GENEL SEKRETERLİK

“Görünür olmak zorundayız.”

23 Kasım 2018

Genel Sekreterlik Genişletilmiş Bölge Çalışmaları Koordinasyon Toplantısı 3-4 Kasım tarihlerinde IGMG Genel Merkezi’nde yapıldı. Toplantıda iki panel yer alırken ilk defa ödüllendirmeler de yapıldı.

Genel Sekreterlik Genişletilmiş Bölge Çalışmaları Koordinasyon Toplantısı bölgelerin Kurumsal İletişim, Tanıtma ve Kültürel Hizmetler ve Basın Yayın Başkanlarının yanı sıra Kadınlar Teşkilatı (KT), Gençlik Teşkilatı (GT) ve Kadınlar Gençlik Teşkilatı’ndan (KGT) Bölge Kurumsal İletişim Başkanlarının katılımıyla yapıldı. 26’sı bayan olmak üzere 76 kişinin katıldığı toplantıda iki de panel gerçekleştirildi.

Genel Sekreter Bekir Altaş toplantıda ilk defa panel ve ödüllendirmeler olacağını, panellerde herkesi ilgilendiren meselelerin tartışılacağını belirtti. Altaş “Burda konuşulanları bölgelere taşımak ve oradaki gündemine almak görevimizdir.” dedi.

Toplantının ilk oturumunda Genel Sekreterlik çalışmaları takdim edildi. Plural Yayinevi Sorumlusu Ali Mete yeni çıkan ve hazırlıkları yapılan eserler hakkında bilgi verdi. Bir başka sorumluluk alanı olan Açık Cami Günü hakkında da sonuç raporunu sundu. Akabinde Sabah Ülkesi, Perspektif ve Camia, Hasene Deutschland e.V. sosyal hizmetler model uygulaması konularında bilgi verildi.

İkinci oturumda “Kurumsal İletişim Çalışmalarının İlkeleri” başlıklı sunum Genel Sekreter Yardımcısı Murat Gümüş tarafından yapıldı. Üçüncü oturumda KT ve KGT temsilcileri ayrı ortamda atölye çalışması ile gündeme devam ederken, Ana Teşkilat KİB Komisyonları “Kurumsal İletişim Komisyonu’nda Sık Rastlanılan Sorunlar ve Çözüm Yolları”, GT temsilcileri ise “GT’de Öne Çıkan KİB Çalışmalarının Takdimi” konularında müstakil oturumlarını gerçekleştirdiler.

“Bu bir mücadelenin adıdır.”

Toplantıya selamlama için iştirak eden Genel Başkan Kemal Ergün Almanya, Fransa, Hollanda, Avusturya gibi ülkelerde İslam ve Müslümanların âdeta sorun hâline getirildiğini hatılatarak başladığı konuşmasına özeleştiri ile devam etti: “Bu ortamda bizim ne kadar payımız var? Yaptıklarımız ve yapmadıklarımızın neler olduğunu ele alıyor muyuz? Bu imajın oluşmasındaki payımızı ele almamız lazım.”

Ergün, Avusturya’daki İslam Yasası konusunun, Almanya’daki Alman İslam’ı, Euro-İslam tartışmalarının, Belçika’da Executive ile ilgili sıkıntıların, İskandinav ülkelerinde köken ülke ile ilgili sembollerin sorunlaştırılmasının, IGMG’nin sorunsallaştırılmasının, Fransa’da devletin laik olmasına rağmen İslam dinî cemaatlerinin, Müslümanların iç işlerine karışmasının ve Hollanda’da İslam okulları tartışmalarının yeni meseleler olmadığını belirtti.

Almanya İslam’ı konusunu 2006’da Almanya İslam Konferansı başladığında uzun uzun tartıştıklarını ifade eden Kemal Ergün “Biz bu işlerde figüran mı olacağız, yoksa kavga etmeden hikmet metodunu takip ederek yolumuza devam mı edeceğiz? Evet, ama sloganlarla ilerlemeyeceğiz.” dedi. Bunun için kurumsallaşmanın, materyaller üretip yayınlar yapmanın Açık Cami Günü ve diğer cami programlarının, “Buyrun, ben Müslüman’ım” gibi projelerin sürdürülmesi gerektiğini söyleyen Genel Başkan bu çalışmaları “bir mücadele” olarak nitelendirdi. Kimseyi ötekileştirmeden biz ve siz kavramlarını kullanmadan mücadele edilmesi gerektiğini kaydeden Ergün, “Müslümanlar olarak sorunlarımızdan bir tanesi de kavramları bilmememiz. Bizler Allah’ın ve Peygamber Efendimizin İslam’ı bize tarif ettiği gibi yaşarsak ve özgüvenli bir şekilde çalışırsak tüm çalışmalarımız hayırlı olur. Bu toplantılar en büyük cihatlardandır.” dedi.

Ödüller

Toplantıda ilk defa bölgelere “Buyrun, Ben Müslüman’ım” ve Açık Cami Günü çalışmaları il alakalı ödüllendirme yapıldı. Kurumsal İletişim En’leri Ödülleri kapsamında; Hessen Bölgesi “Buyrun, Ben Müslüman’ım” çalışmasında en iyi ön hazırlığı yapan bölge, İngiltere Bölgesi “Buyrun, Ben Müslüman’ım” çalışmasında geçmiş döneme kıyasla en yüksek performans artışını sergileyen bölge, Güney Hollanda Bölgesi “Buyrun, Ben Müslüman’ım” çalışmasında en çok insana ulaşan bölge oldular. Ruhr-A Bölgesi Açık Cami Günü’nde ilk kez ve donanımlı bir program sergileyen Hagen Cemiyetinin bulunduğu bölge, İngiltere Bölgesi Açık Cami Günü’nde ciddi bir atılım gerçekleştirerek üstün başarı sergileyen bölge, Hamburg Bölgesi Açık Cami Günü’nde en dikkat çeken programlardan birini gerçekleştiren Merkez Camii’nin bulunduğu bölge, Bremen Bölgesi Açık Cami Günü’nde zengin içeriğiyle dikkat çeken Achim Camii’nin bulunduğu bölge olarak ödüllerin sahibi oldular.

Panel

4. oturum “Avrupa İslam’ı, Alman İslam’ı, Hollanda İslam’ı, Fransız İslam’ı, Kavram Karmaşasına Eleştirel Bakış” başlığı altında bir panel şeklinde yapıldı. Moderatörlüğünü Ali Mete’nin yaptığı panelde; Genel Sekreter Bekir Altaş’ın yanı sıra ve bazı Batı Avrupa ülkelerinden temsilciler yer aldı.

Almanya’da dile getirilen Alman İslam Konseyi’nde (DİK) Alman İslam’ı tanımlanması yönündeki beyanlara değinen Bekir Altaş, hukuk itibarıyla bakıldığı zaman böyle bir beklentinin dillendirilmesinin şaşırtıcı ve sıkıntılı olduğunu belirtti. Altaş “Devletin din-devlet bağlamında nötr davranması gerekir. Devletin kurumsal çerçevede dinî tanımlamaya ve dinî kurumsal şekillenmeye karışması  mümkün değil. Anayasa Bakanlığı olarak da tanımlanan bir bakanlıktan böye bir beklentinin gelmesi çok şaşırtıcı. Dinî tanımlanma tamamen dinî cemaatlerin kendi kararlarına bağlı bir iç meseledir.” dedi. Panelde Fransa İslam’ı, Hollanda’da Müslümanların durumu, bu ülkelerde devletin Müslümanlardan beklentileri gibi konular hakkında da konuşmacılar bilgi verdiler.

Müslüman temsil kurumları

Toplantının 4 Kasım’daki ikinci günü yine bir panel ile devam etti. “Müslüman Temsil Kurumlarının Dünü, Bugünü ve Geleceği: Sorunlar, Sınırlar ve Çıkış Yolları” başlıklı panelde Genel Sekreter Yardımcısı Ali Kızılkaya ile yine Batı Avrupa’dan temsilciler konuyu ele aldı.

Ali Kızılkaya Almanya Müslümanlar Koordinasyon Konseyi’nin (KRM) yapılanmasını anlattı. KRM’nin Almanya için büyük bir fırsat olduğunu zira tüm Müslümanların tek çatı altında toplanmasının öngörüldüğünü belirten Kızılkaya ancak bu fırsatın değerlendirilemediğini söyledi. Başta Fransa ve Avusturya olmak üzere kurumlar arası mutabakat sıkıntıları konusu ele alındı ve bu hususta  çözüm yolları arandı.

“Temsil kurumları yol haritası çizer.”

Ali Kızılkaya ise KRM bağlamında konuyu değerlendirdi. Kızılkaya “Temsil kurumu o kadar önemli ki gelecek nesillerin yol haritasını çiziyorsunuz.” dedi. STK’ların devletle ilişkilerinde sivil kalabilme noktasındaki soruya Ali Kızılkaya, “Biz haklı bildiğimiz konularda diklenmeden dik duruyoruz. Farklılıklarımızı diğerini küçümsemek değil zenginlik olarak görmekteyiz. Sivil toplum olarak kalmak çok önemli.” şeklinde cevap verdi.

Panelin devamında benzer sorunların diğer Avrupa ülkelerinde de yaşandığı aktarıldı. Müslümanların bulunduğu hemen her Avrupa Birliği ülkesinde imam eğitimi konusunun tartışılmakta olduğu ve cemaatlerin kendi hak ve yetkinlik alanlarına kısıtlmaların getirilmesinin  siyasetciler tarafından dillendirildiği ifade edildi.  Avrupa’da özellikle İslami cemaatlerin kendi kurumsal haklarını daha iyi müdafa etmelerinin gerekliliğine vurgu yapıldı.

Avusturya’daki durum değerlendirilirken  ise ülkedeki mevcut sıkıntılara değinildi,  “Din özgürlüğünü istemek kadar doğal bir şey yok Avustruya’da Müslümanların başarısız olduğu noktalar oldu. Ancak diğer Avrupa ülkelerine kıyasla Avusturya’da yine bazı olumlu adımlar var. Viyana’da teologlar yetişmesi, okullarda din dersi verilmesi, IGGÖ’nün mütaala yetkisi olması gibi. Bizlerin doğru söylem geliştirmesi lazım. Geçmişteki hatalardan ders alıp yola devam etmek lazım.” dendi. Dilek ve temennilerin alınmasının ardından toplantı sona erdi.