KADINLAR GENÇLİK TEŞKİLATI
SES Akademi Avrupa’da Müslüman Gençlerin Sosyal ve Siyasi Katılımını Güçlendirmeyi Hedefliyor
13 Nisan 2026
İslam Konseyi (Islamrat) öncülüğünde IGMG Gençlik Teşkilatları iş birliği ile Avrupa’daki Müslüman gençlerin siyasi bilinç ve katılımını artırmayı hedefleyen yeni bir eğitim programı hayata geçirildi. İskoçya’nın eski Başbakanı Humza Yousaf, Prof. Mathias Rohe gibi isimlerin katıldığı açılış programına ayrıca Almanya Federal Meclisi üyesi ve eski bakan Hubertus Heil de bir video mesajıyla katıldı.
“Avrupa’da Müslüman Gençler İçin Siyasi Eğitim” (SES Akademi) açılış etkinliği, 11–12 Nisan 2026 tarihlerinde Köln’de “Kimlik, Sorumluluk ve Katılım: Avrupa’da Genç ve Müslüman Olmak” başlığıyla gerçekleştirildi. Etkinlikte, Avrupa’da yaşayan Müslüman gençlerin kimlik algıları, toplumsal beklentileri ve siyasal katılım biçimleri çok yönlü olarak ele alındı. İskoçya eski Başbakanı Humza Yousaf ve birçok değerli ismin katıldığı açılış programına ayrıca Almanya Federal Meclisi üyesi ve eski bakan Hubertus Heil de katılımcıları selamladığı bir video mesajıyla katkıda bulundu.

Gençlerin Gündemi: Kimlik, Aidiyet ve Katılım
İki gün süren programın ilk gününde düzenlenen oturumlarda, Müslüman gençlerin Avrupa’daki yaşam gerçeklikleri ve kamusal alandaki rolleri farklı perspektiflerden ele alındı.
Açılışta konuşan İslam Konseyi Başkanı Burhan Kesici, Müslümanların Avrupa’da “bir kenar grup değil, vazgeçilmez bir parça” olduğunu vurgulayarak, toplumsal güvenin ve katılımın ancak aktif iletişim ve sorumlulukla inşa edilebileceğini ifade etti.

SES Akademisi Sorumlusu ve Islamrat Genel Sekreteri Murat Gümüş çalışma ile ilgili olarak şunları söyledi:
SES Akademisi, gençlerimizin somut bir isteğinden doğmuştur. Günümüzde pek çok genç, savaşlar, toplumsal gerilimler, siyasi değişimler ve ekonomik çalkantılarla dünyanın giderek daha karmaşık hale geldiğini hissediyor. Aynı zamanda, her zaman güvenilir veya anlamlandırıcı olmayan, neredeyse idare edilemez kadar çok sayıda bilgi kaynağıyla karşı karşıya kalıyorlar. Bu durum, yönlendirilmeye yönelik büyük bir ihtiyaç doğuruyor.
Ancak bu köklü değişimler onları caydırmıyor, aksine kendilerini bu durumun bir parçası ve bununla yüzleşmek zorunda hissediyorlar. Gençlerimiz iyi eğitimli, yüksek düzeyde sosyal sermayeye sahip ve bunu topluma aktif olarak katma konusunda net bir istekleri var.
Aynı zamanda, onların katılım gösterme, sorumluluk üstlenme ve toplumsal süreçlere aktif olarak dahil olma konusunda güçlü bir ihtiyaç duyduklarını gözlemliyoruz. Seslerini duyurmak, ilgili sesleri dinlemek ve birbirleriyle ağ kurmak istiyorlar – ve aynı zamanda başka türlü seslerini duyuramayanlar adına da konuşmak istiyorlar.
SES Akademisi tam da bu noktada devreye giriyor. Aylar süren yoğun hazırlıkların ardından, hem içerik odaklı yönlendirme hem de somut katılım becerileri kazandıran bir program geliştirdik. Buna, Avrupa’daki siyasi sistemler ve anayasalar ile somut katılım olanakları gibi konularda uzman konuşmaları da dahildir.
“Kendiniz Olun”
Programın ana konuşmacılarından Humza Yousaf, Müslüman gençlere siyasi ve toplumsal hayata aktif katılım çağrısında bulunarak, kimlik ve aidiyet ile toplumsal katkı arasında güçlü bir bağ bulunduğunu vurguladı. Yousaf, Müslümanların kamusal hayata katkısının sadece kendi topluluklarıyla sınırlı olmaması gerektiğini belirterek şu ifadeyi kullandı: “Müslümanlar yalnızca kendi topluluklarına değil, tüm insanlığa hizmet etme sorumluluğu ile hareket etmelidir.”
Kendisini Pakistanlı İskoçyalı olarak tanımlayan Yousaf, Pakistan kökenli biri olarak farklı din, renk ve kültürel geçmişiyle çocukluk çağlarından Başbakanlığına değin siyasette ve toplumsal hayatta karşılaştığı zorlukları gençlerle paylaştı. Müslümanların az ya da çok tüm Batılı ülkelerde benzer zorluklarla karşı karşıya kaldıklarını ifade eden Yousaf hangi zorluklarla karşılaşılırsa karşılaşılsın mücadeleye devam edilmesi gerektiğinin altını çizdi. Müslümanların bu zorlukların üstesinden gelme ve toplumda aktif olma sorumluluğu, şartları değiştirme sorumluluğu bulunduğunu vurguladı. Gençlere “kendiniz olun” diyerek seslenen Yousaf, onlara kimliklerini gizlemek yerine kimlerine sıkı sıkı sarılarak sahiplenmeleri ve kimliklerini koruyarak siyasi ve toplumsal hayata aktif katılmaları yönünde çağrıda bulundu.

“Müslümanlar Bu Toplumların Aslî Unsurlarıdır”
Kemal Ergün ise konuşmasında Müslümanların Avrupa’daki konumuna dikkat çekerek şu değerlendirmede bulundu: “İslam sadece söylem değil eylem dinidir. Biz nerede yaşıyorsak oraya yaptıklarımızdan ve yapmadıklarımızdan sorumluyuz. Bizler bu toprakların aslî unsurlarıyız. Müslümanlar artık bu toplumlarda azınlık ve göçmen olarak değil, bu toplumun yerlileri olarak katkıda bulunacak.”

“Haklarınınızın Farkında Olun”
Programda Prof. Mathias Rohe, Avrupa’da din-devlet ilişkilerine değinerek, Müslümanların da diğer dinî gruplar gibi eşit temel haklara sahip olduklarının altını çizdi. Olası sıkıntılar karşısında mücadele edebilmek için bu haklarının farkında olmaları, ortak değerler paydasında toplumun diğer kesimleri ile de ilişkileri gelişmeleri gerektiğini vurguladı ve siyasal ve toplumsal süreçlere aktif katılım sağlamaları çağrısında bulundu.
Tarihsel olarak din ile devletin birleşmesinin hem devlete hem dine zarar verdiğini bu nedenle seküler sistemlerin geliştiğini ifade eden Rohe, buna rağmen dinî görüşlerin kamuoyunda ve siyasi tartışmalarda önemli bir yeri olduğunu, ancak hiçbir dinin tek başına belirleyici olamayacağı dile getirdi.
Fransa’daki katı laiklik ile Almanya’daki daha esnek seküler yaklaşım arasındaki farklara da dikkat çeken Rohe, hukuki sistemlerin genel olarak din özgürlüğüne açık olduğunu, ancak Müslümanların karşılaştığı sorunların daha çok pratikteki siyasal ayrımcılık ve önyargılardan kaynaklandığını gündeme getirdi.
Rohe, Müslümanlara siyasi ve toplumsal süreçlere aktif katılım çağrısı yaparak, hak ihlalleri durumunda hukuki mekanizmaları kullanmalarını, ayrıca, Müslümanlar arasında İslam adına siyasetten uzak durmayı savunan görüşlerin yanlış yorumlara dayandığını ve İslam’ın değişen şartlara uyum sağlayabilen bir yapıya sahip olduğunu vurguladı.

Prof. Dr. Mahmut Hakkı Akın tarafından İslam Toplumu Millî Görüş (IGMG) gençliği üzerine gerçekleştirilen kapsamlı saha araştırmasının bulguları da paylaşıldı. Araştırma, gençlerin bulundukları ülkelere karşı güçlü bir aidiyet duygusuna sahip olduğunu, bu ülkelere katkıda bulunmak istediklerini ancak aynı zamanda ayrımcılık algısıyla da karşı karşıya kaldığını ortaya koyuyor.

Prof. Jocelyne Cesari’nin bir video demeciyle katıldığı programda ayrıca Prof. Murat Erdoğan, Dr. Özgür Özvatan, Dr. Fatima Zibouh ve Prof. Naika Foroutan gibi isimler de tecrübe ve akademik çalışmalarıyla katkı sundu.

Uluslararası Katılım ve Çok Dilli Program
Programın ilerleyen saatlerinde düzenlenen Toplumsal ve Siyasal Katılımın Yolları panelinde de Müslüman gençlerin sosyal ve politik katılım biçimleri detaylı şekilde incelendi. Bu bölümde Müslüman gençlerin medya, siyaset ve sivil toplum alanlarında daha görünür olması gerektiğine dikkat çekildi.
Panelde konuşmacı olarak Fransa Ulusal Öğrenci Birliği Eski Başkan Yardımcısı Maryam Pougetoux, İslamofobi ve Müslüman Karşıtı Irkçılık Belgeleme Merkezi’inden Dunia Khalili, Gazeteci-Yazar Emran Feroz ile Gazeteci, Yazar ve Film Yapımcısı Melina Borčak yer aldı.
Programa Almanya başta olmak üzere Fransa ve Avusturya gibi farklı Avrupa ülkelerinden yaklaşık 200 genç Müslüman katılıyor.
İslam Konseyi tarafından yürütülen proje, İslam Toplumu Millî Görüş gençlik teşkilatları iş birliğiyle hayata geçiriliyor. Programın temel amacı, Müslüman gençlerin Avrupa’daki toplumsal ve siyasal gelişmeleri eleştirel bir perspektifle değerlendirebilmelerini sağlamak ve onları aktif yurttaşlık bilinciyle kamusal hayata katılmaya teşvik etmek. 11 Nisan 2026 itibarıyla başlatılan program, iki yıllık bir çerçevede gençlere yönelik kapsamlı bir eğitim ve tartışma zemini sunacak.
1. panel – Kamusal Alan ve Müslüman Kimliği
Avrupa’da Müslümanların kamusal alanda karşılaştığı yapısal zorluklar ve temsil eksikliği, özellikle gençlerin siyasi katılım potansiyelinin yeterince değerlendirilememesi üzerinden ele alındı. Panelde ayrıca, Müslüman kimliğinin medya ve sosyal alanlarda yeniden tanımlandığı, gençlik ve kadın teşkilatlarının bu alandaki bilinç ve katılımı güçlendirmede önemli rol oynadığı vurgulandı.
2. Panel – Mücadele Stratejisi ve Siyasi Katılım
Yeni nesil Müslümanların artık “göçmen” kimliğinin ötesine geçerek daha aktif ve kalıcı bir siyasi varlık inşa etmesi gerektiği ifade edildi. Bu bağlamda, sabırlı ve stratejik bir siyaset anlayışıyla, lobi faaliyetleri ve demokratik katılım araçlarının güçlendirilmesiyle geleceğe güçlü bir miras bırakmanın önemi öne çıkarıldı.






