GENÇLİK TEŞKİLATI

“Deizmin bizim dünyamızda bir yeri yok.”

08 Mayıs 2019

IGMG Üniversiteliler Başkanlığı tarafından düzenlenen ve Dr. Ebubekir Sifil’in konuşmacı olarak katıldığı seminerler serisi başarıyla tamamlandı.

IGMG Gençlik Teşkilatı Üniversiteliler Başkanlığı tarafından organize edilen “Çağdaş Bir Sorun Olarak Deizm”, “Oryantalizmin Kur’an, Sünnet-Hadis Anlayışına Etkileri” ve “Tarihselcilik” konulu seminerler Dr. Ebubekir Sifil’in anlatımı ve yoğun katılım ile başarıyla gerçekleştirildi.

Öncelikle deizme değinen Sifil “Kavram bize ait değil, bizim dünyamızda bir yeri yok, çıkış kaynağı da bizim dünyamız değil.” derken; deizm, teizm ve ateizm kavramlarını şu şekilde tarif etti: “Teizm, ateizmin karşıtıdır, yani bir tanrı inancı olan ve bunu genellikle dinî inanç üzerinden ifade eden sistemlere ya da tercihlere teizm diyoruz. Ateizmi de İngilizcedeki olumsuzluk ekinin teizmin başına gelmesiyle birlikte tanrıyı reddeden, tanrı tanımaz inanç sistemine diyoruz. Deizm ise Allah’a inanmakla birlikte dine, kitaba, peygambere tavırlı duran, genel olarak böyle tarif edilen sistemin, ideolojinin adıdır. Bize diyorlar ki ‘Evreni yaratmış, ona böyle otomatik bir işleme mekanizması koymuş, sonra kenara çekilmiş bir tanrı vardır.’ Bunun bizim dünyamızda bir yeri yok, bizde tutmuyor.”

Sifil daha yakın ve açık bir tehlike olarak ise deist düşüncede olup İslam’ı, Kur’an’ı, Efendimiz (s.a.v.)’i ve onun sünnetini sahiplenen, ancak tecrübeyle adına gelenek dediği mirasla problemi olan kesimi işaret etti. Oryantalizm konusuna da değinen Sifil “Sadece Almanya’da isim yapmış, eser vermiş kaç tane oryantalist saymışız biliyor musunuz? Arkadaşlar 120’den fazla. Sadece Almanya’da. Ve şu üretilen bilgilere bir bakın, Batı’da 1970’e kadar oryantalistlerin ürettiği kitap adedi 60.000. Hadi şöyle bir oryantalizm reddiyesi sayalım desek kaç tane sayabiliriz? Bir elin parmaklarını herhâlde geçmez. Böyle muazzam bir saldırı altındayız yani. Dolayısıyla ne yapıp edip ömrümüzü, malımızı, paramızı, servetimizi, neslimizi, gençliğimizi bu yola sevk etmemiz lazım.” diye konuştu.

Programa aynı zamanda IGMG Genel Başkanı Kemal Ergün de iştirak ederek kısa bir konuşma gerçekleştirdi. Ergün konuşmasında özetle şunları ifade etti: “Hiç şüphesiz bu çalışmaların ana gayesi Allah’a güzel bir kul olmak. Bizim ‘Sadece bilgiyi yüklenelim, bilgimiz olsun, bunları ezberleyelim, ondan sonra da devam edelim.’ gibi bir düşüncemiz yok. Çünkü kuru bir bilgiyi Cenâb-ı Hak Cuma suresinde nasıl tarif ediyor? Merkebin üzerindeki kitap yüküne benzetiyor. Biz bilgiyi başta nefislerimizde, ailelerimizde ve çevremizde yaşarayak anlatma olarak görüyoruz. Bilgi bizi irfana ulaştırmıyorsa, bizim aklımızı ölçülü hâle getirmiyorsa, bizde insaf meydana getirmiyorsa, merhamet meydana getirmiyorsa, bizi iyi bir tebliğci ve davetçi yampıyorsa orada sorun var demektir. Bakın bunları söylerken olaya illa bir din penceresinden bakmıyorum. Tabii ki biz Müslümanız, bizim ana bakışımız Kur’an ve sünnet ama din, dil, ırk ayrımı, renk ayrımı yapmadan, zulmün karşısında eğer bilgi bize şahsiyetli bir duruş sergiletmiyorsa orada sorun var demektir. Avrupa’da almış olduğumuz bu İslam bilgisi, İslam medeniyeti burada bizi iyi bir davetçi yapacak ve bulunmuş olduğumuz üniversitelerde, okullarda, sokakta, şehirde, nerede olursa olsun, yaşanabilir bir İslam davetçisine dönüşecek. İşte o zaman bu bilginin gerçek misyonu ortaya çıkmış olur. İslam Toplumu Millî Görüş Teşkilatları olarak biz bu bilginin taliplileriyiz. Biz misyonu olan, heyecan uyandıran ve kulluk bilincini oluşturan bir aidiyetle bu meseleye bakan bilgiye talibiz. Bu zamana kadar da yapmış olduğumuz çalışma da zaten bunun bir göstergesi. Biz azınlıkta yaşayan Müslümanlarız. Azınlıkta yaşayan Müslümanların birbirleriyle kenetlenmeleri, kurum kurmaları ve özellikle de kurumsallaşmaları olmadığı zaman başlarına neler gelir, bunları biliyoruz. Bilgi bizi ferdî davranışlara değil, cemaatsel davranışlara itecek, bu şekilde hareket ettirecek ki burada kayıplarımız olmasın, nesillerimiz kaybolmasın.”