Hutbeler

Hutbe: Kadere İman ve Rıza

Muhterem Müslümanlar! Kadere inanmak, imanın şartları arasında yer alan bir rükündür. Kader, Allah’ın ezelden ebede kadar olmuş ve olacak olan her şeyin mahiyetini, zamanını ve mekânını, sıfatlarını ve özelliklerini ezelî ilmiyle bilmesi ve ona göre takdir etmesi demektir. Yani yüce Rabbimiz, insan ve onun hayatı dâhil olmak üzere her şeye mükemmel bir ölçü takdir etmiştir. Kamer suresinin 49. ayetinde Cenâb-ı Hak “Biz, her şeyi bir ölçüye göre yarattık.” buyurarak bu hakikati şu şekilde ifade buyurmaktadır.

Hutbe: Irkçılık Bize Yakışmaz!

Muhterem Müminler! Yaratılmışlar olarak bu dünya hayatında bazı kararları kendi irademizle, kendi tercihlerimiz doğrultusunda alırız. Hangi meslek eğitimini alacağımıza, sofrada bulunan yemeklerden hangisini yiyeceğimize, saçımızı nasıl kestireceğimize, şu içerisinde bulunduğumuz mescidin neresinde namaz kılacağımıza bizzat karar verir ve gereğini yaparız. Ancak bazı hususlar da vardır ki, kul olarak bizim bunlara hiçbir dahlimiz söz konusu olamaz.

Hutbe: Recep Ayı ve Regaip Kandili

Muhterem Müslümanlar! Cenâb-ı Hak şöyle buyuruyor: “Gökleri ve yeri yarattığı günde Allah’ın yazısına göre Allah katında ayların sayısı on iki olup, bunlardan dördü haram aylardır...”

Hutbe: Küçük Hac: Umre

Muhterem Müminler! Küçük hac adı da verilen umre ibadeti çok önemli bir ibadettir. Umre, Kâbe’yi tavaf ile, Safa ile Merve arasında sa’y etmekten ibarettir. Cenâb-ı Hak, Kur’ân-ı Kerîm’de: “Haccı ve umreyi Allah için tam yapın.” buyurmuş ve hac ile umreyi aynı ayetin içerisinde birlikte zikretmiştir. Hem haccın hem de umrenin, sadece Allah rızası için yapılması gereken ibadetler olduğu da beyan edilmiştir. Peygamberimiz (s.a.v.) ise, bu iki ibadetin yerine getirilmesini teşvik ederek şöyle buyurmuştur: “Umre ibadeti, daha sonraki bir umreye kadar işlenecek günahlara kefarettir. Mebrûr (makbul) haccın karşılığı ise, ancak cennettir.” Aynı anlamdaki diğer bir hadîs-i şerif de şöyledir: “Ramazan ayında yapılan umre, tam bir hac sayılır, ya da benimle birlikte yapılmış bir haccın yerini tutar.”

Hutbe: Zor Günlerde Dayanışma

Muhterem Kardeşlerim! Hutbemizin başında okuduğumuz “Her nefis mutlaka ölümü tadacaktır. Ve Sonunda bize döndürüleceksiniz.” ayetinde de izah buyurulduğu gibi her yaşayan canlı bir gün ölüm denen gerçekle yüz yüze gelecektir. Çünkü ölüm yaratılış sırrının ortaya çıkmasıdır. Hem Mülk suresinde hem de Bakara suresinde Cenâb-ı Hak, ölümün insanın denenmesi anlamında olduğunu beyan ederek şöyle buyurmuştur: “O ki, hanginizin daha güzel davranacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratmıştır. O, mutlak galiptir, çok bağışlayıcıdır.” “Andolsun ki sizi biraz korku ve açlık; mallardan, canlardan ve ürünlerden biraz azaltma (fakirlik) ile deneriz. (Ey Peygamber!) Sabredenleri müjdele!”

Hutbe: Şeytanın Etki Alanı

Muhterem Müslümanlar! Rabbimiz bize olan merhametinden dolayı dostumuzu da düşmanımızı da bildirmiştir. Mesela şeytan ve onun ordusunun bizim düşmanımız olduğunu şöyle beyan etmiştir: “Şeytan, sizin düşmanınızdır, siz de onu düşman sayın. O, kendi taraftarlarını ancak ateş ehlinden olmaya çağırır.” Bize gereken, düşmanımız olan şeytana ve şeytanın dostlarına dost olmamaktır. Çünkü şeytan, Allah’ın yasaklarını işlememizi arzu ettiği gibi, Allah’ın emrettiği şeyleri terk etmemizi isteyerek bize vesvese verir.

Hutbe: Kelime-i Tevhidin Anlamı ve Mesajı

Muhterem Müslümanlar! Rabbimiz, “Bil ki, Allah’tan başka ilah yoktur.” demektedir. Yani önce bil, sonra inan, inandığını da dilinle söyle demektedir. Evet, demek ki Allah’tan başka ilah olmadığını bilmek farzdır. Çünkü bilmeden ne iman ne de amel olur. Allah’ı bilmek, tevhit anlayışının altını doldurur. Peki insan Allah’ı nasıl bilebilir? İnsan kendini tanıdıkça, sınırlarını kavrar. Sınırlarını kavradıkça da Allah’ın sınırsızlığını ve ilahlığını kavramaktan âciz olduğunu fark eder ve teslim olur. Âlimlerimiz bunu “Kendini bilen Rabbini bilir!” sözüyle ifade etmişlerdir.

Hutbe: Varlık Bizim İmtihanımızdır

Muhterem Müslümanlar! Allah’ın bize hiçbir bedel ya da karşılık ödemeden bahşettiği maddi ve manevi her türlü nimeti, O’nun sonsuz ikramındandır. Bedenimiz, azalarımız, bizi insan kılan irade, akıl, ruh, gönül, yürek gibi nimetlerimiz bunlardan sadece birkaçıdır. Üstelik bunların tamamının devamlılığı, bir sekteye uğramadan işlev görmesi ve onlar üzerinden faydalı şeyler üretmemiz için yine Allah’ın rızıklarına muhtacız. Güneş olmasa ışık olmazdı, ışık olmasa gözümüz olsa dahi kullanamazdık, gözümüzün işlevi ve manası kalmazdı.

Hutbe: Önden Gidenler

Verehrte Muslime! In jeder Gesellschaft gibt es viele Beispiele für bereits verstorbene Menschen, die sich allein für das Wohl der Menschen eingesetzt haben. An erster Stelle dieser großen Persönlichkeiten stehen für uns Muslime die Propheten. Sie haben sich unermüdlich für das Gute und die Gerechtigkeit eingesetzt. Diejenigen, die ihrem Weg folgen, werden von Allah im Koran gelobt. In den kommenden Tagen...

Hutbe: Duanın Önemi ve Adabı

Muhterem Müminler! Dua, çağırmak, yakarmak, istemek demektir. Duadan maksat, insanın istek ve arzusunu, hâl ve durumunu Allah’a arz etmesi ve O’na niyazda bulunmasıdır. Durum böyle olunca, dua, Allah ile kul arasında tam bir diyalog anlamı taşır. Bu özel bağ, Cenâb-ı Hakk’ın da kullarından istediği ve beklediği bir ibadettir. Nitekim Allah şöyle buyuruyor: “Rabbiniz şöyle buyurdu: Bana dua edin, kabul edeyim. Çünkü bana ibadeti bırakıp büyüklük taslayanlar aşağılanarak cehenneme gireceklerdir”

Hutbe: Hz. Eyyûb (a.s.)’ın Duası

Muhterem Müslümanlar! Hz. Eyyûb (a.s.), Kur’ân-ı Kerîm’de yer yer zikredilen, sabrından dolayı çokça övülen bir peygamberdir. Şüphesiz her peygamber sabrın timsali ve örneğini teşkil eder ama imtihan edildikleri hususlar farklıdır. Dolayısıyla bizim Hz. Eyyûb (a.s.)’dan alacağımız sabır örneği, şeytanın kuvvetli vesveselerine karşı gösterdiği duruş olmalıdır.

Hutbe: İnfak İbadetimiz ve İnfak Projelerimiz

Muhterem Müslümanlar! Okuduğum âyet-i kerîmede Yüce Rabbimiz, “Allah yolunda mallarını harcayanların örneği, yedi başak bitiren bir dane gibidir ki, her başakta yüz dane vardır. Allah dilediğine kat kat fazlasını verir. Allah’ın lütfu geniştir, O her şeyi bilir.” buyuruyor ve infakın ne kadar faziletli ve ne kadar bereketli bir ibadet olduğunu haber veriyor. Âyet-i kerîmeyi tefsir ve teyit buyuran Peygamber Efendimiz de infak edilen malın eksilmeyeceğini ve yüzlerce kat artacağını şu mübarek sözüyle müjdeliyor: “Kim Allah yolunda infak ederse, ona sarf ettiğinin yedi yüz katıyla mükâfat verilir.”