Tohumdan Çınara:IGMG’nin Tarihsel Oluşumu ve İlkeleri
Kuruluş
Batı Avrupa’da Müslümanların tarihi çok eskiye dayanmaktadır. Ancak, kıtadaki Müslüman nüfusunun kitlesel olarak artması, özellikle İkinci Dünya Savaşı sonrası dönemin ekonomik şartlarına dayanır. Başta özellikle ikinci dünya savaşından sonra sanayisini hızla büyütmeye çalışan Almanya’nın, bu süreçte iş gücü açığını kapatmak için yabancı işçileri davet etmeye başlaması Almanya’daki Müslüman varlığı açısından dikkate değer bir dönüm noktasıdır. Dönemin Federal Cumhurbaşkanı Theodor Heuss’un daveti üzerine 1958 yılında Almanya’ya gelen onlarca meslek okulu mezunu Türk vatandaşı, ilk işçi gruplarından olmuştur.[1] 30 Ekim 1961’de Batı Almanya ile Türkiye arasında imzalanan Türkiye-Almanya İşgücü Antlaşması’nı takip eden yıllarda gelen on binlerce işçi büyük sanayi kentlerine yerleştirilmişlerdir. Türkiye’den gelen işçiler Hamburg, Hannover, Frankfurt, Köln, Münih, Stuttgart ve Berlin gibi bulundukları şehirlerde inisiyatifler oluşturarak çeşitli dernekler altında bir araya gelmeye başlamışlardır. Bunlardan bir tanesi de Braunschweig şehrinde 20 Şubat 1966’da kurulan “Braunschweig ve Çevresindeki Türk İşçileri Derneği” (Verein türkischer Arbeitnehmer in Braunschweig und Umgebung e.V.) olmuştur.[2]
Paylaşılan dinî ve sosyal ihtiyaçlar, bu gereksinimleri ortaklaşa gidermek isteyen kişileri harekete geçiren bir zemin oluşturmuştur. Bu durum, işçi derneklerinin yanı sıra farklı inisiyatiflerin ortaya çıkmasına neden olmuş ve işçilerin kendi küçük dinî ve sosyal cemaatlerini kurmalarını teşvik etmiştir.
1960’lı yılların başlarında, işçilere kıyasla daha az sayıda da olsa Türkiye’den Almanya’ya eğitim için gelen öğrenci grupları da bulunuyordu. Dinî hassasiyet taşıyan öğrencilerden biri olan Ahmet Rüştü Banaz, Braunschweig şehrinde fizik eğitimi alıyordu. Onun öncülüğünde üniversitede bir dernek kurulmuş ve bu girişimle 1967’de üniversitede bir mescit açılmıştır. Cuma namazlarının kılındığı ve sohbetlerin düzenlendiği bu mescide zamanla işçilerin de ilgisi yoğunlaşınca şehirde bir cami kurma ihtiyacı doğmuştur.
Üniversitede ilk mescidi açan bu öğrenciler ve işçiler el ele vererek 7 Eylül 1969’da merkezi Braunschweig olan “Türk Birliği” (Türkische Union e.V.) derneğini kurmuşlardır.[3] Bu derneğin kurucuları arasında o dönem Hannover’de doktor olarak görev yapan Dr. Şener Yücetürk ve öğrenci Ahmet Rüştü Banaz yer almıştır. “Almanya’nın her yerinde şube açabilir” yetkisine sahip olan bu dernek, günümüz İslam Toplumu Millî Görüş teşkilatlarının ilk kurumsal nüvesi olup, IGMG’nin dinî hizmetlere dayalı kuşatıcı teşkilat yapısının da tohumunu oluşturmuştur. Bir avuç öğrenci ve işçinin büyük emekleriyle şehir merkezinde kurulan bu cami, aynı zamanda Türk Birliği’nin Almanya’daki ilk şubesi olmuştur. Bu camide vakit namazlarının, cuma ve bayram namazlarının cemaatle edasının yanı sıra dinî eğitimler verilmiş, sosyal ve kültürel çalışmalarla cemaat mensupları arasında dayanışma sağlanmıştır.
70’li ve 80’li Yıllar
İşçi derneklerinin kurulması ortak ihtiyaçlara bir cevap olsa da bu toplulukların daha kurumsal bir çatı altında birleşme arzusu, “Türk Birliği” gibi daha geniş kapsamlı bir yapının doğuşuna zemin hazırlamıştır. Atılan ilk adımların ve merkezî hareketin Braunschweig şehrinden başlamasının nedeni, derneği kuranların sadece kendi çevrelerine değil aynı zamanda benzer ihtiyaçları olan diğer Müslüman topluluklara da örnek olma vizyonuydu. Bu vizyonla hareket eden “Türk Birliği” derneği, 1970’lerin başından itibaren hem diğer şehirlerde farklı isimler altında kurulmuş dernek ve mescitleri şubesi olarak bünyesine katmış hem de kendi adıyla yeni şubeler açarak Almanya genelinde geniş bir alanda teşkilatlanmıştır. Braunschweig şehrinden sonra ilk şube Salzgitter-Watenstedt’te açılmış, sonrasında Hannover, Hamburg, Stuttgart, Köln ve Berlin gibi önemli şehirlerde Türk Birliği şubeleri oluşturulmuştur. Bu süreçte, 1966’da kurulan “Braunschweig ve Çevresindeki Türk İşçileri Derneği” de tüzük değişikliği yaparak, tıpkı Hamburg ve Hannover’deki benzer dernekler gibi, Türk Birliği’nin hizmet anlayışı çerçevesinde dinî ve sosyal hizmetlerini sürdürmüştür.[4]
“Türk Birliği” derneğinin örneklik vizyonunun önemli bir göstergesi de 1969 yılında Ahmet Rüştü Banaz, Dr. Yusuf Zeynelabidin ve eşi Sevim Zeynelabidin’in katılımıyla bir hac organizasyonunun düzenlenmesidir. Bu girişim, Avrupa’daki Müslümanlar için ibadetlerini yerine getirme arayışının diğer bir organizasyonel başlangıcı olmuştur. Nitekim bu adımı takiben, 1972 yılında Hasan Damar öncülüğünde 9 kişilik bir kafileyle ilk toplu hac organizasyonu gerçekleştirilmiştir.
70’li yıllar, Türkiye’den gelen misafir işçilerin işçi yurtlarında veya kendilerine tahsis edilen dairelerde yaşadığı bir dönemdi. Bu yıllarda işçilerin önemli bir kısmı ailelerini de yanlarına almış, çocukları bu ülkelerde okula başlamıştır. Böylece, aileli bir göçmen hayatına geçişle birlikte dinî ve kültürel ihtiyaçlar da çeşitlenerek artmıştır. Bu yeni durumu dikkate alan dernekler, çok yönlü hizmetler sunmaya başlamıştır. Açılan mescitlerde cemaatle namazlar kılınırken, çocuklara ve yetişkinlere dinî eğitimler verilmiş, helal gıda ihtiyacını karşılamak için marketler kurulmuş, ailelere yönelik sosyal hizmetler de sağlanmıştır.
Dönemin misafir işçileri, Türkiye ile olan güçlü bağları ve kısa veya orta vadede geri dönüş hedefleri nedeniyle anavatanlarındaki siyasi ve ekonomik gelişmeleri yakından takip ediyorlardı. Madencilik, tekstil ve metal gibi sanayi dallarında ağır koşullarda çalışan bu işçiler, Türkiye’ye döndüklerinde kendileri için iş alanları oluşturma düşüncesiyle yatırım imkânlarını da gündemlerine almışlardır. Aynı zamanda, maddi ve manevi beklentilerinin siyasal alanda yeterli düzeyde temsil edilmesini de önemsemekteydiler.
Türk işçiler anavatanlarına olan yoğun ilgileri nedeniyle Türkiye’deki siyasi gelişmelerden, hem sağ hem de sol akımlardan etkileniyorlardı. Bu dönemde dinî faaliyetler yürüten Türk Birliği’nin yönetici ve mensuplarının dikkatini Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın “ağır sanayi, önce ahlak ve maneviyat” sloganıyla kurduğu Millî Selamet Partisi çekti. Bunun üzerine Türk Birliği yöneticileri, Almanya’daki ihtiyaç ve taleplerini iletmek ve Türkiye’den destek alabilmek amacıyla 1973 seçimleri öncesinde Prof. Dr. Necmettin Erbakan ile temas kurmaya çalıştı; ancak doğrudan bir iletişim kuramadılar.
Almanya ve diğer Batı Avrupa ülkelerindeki misafir işçilerin varlığı ve ihtiyaçları, bu dönemde Türkiye’de ilk defa politik gündeme girmeye başladı. Bu bağlamda, Türk Birliği tarafından Almanya’nın Köln şehrine davet edilen dönemin T.C. Başbakan Yardımcısı Prof. Dr. Necmettin Erbakan, 1974 yılında Köln Eishalle’de 3.000 kişinin katılımıyla düzenlenen bir programda işçilere hitap etti. Bu toplantı, Türk Birliği yöneticileri ile Erbakan arasındaki ilk görüşmeye zemin hazırladı ve ilişkiler sonraki yıllarda da sürdü. Bu yakınlaşma sonucunda, Türkiye’de o dönem ağır sanayi yanında manevi kalkınmayı merkeze alan bir siyasi çözüm olarak görülen “Millî Görüş” kavramı, Türkiye’de olduğu gibi Avrupa’daki göçmenler arasında da kabul gördü. Türk Birliği de “Millî Görüş” kavramının temsil ettiği bu maneviyat ve sanayi gelişimini önceleyen yaklaşımı benimsedi.
Bu dönemde, Türk Birliği’nin Almanya’daki Türk işçilere yönelik cami merkezli faaliyetleri daha yoğun bir şekilde ele alınarak, birliğin daha kurumsal bir yapıya dönüşmesi sağlanmıştır.
Köln’e Geçiş
Ahmet Rüştü Banaz’ın ardından kısa süreliğine Ali Özdemir ve Ertuğrul Düzel gibi isimlerin geçici başkanlık yaptığı derneğin genel başkanlığına 1976 yılında Dr. Yusuf Zeynelabidin geçti. Yine bu yıllarda, onlarca camiyle hizmet veren Almanya Türk Birliği’nin merkezi Braunschweig şehrinden Köln’e taşınmıştır. Köln’deki çalışmalar ilk olarak Nippes semtinde, Neusser Strasse’deki küçük bir mekânda yapılırken, 1976’dan sonra aynı cadde üzerindeki daha büyük bir binaya geçilmiştir.
Almanya’da bu gelişmeler yaşanırken, Fransa, Hollanda, Belçika ve Avusturya gibi diğer Batı Avrupa ülkeleri de Türkiye’den gelen çok sayıda “misafir işçiyi” kabul ediyordu. Bu işçiler Almanya’da olduğu gibi, önce işçi yurtlarında kalmış, ardından şehir merkezlerinde kendi mescitlerini, camilerini ve derneklerini kurmaya başlamışlardır. Bu durum, Almanya’da hizmet veren Türk Birliği’nin gündemine bu ülkelerdeki Müslümanlara ulaşma ve buralarda teşkilatlanma hedefini getirmiştir. Büyüyen bu vizyon doğrultusunda teşkilatın ismi de zamanla değişime uğramıştır. İlk olarak 22 Kasım 1976’da “Avrupa Türk Birliği” (Türkische Union Europa e.V.) adını alan birlik, Müslüman cemaatin milletler bakımından çeşitliliğini göz önünde bulundurarak 19 Aralık 1982’de “Avrupa İslam Birliği” (Islamische Union Europa e.V.) ismini almıştır.[5]
Zamanla Avrupa İslam Birliği’ne bağlı cami sayısı artmıştır. Bu büyüme doğrultusunda, 1978 yılında Almanya’daki camilerde görev yapmak üzere Türkiye’den ilk defa imamlar görevlendirilmiş, böylece cemaate yönelik dinî hizmetler süreklilik kazanmıştır. Teşkilatın yaşadığı bu büyüme ve Türkiye ile olan ilişkilerindeki yakınlaşma, ilerleyen sayfalarda detaylandırılacak olan Cemalettin Kaplan olayı gibi iç dinamiklerin de etkisiyle kurumsal isim değişikliğini beraberinde getirmiştir. Bu bağlamda, birlik 20 Mayıs 1985 tarihinde “AMGT – Avrupa Millî Görüş Teşkilatları” (Vereinigung der neuen Weltsicht in Europa e.V.) adını almıştır.[6] Avrupa Millî Görüş Teşkilatları (AMGT) isminde kullanılan “Millî Görüş” kavramı Kur’an-ı Kerim’de birçok ayette geçen “İbrahim’in milleti”[7] ifadesine dayandırılarak, bir peygambere inanan ve onun getirdiği değerler, idealler ve gelenekler etrafında toplanan bir cemaat olarak tanımlanmış ve bu manada kullanılmıştır.
Prof. Dr. Necmettin Erbakan ile Temas
1951 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi Makine Fakültesi’nden mezun olduktan sonra akademik çalışmalar için Almanya’da bulunan Prof. Dr. Necmettin Erbakan, bu tecrübesiyle Avrupa’yı yakından tanımış; aktif siyasete başladıktan sonra da Türkiye kökenlilerin sorunları ve Avrupa Müslümanlarının meseleleriyle yakından ilgilenmiştir. Bu bağlamda, bilhassa 1974 yılında iktidar ortağı olan Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın yurt dışında yaşayan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına yönelik destekleyici politikaları, Avrupa’ya Türkiye’den gelen farklı kesimlerden göçmen işçilerin takdirini kazanmıştır. Avrupa’daki Türkiye kökenli işçi kesimi, konsolosluklar nezdinde çalışma ataşelikleri aracılığıyla yürütülen hizmetlerle bu hükûmet döneminde ilk defa bu derece ciddiye alınmıştır. Prof. Dr. Necmettin Erbakan, hükûmette görev aldığı bu dönem ve sonrasında Avrupa’daki Türklerin teşkilatlanmasına büyük önem vererek Avrupa Millî Görüş Teşkilatlarının (AMGT) kurumsal kimliğinin gelişiminde ve teşkilatlanmasında önemli bir rol oynamıştır.
Avrupa’da yeni nesillerin yetişmesi ve idari birimlerde görev almaya başlamasıyla birlikte, Avrupa’daki Müslümanların ihtiyaç önceliklerinin belirlenmesine yönelik yaklaşım da süreç içinde değişim göstermiştir. Yaşadıkları ülkelerde bir gelecek inşa etme ve Müslüman kimlikleri ile yerele uyum sağlama çabalarıyla birlikte, Türkiye’ye geri dönüş fikri yerine kalıcılık perspektifi güç kazanmıştır. Bu sosyolojik dönüşüm, AMGT ve mensuplarına yeni sorumluluklar yüklemiştir. Kurumsal faaliyetlerin merkezine, mensuplarının yaşadığı coğrafyada dinî hayatı desteklemeye yönelik çalışmaların yerleşmesi, hizmet anlayışında köklü bir değişime yol açmıştır.
Batı Avrupa’daki Müslüman toplulukların değişen öncelik, ihtiyaç ve beklentileriyle şekillenen bu sosyolojik ve kurumsal değişim, teşkilatın Türkiye merkezli siyasi yapılarla farklılaşmasını da beraberinde getirmiştir. Yeni süreçte Türkiye’deki siyasi temsilcilerle olan görüşmeler Avrupa’daki Müslümanların öncelikleri doğrultusunda yürütülmüş, IGMG’deki hizmet anlayışı değişimi bu görüşmelerde kendisini göstermiştir. Özellikle Prof. Dr. Necmettin Erbakan öncülüğündeki siyasi hareketin Türkiye odaklı gelişmeye devam etmesi, IGMG’nin kendi özgün konumunu belirlemesini gerekli kılmıştır. Bu süreçte IGMG, kendisini gündelik siyasetin üstünde ancak dünyada olan bitenler karşısında siyasi bilinci yüksek dinî bir cemaat olarak konumlandırmıştır. Bu yeni konumu doğrultusunda, kurumsal kimliğini “Avrupa’daki Müslümanların dinî ve sosyal ihtiyaçlarına yönelik hizmet eden, onların yaşadıkları ülkelerde eşit vatandaşlar olarak toplumda yer almalarına katkıda bulunan bir dinî kuruluş” olarak tanımlamıştır.
Bu tanımdan hareketle IGMG, hak ve adalet bilinci güçlü bireyler yetiştirmeye odaklı bir program ve duruş ile birlikte güncel siyasete ve tüm siyasi parti ve yöneticilere eşit mesafede durma ilkesini benimsemiştir. Aynı zamanda kurulduğu ilk günden itibaren kucaklayıcı bir yol izleyerek, etnik kimliği (Türk, Kürt, Arap, Alman veya Fransız gibi) ne olursa olsun dinî hizmetlerin her bir Müslüman’a yönelik olduğunu belirtmiştir.
Avrupa Millî Görüş Kuruluyor
Dinî faaliyetler yürüten “Avrupa İslam Birliği” isminin 1985 yılında “Avrupa Millî Görüş Teşkilatları” olarak belirlenmesinde, 80’li yılların başlarında yaşanan ve teşkilatın kurumsal kimliği açısından önem arz eden bir bölünme hadisesi belirleyici olmuştur. O dönem İslam Birliği bünyesinde İrşad Başkanlığı yapan Cemalettin Kaplan, “Hilafet Devleti” iddialarıyla cemaat içinde ciddi tartışmalar başlatmıştır. Demokratik hukuk devletinin temel ilkelerine ve siyasi iktidarın seçimlerle el değiştirmesine karşı çıkan bu radikal görüşlerin karşısında duran ve orta yolu savunan kesim ise Osman Yumakoğulları’nın önderliğinde bir araya gelmiştir. Bu iç çatışma sonucunda iki akım yollarını ayırmış, Kaplan’ın aşırı görüşlerini yaydığı oluşum İslam Birliği bünyesindeki çok sayıda camiyi yanına almıştır. Yaşanan ayrışmadan dolayı cemaatten yüzlerce kişinin ayrılması sebebiyle 1984 yılı nisan ayında Hannover’de Weidendamm 9 adresinde yapılan ilk Genel Kurul 114 kişiyle gerçekleştirilebilmiştir.
Osman Yumakoğulları’nın yanında yer alanlar, Millî Görüş’ü kurumsal olarak da temsil etme amacıyla “Avrupa Millî Görüş Teşkilatları (AMGT)” ismini benimsemiştir. AMGT, bu süreçte yaşanan kayıpları, toplumsal ve kurumsal ilkeleri hakkında güçlü bir farkındalık oluşturarak kısa sürede telafi etmiş ve zamanla cami cemiyetlerinin çoğunluğunun desteğini yeniden kazanmıştır.
AMGT’nin kurulmasıyla birlikte, Avrupa genelinde kurumsallaşma ve faaliyetlerin yaygınlaşması açısından yeni bir dönem başlamıştır. Cemalettin Kaplan ile yaşanan ayrışmanın ardından yeniden yapılanma süreci Almanya, Fransa, Hollanda, Belçika ve Avusturya gibi ülkelerde tamamlanmıştır. Teşkilatın kuruluşundan beri var olan gençlerin emeği “Gençlik Kolları” adı altında kurumsal bir yapı kazanmış, ilerleyen yıllarda da “Kadın Kolları” oluşturulmuştur. Bu kollar, gençlerin ve kadınların dinî hayatlarının ve bireysel gelişimlerinin desteklenmesine öncülük etmiş, gençlere yönelik aile, okul ve meslek hayatında rehberlik çalışmaları gibi konuların yanı sıra azınlık, göçmenlik, aktif yurttaşlık, katılım ve ergenlik gibi konularda yaşadıkları sorunlarla ilgilenmiştir. Bir bütün olarak bu çalışmalar, Müslüman göçmenlerin kendi öz kimlikleriyle toplumda yer almaları açısından önemli bir rol oynamıştır.
IGMG’nin kurumsal tarihi incelendiğinde, Avrupa’daki Müslümanlara yönelik dinî, sosyal ve kültürel hizmetlerin organizasyonunda pek çok ilke imza attığı görülmektedir. Bu ilklerden biri, yukarıda da zikredildiği üzere, hac ibadetinin yapılabilmesi için oluşturulan özel bir birimdir. 1969 yılında başlayan ve ilk defa 1972’de organize bir şekilde gerçekleştirilen hac seyahati, 1980’li yıllarda daha kurumsal bir yapıya kavuşmuştur. Bu hizmetlere zamanla umre organizasyonları da eklenmiş, hac ve umre hizmetleri profesyonel bir yapıya dönüşerek kültür turları ile zenginleştirilmiştir.
Avrupa’da yaşayan Müslümanların mali ibadetlerinin ifası amacıyla, 1985 yılında Sefer Ahmedoğlu öncülüğünde IGMG Kurban Kampanyası’nın ilk adımı atılmıştır. Aynı dönemde başlatılan Zekât ve Fitre Kampanyaları da bu hizmetlere eklenmiştir. O günden bugüne bu kampanyalar sayesinde Avrupa’daki Müslümanların bağışları dünyanın dört bir yanındaki yardıma muhtaç insanlara ulaştırılarak mali ibadetler küresel bir iyiliğe dönüştürülmüştür.
1980’li yıllar, aynı zamanda bir dizi kitlesel etkinliğe de sahne olmuştur. Binlerce kişinin katılımıyla düzenlenen yıllık genel kurullar, konserler, paneller ve kültürel etkinliklerle katılımcılara geniş yelpazede programlar sunmuştur. Yıllık olarak düzenlenen Gençlik ve Kadın Kolları Genel Kurulları da Avrupa çapındaki gençleri ve kadınları bir araya getirerek dayanışma ve görüş alışverişi ortamı sağlamıştır. Bu dönemin önemli kültürel etkinliklerinden biri de Müslüman göçmenlere yönelik ilki Köln’de düzenlenen kitap fuarları olmuştur. Bu fuarlar bilgiye ve kitaba erişimi kolaylaştırmış, düzenlenen sempozyum ve paneller sayesinde yazarlarla okuyucuların bir araya gelmesine olanak tanımıştır.
Teşkilatın eğitim alanındaki çalışmaları, çocuklar ve gençlere yönelik ilk yatılı eğitim çalışmalarının 1981’de Hamburg ve Köln’de başlamasıyla somutlaşmıştır. Bu alandaki bir diğer öncü adım, 1985 yılında Hamburg’da ilk düzenlenen “Kur’an-ı Kerim Tilavet Yarışması” olmuştur. Yılda bir kez düzenlenen bu yarışmayla, gençlerin Kur’an-ı Kerim okuma becerileri teşvik edilirken, yarışma esnasında yapılan paneller ve konuşmalarla da kutsal kitabımızın anlamı üzerine düşünme fırsatı sunulmuştur.
1980’li yıllarda başlatılan “Avrupa Müslümanları Meseleleri Konferansı” ise teşkilatın Avrupa’da yerleşik Müslümanların gelecek perspektifine odaklı duruşunu yansıtan gelenekselleşmiş önemli bir programdır. Bu hizmet ve faaliyetleriyle AMGT öncü bir kuruluş olarak öne çıkmıştır. Bu dönemin en önemli gelişmelerinden biri de 1988 yılında bölge ve şubelerden geniş katılımla Hannover Sporthalle’de binlerce kişinin katılımıyla gerçekleştirilen ilk büyük Genel Kurul olmuştur.
90’lı Yıllar
1995 yılı, Avrupa Millî Görüş Teşkilatları için önemli bir dönüm noktası olmuştur. Teşkilat, köklerini ve geçmişini dikkate alarak Avrupa’daki Müslümanların sosyolojik değişimini ve kalıcılığını vurgulamak amacıyla ismini, İslam dinî cemaati olma vasfını öne çıkaran “IGMG – Islamische Gemeinschaft Millî Görüş” (İslam Toplumu Millî Görüş) olarak değiştirmiştir.
Bu süreçte yine yerleşikliği esas alan bir anlayışla kira ile kullanılan cami yerlerinin mülk olarak satın alınması çalışmaları desteklenmiştir. Bu gayrimenkul edinimi ve mevcut camilerin fiziki koşullarının güçlendirilmesi, “EMUG – Europäische Moscheebau- und Unterstützungsgemeinschaft” (Avrupa Cami Yapma ve Yaşatma Birliği e.V.) tarafından yürütülmüştür.[8]
Kalıcılık anlayışının bir diğer göstergesi de kurumsal eğitim çalışmalarının temellerinin atılması olmuştur. İlk defa IGMG cami cemiyetlerinde kullanılmak üzere farklı yaş gruplarına yönelik “Temel Bilgiler” kitapları geliştirilmiş, ayrıca gönüllü eğitimcilerin yetiştirilmesine yönelik özel formasyon eğitimleri yapılmıştır. 1996 yılında gerçekleştirilen ilk “Eğitim Şûrası” ile dinî eğitim çalışmaları uzun vadeli bir perspektifle değerlendirilmiş ve elde edilen sonuçlar kitaplaştırılmıştır. Bu dönemde imam ve hatiplerin görev alanları ve hakları da cemaatin değişen ihtiyaçlarına göre yeniden tanımlanmıştır. Her bölgede düzenlenen aylık toplantılarla bireysel ve ailesel sorunlar ele alınırken, imamların gelişimi için de yıllık “Genel İmam-Hatipler Toplantısı” organize edilmiştir. Müslümanların günlük hayattaki fıkhi sorularına cevap vermek üzere ise “Din İstişare Kurulu” oluşturulmuştur.
Bu on yılda IGMG, toplumun merkezinde yer alma ve tüm toplumsal aktörlerle iletişim kurma ilkesini daha da somutlaştırmıştır. Müslümanların ortak meseleleri hakkında siyasi temsilcilerle, toplumun farklı kesimleri ve diğer İslami kuruluşlarla görüşmeler yoğunlaştırılmış, farklı dinlere mensup inananlar arası etkinlikler düzenlenmiştir. Helal kesim, başörtüsü ve namaz kılma gibi bireysel dinî yaşamı ilgilendiren konularda maruz kalınan yaygın sorunlar sebebiyle hak arama çalışmaları artırılmış, göçmenlerin meseleleri, insan hakları ve din özgürlüğü gibi konularda farkındalık programları gerçekleştirilmiştir. Çoğunluk toplumla iletişimi güçlendirmek amacıyla ilk defa “Açık Cami Günleri” düzenlenmiştir. Kurumun faaliyet ve görüşlerini kamuoyuyla paylaşmak üzere 1995’te “Perspektif” dergisi ve 1998’de IGMG’nin kurumsal “Web Sayfası” yayın hayatına başlamıştır.
Müslüman gençler arasında üniversite eğitiminin artmasıyla “Üniversiteliler Başkanlığı” kurulmuş; gençlere yönelik bilgi alışverişi ve burs desteği sunulmuştur. Kadın Kolları bünyesinde de “Kadınlar Günü”, Kur’an-ı Kerim Tilavet Yarışmaları ve sempozyumlar gibi birçok yeni çalışma yanında kadınların toplumsal hayata katılımını güçlendiren etkinlikler hayata geçirilmiş, genç kadınlar çalışmalarını hem Gençlik ve Üniversiteliler hem de Kadın Kolları bünyesinde kurumsallaştırmıştır. Sosyal dayanışma alanında ise ilk nesilden insanların vefat oranının artmasıyla yoğunlaşan Türkiye’ye defnedilme taleplerine karşılık olarak “Cenaze Fonu” kurulmuştur.
2000’li Yıllar
Kalıcılık perspektifinin bir yansıması olarak, 2000’li yılların başında vatandaşlığa geçiş (“Einbürgerung”) kampanyaları başlatılmıştır.[9] Bu kampanyalar kapsamında dil kursları, imam eğitimi ve sosyal destek programlarıyla birlikte cemaat ve Avrupa’daki Türkiye kökenliler, eşit yurttaşlığa yönlendirilmiştir.
11 Eylül 2001’deki terör saldırıları, uluslararası siyasette yeni bir dönemin başlangıcı olmuş ve Batı dünyasında Müslümanlara yönelik ön yargı ve nefret söylemi körüklenmiştir. Bu süreçte temel haklar, din ve ifade hürriyeti gibi anayasal değerler ihlal edilirken, İslam tarihinde görülen Haricilik zihniyeti yeniden canlanmış, İslam’ın bazı kişi ve gruplarca terörist eylemler için suistimal edilmesiyle Avrupa şehirleri de terör saldırılarına maruz kalmıştır.
Bu gelişmeler, IGMG’yi kurumsal duruşunu yeniden ele almaya itmiştir. Teşkilat, 2002 yılında Belçika’nın Nassogne şehrinde düzenlediği “İstişare Meclisi”nde devletin sekülerliği, demokratik hukuk devleti, din mensupları arasında diyalog ve cinsiyet gibi konuları etraflıca tartışarak temel pozisyonlarını netleştirmiştir. Daha önce 80’li yıllarda radikal çizgideki Cemalettin Kaplan ile yol ayrımı yaşayan IGMG, bu toplantıyla radikalliğe karşı orta yolda duruşunu bir kez daha teyit etmiştir. IGMG, Müslümanların yaşadıkları ülkelerde kendilerinin de teminatı olan anayasal düzen ve hukuk devleti çerçevesinde hareket etmeleri gerektiğini, tüm toplumsal kesimlerle sağlıklı iletişim kurmanın önemini vurgularken, kadın ve erkeğin toplumsal hayatta eş değerli ve eş sorumluluklara sahip olduğuna da dikkat çekmiştir.
Bu dönemde Müslümanların kamusal alanda daha görünür hâle gelmesi ve devletlerin ortak muhatap talebini güçlendirmeleri ile birlikte Almanya’da “Almanya İslam Konseyi” (Islamrat für die Bundesrepublik Deutschland) ve “Almanya Müslümanları Koordinasyon Konseyi” (KRM – Koordinationsrat der Muslime in Deutschland) benzeri, Fransa, Hollanda, Belçika, İsviçre, Avusturya, Danimarka, İsveç ve Norveç gibi ülkelerde Müslümanların meseleleriyle ilgili ortak çatı organizasyonları kurulmuştur. IGMG bu yapılarda aktif olarak yer almış, Müslümanların ortak meselelerinde ortak çözümler geliştirilmesi maksadıyla Müslümanları temsil eden sivil çatı kuruluşlarının kurulmasına öncülük etmiştir.
Müslümanların helal tüketim ihtiyaçları dikkate alınarak bu alandaki kurumsal eksikliği gidermek üzere 2001 yılında Hamburg’da “Avrupa Helal Sertifikalama Enstitüsü (EHZ)” kurulmuştur. EHZ, IGMG Din İstişare Kurulu tarafından belirlenen helal kriterleri çerçevesinde ürün ve üretim sistemlerini kontrol etmekte, danışmanlık hizmeti vermekte ve helal sertifikalandırma yapmaktadır. IGMG Din İstişare Kurulu cemaat tarafından yöneltilen günlük sorulara fıkhi cevaplar geliştirmiştir.
2009 yılında, hizmetlerin genişlemesine paralel olarak Kadınlar, Gençlik ve Kadınlar Gençlik Kolları’nın isimleri “Teşkilat” olarak değiştirilerek kurumsal yapıları güçlendirilmiştir.
2010’lu Yıllar ve Günümüz
Bu dönemde IGMG, kurumsal kapasitesini tüm hizmet alanlarında geliştirmiş; özellikle sosyal hizmetler, insani yardım, eğitim ve tanıtım faaliyetlerine yeni bir boyut kazandırmıştır. Küresel çapta yürütülen insani yardım faaliyetleri için “Hasene Sosyal Yardım Derneği” kurulmuştur. Bu yapılanmayla, daha önce başlatılan Kurban, Zekât ve Fitre kampanyalarının kapsamı genişletilmiş, toplanan bağışlar 100’e yakın ülkede ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmıştır. Almanya özelinde sosyal hizmet çalışmalarını geliştirmek ve yakından takip edebilmek amacıyla da “Fudul Sosyal Hizmetler Derneği” kurulmuştur.
Giderek büyüyen teşkilatın çalışmalarını duyurmak ve tanıtmak amacıyla, dijital mecraların güçlendirilmesi daha büyük önem kazanmıştır. Perspektif, Sabah Ülkesi, Gökkuşağı gibi senelerdir başarıyla yayın yapan mevcut yayınlara ek olarak 2012 yılında “Camia Gazetesi” ve yerel dillerde yayın yapan haber-yorum platformları yayın hayatına başlamıştır. Akıllı telefonlar aracılığıyla IGMG’nin çalışmalarını takip ve hizmetlerinden istifade etmek isteyen insanların ihtiyaç duydukları bilgilere erişimini kolaylaştıran başta “IGMG App” olmak üzere farklı uygulamalar (Al-Quran Al-Hakeem, IGMG Hac & Umre vb.) hizmete sunulmuştur. Pandemi döneminde camilerde alışılageldiği gibi bir araya gelip sohbetler, eğitimler yapılması imkânının ortadan kalkması ile 2020 yılı mart ayında “Camia TV” kurularak gerek cemaat mensuplarına gerekse sosyal medya aracılığıyla ilgi duyan tüm Müslümanlara ulaşılmıştır.
Eğitim ve kurumsal altyapı güçlendirilmeye devam etmiştir. Cami, okul ve kurum inşaatları 2012 yılında başlatılan “İnfak Kampanyası” ile hız kazanmış, Avrupa dışında da dünyanın farklı yerlerinde anaokulları, okullar, imam hatip liseleri, eğitim merkezleri, enstitüler, kolejler, öğrenci evleri ve akademik eğitim sunan kurumlar gibi çeşitli eğitim yapıları hizmete açılmıştır. Aynı yıllarda, İslami eğitime katkı sunacak literatür ve dinî referansların yaygınlaşması için “PLURAL Publications” yayınevi kurulmuştur. Yayınevi Türkçe, Almanca, Fransızca, Hollandaca, İngilizce ve Danca başta olmak üzere farklı dillerde telif ve tercüme eserler yayımlamıştır.
Avrupa’daki Müslüman cemaatin artan ve çeşitlenen ihtiyaçları karşısında, kısa süreliğine Türkiye’den gelen imamlarla sürdürülebilir hizmet verilemeyeceği daha belirgin hâle gelmiştir. Buna binaen IGMG, imam eğitimi ve istihdamı alanında uzun vadeli ve sürdürülebilir projeler geliştirmiştir. Avrupa’daki cemaatin değişen sosyal yapısı dikkate alınarak camilerde oluşan imam ihtiyacını karşılamak üzere 2014 senesinde “Mainz İlahiyat Meslek Okulu” kurulmuştur. Bu amaçla, Avrupa’da yetişen ve eğitim alan gençlerin imamlık görevine yönelmesi ve camilerde görev alması hedeflenmiştir. Ayrıca Avrupa’daki ilahiyatlarda eğitimini tamamlayan öğrenciler, imam hatiplik kâmül eğitimine tabi tutularak 2017 senesinden itibaren genç imam hatipler olarak camilerde görevlendirilmeye başlanmıştır. Bu bağlamda, IGMG’de görev yapacak olan imamların istihdamına destek olmak üzere “Menar Enstitüsü” (Menar e.V.) kurulmuştur.
Dinî hizmetler alanında köklü bir gelenek olan Kur’an-ı Kerim hafızlığının Avrupa’daki Müslümanlar arasında da sürdürülmesi amacıyla mevcut hafızlık çalışmaları, hafızlık kursları aracılığıyla yapılandırılmıştır. İrşad faaliyetleri kapsamında, alanında uzman isimlerin katılımıyla panel çalışmaları düzenlenmiş ve bu kapsamda “Ehl-i Sünnet ve Selefilik”, “Ebû Hanîfe ve Hanefîlik”, “İmam Mâtürîdî ve Mâtürîdîlik” gibi başlıklar altında paneller düzenlenmiştir.
Eğitim alanında da dönemin şart ve ihtiyaçlarına uygun yeni çalışmalar başlatılmıştır. Yetişkin kadın ve erkeklerin temel dinî bilgileri öğrenmeleri için Yetişkin Eğitim Kursları açılmıştır. İslami İlimler Kursları açılarak, temel dinî bilgilerini tamamlamış kadın ve erkeklere kendilerini dinî ve sosyal alanda geliştirme fırsatı sunulmuştur. Mühtedilerin dinî eğitimi için var olan küçük çaplı çalışmalar “Qalam Eğitim Akademisi” kurularak düzenli ve sistemli bir hâle getirilmiş, 2020’de pandemi döneminde Qalam Kursları başlatılmıştır. Hoca hanımların mesleki gelişimlerini ve yetkinliklerini artırmak amacıyla Hoca Hanımlar İleri Eğitim programı hayata geçirilmiştir.
Müslümanlara yönelik artan ön yargılar ve İslam karşıtı ırkçılıkla mücadele amacıyla çoğunluk topluma ulaşma ve iletişimi yoğunlaştırma çabaları artmıştır. Bu bağlamda iftar programları, dindarlar arası diyalog çalışmaları ve Müslümanların tüm şehir merkezlerinde kendilerini anlatıp diyaloğa davet ettikleri “Buyrun, Ben Müslüman’ım” (2015) ve “Değiştirebilirsin” (2018) kampanyaları gibi sokak aksiyonları Avrupa çapında gerçekleştirilmiştir.
2010’lu yıllar sonrası bilhassa Avrupa’daki değişen toplumsal ve siyasi atmosferle birlikte aşırı sağ hızla yükselmiş, toplumun orta sınıfında da yaygın bir güç hâline gelmiştir. Bu değişimlerin ve çeşitli faktörlerin etkisiyle Avrupa’da Müslümanlara yönelik ayrımcılık ve ırkçılık giderek artan bir seyirde devam etmiştir. Bu durum Müslümanların azınlık olarak bulundukları toplumlarda toplumun tüm kesimleri ile eşit haklara sahip olması ve ayrımcılığa uğramadan eşit yurttaşlar olarak yaşayabilmeleri hedefiyle alanında çeşitli uzman dernek veya kurumlarla iş birliği geliştirilmiştir. Bu minvalde “ayrımcılıkla mücadele”ye odaklanan derneklerin kurulmasına destek olunmuştur. Gençleri aşırı akımlar hakkında bilgilendirmek ve bilinçlendirmek amacıyla Almanya İslam Konseyi (Islamrat) tarafından düzenlenen ve IGMG tarafından da desteklenen “Radikalleşme, Köktencilik ve Dindarlık-Radikalleşme Tartışmalarında Müslüman Gençlik” (2022) sempozyumu gerçekleştirilmiş ve radikalleşme tartışmalarında kullanılan kavramlar, radikalleşmenin sebepleri ve çözüm önerileri ele alınmıştır.
IGMG 2016 yılında Suriye’de yaşanan zulümlere dur demek için “Halep Mitingi” düzenlemiş, ortak meselelerin ele alınması ve tecrübelerin paylaşılması amacıyla “Latin Amerika Ülkeleri Müslüman Toplum Temsilcileri” ile Köln’deki Genel Merkez’de buluşulmuştur. Arakanlı Müslümanların durumuna dikkat çekilmesi amacıyla uluslararası çapta “Arakan Konferansı” 2018’de organize edilmiş ve “Doğu Türkistan Aksiyonu” ile Çin’in bölge halkına yönelik uygulamaları 2019 yılında 13 ülkede 20 farklı şehirde protesto edilmiştir. Yine Doğu Türkistanlı Müslümanlara destek olabilmek amacıyla; Avrupa Parlamentosu’nda “Uluslararası Uygur Forumu” 2022 yılında düzenlenerek Çin’in Doğu Türkistan’da uyguladığı zulüm ve soykırım gündeme taşınmıştır.
IGMG bünyesinde uzun süredir yürütülen kültür-sanat çalışmalarını koordine etmek, Avrupa’da toplumun geneline katkıda bulunacak örnek çalışmalar sunmak amacıyla 2012 yılında “Sabah Ülkesi Derneği” kurulmuştur. 2023 yılında ise dernek, “Sabah Ülkesi Kültür Sanat Derneği” ismiyle yeniden yapılandırılmış, kültür ve sanat alanlarında birçok kalıcı çalışmaya imza atmıştır.
Müslüman gençlerin yaşadıkları güncel sorunları tespit etmek ve sorunların çözülmesi için ortak fikirler üretip uygulamaya geçmek, aynı zamanda sosyo-kültürel ve güncel sorunları da dikkate alarak çözüm odaklı çalışmalar sunmak amacıyla teşkilat tarihinde ilk defa “Gençlik Şûrası” 2024 yılında düzenlenmiştir.
2025 yılında teşkilatın yenilenme sürecine ve geleceğe yönelik vizyonunu belirlemek amacıyla eylem ve söylem birliğini hedefleyen geniş katılımlı bir çalışma olarak “IGMG Şûrası” Hollanda’da düzenlenmiştir. Şûra’da IGMG’nin tarihsel oluşumu, temel esasları, kurumsal yapılanması, hizmet kuruluşları, iş birlikleri ele alınmış, ayrıca üçüncü tarafların IGMG’ye atıfları, cinsiyet ve cinsel kimlik, Batı toplumlarında Müslüman olmak, din özgürlüğü, ırkçılık ve IGMG’nin kamusal hayat ve siyasal katılıma dair duruşu konuları da müzakere edilmiştir. Bu konularla ilgili teşkilatın pozisyonları netleştirilmiş ve pozisyon metinleri oluşturulmuştur.
IGMG bugün; Avrupa genelinde, Balkanlar, Avustralya, Kanada, ABD, Türkiye, Japonya ve KKTC’de teşkilatlanmış, Kırgızistan, Latin Amerika ve birçok coğrafyada temsilcilik açmış; şubeleri, bölgeleri olan dinî bir cemaattir. İyilik, güzellik, hayır ve salih amel üzerine ittifak eden IGMG, hizmetlerini her geçen gün artırarak devam ettirme gayreti içerisindedir. Eğitimden dinî hizmetlere, insani yardıma, sosyal hizmetlerden temsil faaliyetlerine kadar oldukça geniş bir yelpazede çalışmalarını sürdüren IGMG, sadece Avrupa’daki Müslümanların değil, dünyanın dört bir yanındaki Müslüman topluluklarının sesi olmaya, ihtiyaçlarına cevap vermeye, kimliklerini, kültürlerini ve değerlerini korumalarına, küresel haksızlıklar ve adaletsizlikler karşısında tüm imkânlarıyla katkı sunmaya devam etmektedir.
Bugün artık IGMG, farklı kıtalarda kurumsal yapılarıyla faaliyet gösteren, yüz binlerce insana doğrudan ulaşan ve milyonlarca kişiye dolaylı yoldan dokunan bir dünya teşkilatıdır. Kurulduğu günlerde sadece birkaç cami ve gönüllü ile yola çıkan bu teşkilat, bugün sahip olduğu organizasyon kabiliyeti, kurumsal birikimi ve gönüllü ağıyla, küresel ölçekte örnek gösterilen bir yapı hâline gelmiştir. Bu başarı, geçmişten bugüne emeği geçen herkesin ortak bir inançla yürüttüğü azimli çalışmaların neticesidir.
Dipnotlar
- https://virtuelles-migrationsmuseum.org/Glossar/heuss-tuerken/ ↩
- Amtsgericht 38100 Braunschweig, VR 2322 ↩
- Amtsgericht 38100 Braunschweig, VR 2679 ↩
- Bekir Gündoğmuş; Göç, Din ve Siyaset: Avrupa’da Millî Görüş, Bilsam Yayıncılık, 2018, s. 172 (aktaran kaynaklar: Hasan Damar, Ahmet Rüştü Banaz)↩
- Amtsgericht Köln, VR 7454 ↩
- Amtsgerichts Köln, VR 9098 ↩
- Nahl suresi, 16:123; Âl-i İmrân Suresi, 3:95; Nisâ suresi, 4:125 ↩
- Amtsgericht Köln, VR 17018 ↩
- Pressemitteilung: 40 Jahre Türken in Deutschland, 06. November 2001, https://www.igmg.org/40-jahre-ta%C2%BCrken-in-deutschland/ ↩











