İRŞAD

“Bitcoin ve sanal paralar ile ilgili kesin hüküm yok”

16 Şubat 2018

İslam Toplumu Millî Görüş Din İstişare Kurulu (DİK), 2018 yılının ilk toplantısını yaptı. DİK toplantısının 3 ana konusu vardı. Konulardan ilki, Birtcoin ve Ripple örneğinden hareketle diğer kripto paraların fıkhî açıdan değerlendirilmesi üzerine oldu. İkinci konu ise, demokratik seçimlerde oy kullanmanın mahiyeti hakkında idi. Toplantının ikinci gününde üçüncü konu olarak da Almancası Europäisches Halal Zertifizierungsinstitut olan Avrupa Helal Sertifika Enstitüsü’nün (EHZ) sertifikalama sürecindeki helal standartlarının değerlendirilmesi yapıldı.

Sanal paralar ile ilgili olarak Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi ve aynı zamanda Sakarya Üniversitesi İslam Ekonomisi ve Finansı Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü olan Doç. Dr. Süleyman Kaya bilgilendirmelerde bulundu ve bu paraların fıkhî olarak nasıl değerlendirilebileceği konusunda açıklamalar yaptı.

Yine Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Soner Duman da demokratik seçimlerde oy kullanmak ile ilgili sorulan sorulara verilecek olan cevapları fıkhî açıdan değerlendirdi.

Kripto paralar ile ilgili görüşlerini açıklayan Doç. Dr. Süleyman Kaya 13.01.2018 tarihi itibariyle piyasada 1375 ayrı kripto paranın tedavülde olduğunu ve bunların toplam değerinin de 741 milyar 492 milyon 791 bin 069 dolara tekabül ettiğini söylediği konuşmasında bu toplantıda söyleyeceklerinin an itibariyle ulaşılabilen bilgiler çerçevesinde sesli düşünme olarak kabul edilmesi uyarısında bulundu. “Zira henüz kripto paraya dair genel kabul gören bir tanım geliştirilememiştir. Kimisine göre para, kimisine göre finansal varlık, kimisine göre emtia, kimisine göre bir şey.” diyen Kaya, bir şeyin para olabilmesi için şu tanımlamaların yapıldığına işaret etti: “Paraların en temel işlevleri mübadele aracı ve ortak değer ölçüsü olmasıdır. Paranın bunun yanı sıra ödeme aracı olması, değer saklama aracı olması, iktisat politikası aracı olması gibi işlevleri de vardır. Bir şeyin para olabilmesi için özellikle mübadele aracı, ortak değer ölçüsü ve değer saklama aracı olması gerektiğine vurgu yapılır. Parada bulunması gereken özellikler ise değer istikrarına sahip, taşınabilir, bölünebilir, dayanıklı, yeknesak ve nadir olması şeklinde özetlenebilir.”

Her kripto paranın birbirine benzese de aynı şekilde üretilmediğini, dolayısıyla değerlendirilmelerinin tek tek yapılması gerektiğini Bitcoin ve Ripple örnekleri ile açıklayan Dr. Kaya, artık paranın bizzat kendisinin bulunmadığını, banka hesaplarındaki paraların da temsili olduğuna dikkat çekti ve parada son aşama olarak kripto paranın yer aldığını söyledi ve kripto paraların otorite dışı varlıklar olduğunu ifade etti: “Bunların temsil ettikleri fiziksel bir gerçekliği olmadığı gibi bunları destekleyen bir otorite de yoktur. İtibari paralar onları ihraç eden, denetleyen bir otoritenin güvencesi altındadırlar. Kripto paralara olan güven ise bu sistemi kullananların çoğunluğunun yanlış yapmayacağına olan inanç ile sağlanmaktadır.” diyen Kaya getirilen eleştiri ve yüksek spekülasyon imkân ve ihtimallerine rağmen pek çok banka ve finans kuruluşunun, doğrudan mevcut paraları kullanmasa bile, bu teknolojiyi kullanmanın yollarını aradığını söyledi.

Fıkhî olarak Bitcoin örneğinden hareketle bazı fetva kurumlarının çoğunluğunun bu tür paralara cevaz vermediğine de dikkat çeken Kaya, bu kararların dayanaklarında eleştirilere açık yerler bulunduğunu, hemen caiziyeti ya da haramlığı konusunda kesin bir karara varmanın zorluklarına değindi. Bitcoin ve Ripple hakkında eldeki bilgilere göre meşruiyyet problemi olmadığı kanaatinde olduğunu da dile getiren Kaya, kendi kanaatine göre kripto paraların mübadele ve değer saklama aracı olarak veya para transferinde kullanılmasında bir beis olmayacağını düşündüğünü söyledi.
Toplantıya katılan diğer hocaların da konuya ilişkin olarak görüşlerini açıklaması sonrasında, Bitcoin ve Ripple örneğinden hareketle, kripto paralara, bu paralarla işlem yapılmasına şimdilik doğrudan caizdir veya caiz değildir diye bir hükme varmanın doğru olmayacağı meselenin tevakkuf olduğu, yani belirli araştırmalar yapılıp bir hükme varana kadar kendi hâline bırakılması gerektiğinde ittifak edildi.

Oy kullanma
DİK toplantısının ikinci konusunu ise demokratik sistemlerde oy kullanma hakkında gelen soruların cevaplandırılması teşkil etti. Bu konuda Doç. Dr. Soner Duman sorulan sorulara nasıl cevap verilebileceğine dair bir sunum yaptı. Dr. Duman, “Kim Allah’ın indirdiği ile hükmetmezse…” şeklindeki bir çok ayeti ve Allah Resûlu’nün (s.a.v.) müşriklerin, mal ve makam verme tekliflerini reddederek Peygamberliğinden vazgeçmediğini delil göstererek karşı çıkanların, daha başka ayet ve sünnetten delilleri göz ardı ettiğini, dolayısı ile seçimlerde oy kullanmaya bu şekilde yaklaşılmasının uygun olmadığını açıkladı. “Kim Allah’ın indirdiği ile hükmetmezse…” şeklindeki ayetlerin bu şekilde yorumlanmasının akaid bakımından da sakıncalı olduğuna işaret eden Duman, fıkıhtaki, maslahat, makasıdu’ş-şerîa, bir işten maksat ne ise hüküm ona göredir ve meşakkat teysiri celbeder kurallarının bu konudaki sorulara cevap bulmada bizlere yol gösterdiğini söyledi.

Toplantının üçüncü gündemi olan, Avrupa Helal Sertifika Enstitüsü’nün (EHZ) sertifikalama sürecindeki helal standartlarının değerlendirilmesi konusunda, kurumun işleyişi ve kuralların neler olduğunu uzun süre EHZ Müdürlüğünü yapan Yusuf Çalkara anlattı. Yusuf Çalkara’nın sunumundan sonra, İslam İşbirliği Teşkilatı ve Türk Standartları Enstitüsü’nun helal kuralları da dikkate alınarak bazı ilavelerin yapılması kararlaştırıldı. EHZ’nin bundan sonra Köln’de hizmetlerine devam edeceği de toplantıda duyuruldu.