CUMA HUTBESİ

Hutbe: Duanın Önemi ve Adabı

24 Ocak 2018 Kur'an Tesbih Yeşil
Kur'an Tesbih Yeşil

Muhterem Müminler!

Dua, çağırmak, yakarmak, istemek demektir. Duadan maksat, insanın istek ve arzusunu, hâl ve durumunu Allah’a arz etmesi ve O’na niyazda bulunmasıdır. Durum böyle olunca, dua, Allah ile kul arasında tam bir diyalog anlamı taşır. Bu özel bağ, Cenâb-ı Hakk’ın da kullarından istediği ve beklediği bir ibadettir. Nitekim Allah şöyle buyuruyor: “Rabbiniz şöyle buyurdu: Bana dua edin, kabul edeyim. Çünkü bana ibadeti bırakıp büyüklük taslayanlar aşağılanarak cehenneme gireceklerdir”[1]

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de dua etmekle ilgili olarak, duanın ibadetin özü olduğunu ve rahmet kapılarının kilitlerini açmaya kuvvetli bir vesile olduğunu ifade etmiş ve bizi dua etmeye teşvik etmiştir. Bu manada Allah katında dua çok değerlidir: “Allah’a duadan daha değerli bir şey yoktur.”[2]

Değerli Kardeşlerim!

Rahmet kapılarının anahtarı, ibadetlerin en faziletlisi ve Allah katında en değerli ibadet olan dua etmeyi hiçbir zaman dilimizden düşürmemeliyiz. Bize şah damarımızdan daha yakın olan Rabbimize hâlimizi arz etmemiz, zorluklarımızın kolaylaşıp çözülmesi için O’na yakarmamız, çalınacak kapıların en umutlusu olan Allah’a yönelmemiz bir kulluk görevidir. Cenâb-ı Zülcelal şöyle buyuruyor: “Kullarım, beni senden sorarlarsa, (bilsinler ki), gerçekten ben (onlara çok) yakınım. Bana dua edince, dua edenin duasına cevap veririm. O hâlde, doğru yolu bulmaları için benim davetime uysunlar, bana iman etsinler.”[3]

Bize bu kadar yakın olan Rabbimize önce uyanık ve ince-kırık kalplerle hâlimizi arz etmeliyiz. Dua ederken de yine Yüce Allah’ın, “Onlardan, ‘Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik ver, ahirette de iyilik ver ve bizi ateş azabından koru.’ diyenler de vardır.”[4] buyurduğu gibi, hem dünyanın hem de ahiretin en güzel şeylerini ve cehennem azabından kurtuluşu dileyelim. Karşılaşacağımız bütün sıkıntılarımızın çaresini Rabbimizden dileyelim.

Şahsımız için olduğu gibi, ailemiz, eşimiz, dostumuz ve bütün ümmet-i Muhammed için de aynı güzellikleri talep edelim, her türlü bela ve musibetten kurtuluş için dualar edelim. Çünkü kul olarak biz her durumumuzu Allah’a arz ettiğimizde Rabbimize şu sadakati ve güveni göstermiş oluyoruz: Rabbim! Benim dayandığım kendi cılız varlığım, yetersiz ve sınırlı fiillerim değil yalnızca her şeye kadir olan sınırsız kudretindir! Bu bizim Allah’ın yüceliğini tasdik edişimiz ve kendi âcizliğimizi itiraf edişimizdir. Bu duruş da yalnızca zor durumlarda sergilediğimiz bir duruş değil, kulluğumuzun gereği olan bir duruş olmalıdır. Zira Resûlullah (s.a.v.) zor zamanlarda duaların kabul olması için, geniş ve iyi zamanlarda daha fazla dua etmemizi söylemektedir: “Sıkıntılı iken duasının kabul edilmesini isteyen kimse, refahta iken çok dua etsin!”[5]

Aziz Kardeşlerim!

Hutbemizi kısa bir dua ile bitirelim: “Subhâne Rabbiye’l aliyyi’l a’le’l vehhâb! Allah’ım, hâlimiz sana malumdur, ümmet olarak zorlu günlerden geçmekteyiz. Bütün zorluklarımızı kolaylaştır, sıkıntılarımızı gider, şer olarak görülenleri sen hayra dönüştür Allah’ım! Rahmetinle bizleri bağışla, yardımı üzerimizden esirgeme Allah’ım!

Ya Rabbi! Mukaddes ve mübarek değerlerimizi, beldelerimizi, yaşadığımız vatanlarımızı her türlü kargaşadan, fitneden, tehdit ve saldırılardan sen muhafaza eyle. Şer ve fitne odaklarına sen fırsat verme Allah’ım! Yaşadığımız dünyayı yaşanabilir bir yurda dönüştürecek çabalarda bizleri de öncülerden eyle Allah’ım!

Ya Rabbi, Türkiye başta olmak üzere terör tehdidi ile karşı karşıya olan bütün kardeşlerimize ve bu teröre maruz kalan bütün insanlara yardım eyle! İnsanlığın huzur ve barışı için hizmet edenleri, kardeşlik için mesai sarf edenleri muvaffak eyle Allah’ım! Bizleri ve bütün ümmet-i Muhammed’i hem İslam âlemine hem de insanlığa hayırlı ve faydalı işler yapmaya muvaffak eyle Allah’ım!

Ya Rabbi! Bizi ve neslimizi yüce Kur’an’a ve aziz dinine hizmet eden, son nefesini bu iman ve ikrar ile tamamlayan kullarından eyle! Amin!”

[1] Mü’min suresi, 40:60
[2] Tirmizî, De’avât, 1
[3] Bakara suresi, 2:186
[4] Bakara suresi, 2:201
[5] Tirmizî, De’avât, 9, Hadis No: 3382

Hutbe-Duanın Önemi ve Adabı

Hutbe-Arapça