki üzerinde pislik bulunarak namaza kalkan kimse Allah’a yaklaşamadığı gibi, kalbindeki pisliklerle de Allah’a manen yaklaşması tövbe etmedikçe mümkün olmaz. Yüce Allah şöyle buyurur: “Günahın açığını da, gizlisini de bırakın! Muhakkak ki günah kazananlar yaptıklarının cezasını çekecekler.”[4]

Kıymetli Kardeşlerim!

Her günahın tövbesi kendi cinsindendir. Zekâtın tövbesi vermediklerini vermekle; orucun tövbesi tutmadıklarını tutmakla; birisinin alacağı varsa onu ona vermekle; birisinin kalbini kırmışsak helallik dilemekle, iftira etmişsek iftira ettiğimizi ve “Doğrusu şudur.” diyerek itiraf ve izah etmekledir. O hâlde istiğfar ve tövbede bizim yegâne örneğimiz olan Hz. Peygamber (s.a.v.)’i takip ederek, onun günde yetmiş defa ya da daha fazla tövbe ettiği gibi sürekli tövbe hâlini almalıyız. Hata ve günahlarımıza beklemeden, acele ederek anında tövbe edip, aynı hatalara tekrar düşmemek için azami çaba göstermeliyiz.

Allah hepimizi gerçek manada tövbesinde sebat edenlerden eylesin!

[1] Tahrîm suresi, 66:8
[2] Zümer suresi, 39:53
[3] Süyûtî, Dürrü’l Mensur, 8/227
[4] En’âm suresi, 6:120

Hutbe-Tovbe Sonsuz Rahmet Kapısının Anahtarı

Hutbe-Arapça