İRŞAD

DİK: Güncel meselelere İslami çözümler konuşuldu

13 Şubat 2017

İslam Toplumu Millî Görüş Din İstişare Kurulu (DİK) 2017 yılının ilk toplantısını Genel Merkezde yaptı. Toplantıda Avrupa’daki Müslüman toplumun ve cemaatimizin gündemini oluşturan; Genel Merkeze sıklıkla yöneltilen sorulara ve yine basın ve yayın organlarında gündem teşkil eden çeşitli konular ele alındı ve değerlendirildi. Müslümanların dini güncel meselelerine çözümler geliştirildi.

2017 Yılı 1. DİK Toplantısı 21-22 Ocak tarihlerinde Kerpen’deki Genel Merkezde yapıldı. Toplantıda kısmen kararlar ortaya çıkmış olsa da, asıl kararların alınması ve bu kararların ilanı, toplantıdaki görüşlerin geniş şekilde değerlendirilmesinden sonra gerçekleşecek.

Bilindiği gibi, günümüz toplumlarında, toplumsal uyum, anlayış, bilme ve tanımaya yönelik olarak, farklı dinlerin mensupları zaman zaman bir araya gelmektedir. Bu arada özellikle bazı dinlerin mensupları toplu dua yapılmasını istemektedir. Bundan hareketle DİK Toplantısı’nda görüşülen konuların başında, çeşitli dinlere mensup kişilerin zaman zaman bir araya gelerek ortak faaliyette bulunmaları, karşılıklı olarak birbirlerinin mabetlerinde dua veya ibadet etmeleri, bu dua ve ibadetleri ortak yapmaları gibi hususlar yer aldı.

Birlikte dua
Toplantıda şu sorular gündeme geldi: Dindarlar (Yahudiler, Müslümanlar, Hristiyanlar, Budistler) bir araya gelip dua edebilirler mi? Müslümanlar diğer dinlere mensup kişilerle ortaklaşa dua edebilirler mi? Bir Müslüman, mesela bir Hristiyan’ın yaptığı duaya amin diyebilir mi? Bu ortamda herkes kendi duasını ayrı ayrı yapabilir diyorlar. Bu durumda Müslüman’ın davranışı nasıl olmalıdır? Camide böyle bir dua yapılabilir mi? Camide Hristiyan, Yahudi veya Budistler ortak dua edebilirler mi? Kendileri ayrı ayrı dua edebilirler mi? Müslümanlar çeşitli toplantılar sebebiyle kilise, havra veya Budist mabetleri gibi yerlerde ezan, Kur’an, ilahi okuyor, orada dua ediyorlar. Bunun hükmü nedir?

Buna benzeyen daha başka soruların da tartışıldığı toplantıda uzun yıllar bu tür toplumsal ilişki, toplantı ve programların organizesinde yer alan tecrübeli İslamiyatçı Hüseyin İnam konuyu farklı açılardan değerlendiren bir sunum yaptı. Daha sonra Yrd. Doç. Dr. Abdullah Akın da kendi sunumunu gerçekleştirdi.

Hüseyin İnam, Peygamberimiz’in 23 yıllık peygamberlik hayatında gayrimüslimlerle yaşama tecrübesinin bizim tecrübemizden daha fazla olduğuna işaret ettiği konuşmasında, dindarlar arası karşılıklı anlayışın temin edilebilmesi için kullanılacak dilin iyi seçilmesine, aynı gibi görünen ifadelerin diğer dinlerde başka manalar ifade edebileceğine ve bunun için dikkatli olunması gerektiğine vurgu yaptı, tarafların diğer tarafın kutsalına hakaret etmemesi gerektiği üzerinde durdu.

Dr. Abdullah Akın’ın özellikle ibadetin ve duanın mahiyetine vurgu yapan, bu mahiyete göre olup olmayacağı konusunda hüküm verilebileceğini belirten açıklamasından sonra konu müzakereye açıldı. Müzakere sonucunda, farklı dinlerin mensuplarının karşılıklı ziyaretler yapmasının ve tanışmanın önemine dikkat çekildi. Başka dine mensup olsa bile bazı dualara amin denilebileceği, ama imana ve ibadete taalluk eden dualara katılmanın mümkün olmayacağı ifade edildi.

Kadın ve cuma ve nayram namazı
DİK Toplantısı’nın ikinci konusu ise, cuma ve bayram namazlarına kadınların katılımları meselesi idi. Cuma namazı ve bu namazın kadınlara da vücubiyeti ile ilgili tartışmaların süregeldiği şu ortamda, kadınların cuma ve bayram namazlarına katılmak isteyip camiye geldikleri takdirde cemaate alınmamalarının caiz olup olmayacağı üzerinde duruldu.

Konu Hessen Bölge Başkanı ve DİK üyesi Bilal Kaçmaz tarafından sunuldu. Kaçmaz, kadınlara cuma namazı farz olmasa bile cuma namazına katılmalarına, vaaz ve hutbe dinlemelerine imkân tanınması gerektiğine dikkat çekti. Bunun için de camilerin hem dizayn hem de imkân bakımından kadınların da cuma ve bayram namazlarına katılmalarını mümkün kılacak şekilde düzenlenmesi gerektiğini ifade etti. Burada cuma namazının kadınlara farziyetinden ziyade, kadınların katılmasının engellenip engellenemeyeceği üzerinde duran Kaçmaz kadınların cuma namazının bereketinden istifade etmelerinin daha uygun olacağını ifade etti. DİK Üyesi Mustafa Duman da cuma namazının kadınlara farz olmadığını, ancak kılmaları durumunda da bir şey gerekmediğini, kılmalarının faziletli olduğu bildirdi.

Toplantıda ayrıca kadınların toplumsal hayata daha çok katılmaları ve bu katılımın giderek yaygınlaşması sonucunda ortaya çıkan çeşitli sorular cevaplandırıldı.

Prof. Dr. Saffet Köse de cuma namazının kadınlara farz olmadığını, bugün cumanın kadınlara farz olduğunu iddia edenlerin farklı saiklerle hareket ettiğini söyledikten sonra, kadın-erkek ilişkilerinde temel ölçüler bulunduğunu, bu ölçülerin başında mahremiyet ve tesettür ilkelerine riayet geldiğini, bunların belirlenen ölçülerde olması hâlinde, ders vermenin toplulukta hitap etmenin mümkün olacağını ifade etti. Kadınların topluma ezan okumalarının uygun olmadığını söyleyen Köse, peygamberimiz zamanında çok sayıda kadının kamu görevinde bulunduğuna, dolayısıyla toplumsal hayata katıldığına dikkat çekti.

Mehdilik anlayışı
DİK Toplantısı’nın önemli bir müzakere konusu ise, son zamanlarda tartışılan iki önemli inanç meselesiydi. Bunlardan birisi Mehdilik anlayışı veya inanışı, diğeri ise Hz. İsâ (a.s.)’ın yeryüzüne inişi ile alakalıydı. Bu iki mesele de kıyamet alametlerinden sayılmaktadır. Bu inanışlar sebebiyle de pek çok soru ortaya çıkmaktadır. Konuyu derinlemesine inceleyen ve uzun bir makaleyi katılımcılara veren, ancak toplantıda özet olarak takdim eden Kars Kafkas Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Ahmet Emin Seyhan bu konulardaki rivayetleri ele aldı. Sözlerinin sonunda “Kıyametin ne zaman geleceğini Allah’tan başka kimse bilemez. Bize düşen, Müslüman olarak kıyametin zamanı gelince kopacağına inanmak ve Müslüman olarak yaşamaktır. Mehdi beklemekten ziyade her bir Müslüman hidayet yoluna rehber olma inancında olmalıdır.” dedi.

Mainz İmam-Hatip Okulu Müdürü Abdulhalim Öner  Hz. İsâ (a.s.)’ın yeryüzüne tekrar geleceğine dair deliller ortaya konulduğunu, bu delillerin Kur’an ve sünnete dayandığını ifade ettiği konuşmasında, bu delillerin neler olduğunu anlattı. DİK Üyeleri Nihat Çiftçi ve Tayyip Sayan hoca efendiler de yapmış oldukları değerlendirmelerde, bu konularda Ehl-i Sünnet geleneğinin genel anlayışına ve kabulüne uymayan kanaatlerin zaman zaman dile getirilmiş olsa da önceki ulemanın bu konularda getirdiği delillerin bizim için önemli olduğunu dile getirdiler. Toplantı, İrşad Başkanı Celil Yalınkılıç’ın değerlendirmesi ve DİK üyeleri ile misafir katılımcılara yaptığı teşekkür ile sona erdi. Toplantının kararları daha sonra yapılacak değerlendirme sonrasında kamuoyu ile paylaşılacaktır.