TEŞKİLATLANMA

“Halk, ümmet olma şuuruyla çalışmalarımıza sahip çıkıyor.”

04 Mayıs 2017

IGMG’nin yeni kurulan bölgelerinden olan Balkanlar Bölgesini daha yakından tanımak için Bölge Başkanı Edin Salkoviç ile konuştuk.
Haber: İlknur Küçük

Edin Bey kısaca sizi tanıyabilir miyiz? IGMG ile nasıl tanıştınız? Türkçeyi nerede öğrendiniz?
Öncelikle bölgemize yer ayırdığınız için teşekkür ederiz. 1977 Sancak doğumluyum. Sancak Boşnakların, Müslümanların çoğunlukta yaşadığı bir yer. İlkokul ve ortaokulu burada okudum. 1992-1996 yılları arasında liseyi Türkiye’de okudum. 1996 yılında Almanya’ya geldim. 1997’de IGMG Genel Merkezinde göreve başladım. 10 Mart’ta tam 20 sene oldu. Gençlik Teşkilatında, Teşkilatlanma Biriminde, akabinde de Hasene’de görev yaptım. 2014 yılında Divan heyetimizin kararıyla Balkanlar Bölgesinin kurulmasıyla birlikte Bölge Başkanlığı görevi şahsıma tevdi edildi.

Daha Sancak’tayken Türkiye’deki çalışmaları ve Necmettin Erbakan Hocamızı biliyordum. Türkiye’de eğitim için bulunduğum sürede Millî Görüş Teşkilatlarının çalışmalarından haberdardım. İzmir’de daha yakından tanıdım teşkilatı. Bilhassa Bosna’daki savaş döneminde teşkilatın Boşnak halkına yardımlarına tanık oldum. Avrupa’ya, Almanya’ya geldiğimde bu nedenle ilk aradığım adres IGMG oldu. Hamdolsun 20 yıldır görev yapıyorum. Bu dönemlerde Genel Merkez tarafından Balkanlar’da yapılan çalışmaların koordinatörlüğünü yapıyordum. Buradan giden heyetlerin içinde teşkilatımızı temsilen bulunuyordum. Yardımların iletilmesinde görev alıyordum. Yardımların iletilmesinin yanı sıra eğitim çalışmalarına destek olmak ve kültür kurumlarını daha güçlü hâle getirmek, Yugoslavya’nın dağılması ve savaşlar nedeniyle oluşan yaraların sarılmasında yardımcı olmak gibi çeşitli çalışmalar yaptık.

Biliyorsunuz bölgede Bosna dışında Kosova, ardından da Makedonya’da iç savaş çıktı. Bu yardımlar da bölge insanı için çok önem taşıyordu. Ailemizin üyelerinden çoğu Türkiye’de olduğundan Türkçe ailede kullanılan bir dil. Türkiye’de okumanın ardından teşkilat çalışmalarıyla da Türkçeyi geliştirmiş oldum.

IGMG neden Balkanlarda bir bölge oluşturdu?
1980’lerden itibaren IGMG’nin Balkan Müslümanlarıyla ilgili çalışmaları vardı. Türkiye adına, Türkiyeli Müslümanlar adına Tito Yugoslavya’sında yaşayan Müslümanları tabiri caizse ilk “keşfeden” IGMG’dir. Bu nasıl oldu? 1960’larda 70’lerde Almanya’ya ve diğer Batı Avrupa ülkelerine Yugoslavya’dan gelen Müslüman işçilerle Türkiye’den gelen işçiler birbirini burada yakından tanıdı.

Bizim Türkiye ile ilgili hem bir özlemimiz hem bir beklentimiz vardı. Ama zamanla unutulmuştu bu 500 yıllık bağ. Avrupa’daki Türk işçiler aracılığıyla yeniden Yugoslavya ve Balkanlar’daki Müslümanlardan yakından haberdar oldular. 1983’ten beri de teşkilatımız Bosna ve Yugoslavya’da yapılan çalışmalara yakın ilgi gösterdi. 1990’da Yugoslavya’nın yıkılma süreci akabinde 1992’de yaşanan Bosna Savaşı’nda insani yardım için seferber olundu. Maddi manevi destek olundu. O dönemki Genel Başkan Osman Yumakoğulları Sefer Ahmedoğlu Hocamızı, Aliya İzzetbegoviç’e maddi yardımlar için gönderdi. Sefer Hocamızın getirdiği yardım çok kritik bir zamana denk geldiğinden İzzetbegoviç o yardımı belki miktar olarak çok büyük olmamasına rağmen bereket açısından çok değerli bir acil yardım olarak her zaman zikretmiştir.

Savaş sonrası ise bölge insanına yardımlar IGMG’ye yakın olan kardeş kuruluşlar aracılığıyla yapılmaya devam edildi. 2014’ten itibaren ise bölgede kendi teşkilatımızı kurarak, teşkilatlanarak çalışmaları daha iyi koordine edebiliriz düşüncesiyle teşkilatlanmaya gidildi. Yerli Müslümanlar olan Boşnak ve Arnavutları bizzat teşkilata dâhil etmenin daha faydalı olacağı kanaatine varıldı. Böylece bölgedeki hizmetlerimize kurumsal bir şekilde devam edilmeye başlandı.

Yeni bir bina yaptırdık. Hasene Aşevimizin ve bölge binamızın bulunduğu bu bina Balkanlar Bölge Merkezi konumunda. 2009’dan beri bölgede varız aslında. 2009 yılında Balkanlar Millî Görüş Derneği vardı. 2 öğrenci yurdumuz bu derneğe bağlıydı. Uluslararası Saraybosna Üniversitesi’ne Türkiye’den çok sayıda öğrenci gelmişti. Başörtülü olarak Türkiye’de okumak mümkün değildi o zaman, bu sebeple öğrenciler yurtlarımıza ilgi gösterdi. Onlar için yurtlar açtık.

Balkanlar Bölgemiz deyince Bosna-Hersek aklımıza geliyor. Ancak sınırlar çok daha geniş. Bölge hangi ülkeleri şemsiyesi altında topladı? Her ülkede şubemiz ya da temsilcimiz var mı?
Sınırlarımız çok geniş bir alanı kaplıyor. Slovenya’dan başlayıp, Yunanistan’a kadar uzanıyor. Slovenya, Hırvatistan, Bosna-Hersek, Sancak Sırbistan/Karadağ, Kosova, Arnavutluk, Makedonya, Yunanistan, Bulgaristan ve Romanya. Bölgede 10’dan fazla ülke var. Tüm bu geniş coğrafyada insanları bir araya getirip hizmet etmek pek kolay değil, zaman zaman zorlanıyoruz. Ama son 3 senedir çok önemli çalışmalar yaptık.

Saraybosna’da Bölge Merkezimiz var. Sancak’ta Sırbistan ve Karadağ için şubemiz var, Kosova, Arnavutluk ve Makedonya’da da şubelerimiz var. Yunanistan, Bulgaristan, Romanya ve Hırvatistan’da temsilciliğimiz var. Slovenya’da şu an bir temsilciliğimiz yok, onu da yakında oluşturacağız.

Bu yönüyle Balkanlar Bölgemiz pek çok bölgemizden farklı özellikler taşıyor. Bölgenin bu yönünden bahseder misiniz? Diğer ülkelerle koordineyi nasıl sağlıyorsunuz?
Bölgemizde coğrafi mesafenin geniş ve uzak olması şubelerimiz arası mesafe çalışmalarımızı güçleştiriyor. Mesela geçen Yunanistan’a gittik. Saraybosna’dan bir şubeden diğerine geçmek için 680-700 km yol kat etmeniz gerekiyor, yollar bozuk olduğundan da arazi çalışmaları hem çok yorucu oluyor hem de diğer bölgelere nispetle çok daha fazla vakit alıyor. İki ayrı şubenin programına katılmak için 3-4 gün ayırmak durumunda kalıyoruz. BYK toplantılarımızı telekonferans yöntemiyle yapıyoruz. Bazı BYK üyelerimiz Türkçeyi çok iyi bilmediğinden Boşnakça konuşuyoruz. Bu da teşkilatın genişliğini gösteriyor. Çalışmalarımızla teşkilatımızı yerli olan Boşnak ve Arnavut halka da açmış oluyoruz. Yerel halka ulaşmaya çalışıyoruz. Genel Merkezimizin hazırladığı Temel Esaslarımız çalışmasını Boşnakça ve Arnavutçaya tercüme ettik ve çalışmalarımızda, seminerlerimizde kullanıyoruz.

Boşnakça, Arnavutça seminerler düzenliyoruz. Türkiye’den gelmiş bir cemaat olarak algılanmak istemiyoruz, daha çok bu topraklarda yerli bir hareket olmak için gayret ediyoruz. Zira bu şekilde halk bizi daha iyi benimseyecektir. Bu yönüyle de IGMG burada en çok kabul gören teşkilat olmuştur. Örneğin GT Başkanımız burada Müslüman kanaat önderlerinden bir insan. İnsanımızı millî ve manevi kimlik konusunda bilinçlendiriyoruz. Bosna, Arnavut, Türk millî bayramlarını hep kutluyoruz. Bununla birlikte Türkçe kursları da düzenliyoruz, özellikle idarecilerimizin Türkçe öğrenmesini istiyoruz. Ancak şunu da hep belirtiyoruz: Türkçe bilmemek Millî Görüşçü olmaya engel değildir.

Bölgede hangi alanlarda çalışmalar yapıyorsunuz? Tüm birimler oluşturulmuş durumda mı? Eksiklikler nelerdir?
Genel Merkezimizin yaptığı çalışmaları pek çok alanda takip edip, uygulamaya çalışıyoruz. Bölgemizdeki ihtiyaca göre önemli alanlarda birimlerimizi oluşturduk. İrşad, Eğitim, Sosyal Hizmetler Başkanlıklarımızı kurduk. Hac-Umre birimi yerine Gezi birimini kurduk. Buradaki ve Türkiye’den gelen misafirlerimiz için Kültür ve Gezi Birimimizi kurduk.

Bölgedeki Müslümanların durumundan söz eder misiniz? Yıllardır devam eden kimlikten ve dinden uzaklaştırma çabalarının, komünizmin etkileri nasıl oldu? Şu anki durum nedir? Nasıl bir kitleye hitap ediyorsunuz.

Osmanlı’nın çekilmesinin üstünden yüz sene geçti. İnsanlar zor günler geçirdi, halk soykırıma maruz kaldı. Yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kaldık. Osmanlı’nın çekilmesiyle 1. Dünya Savaşı’nın başlaması akabinde 1918’de Müslümanların çoğunlukta olduğu bölgede yeni bir devlet kuruldu. Avusturya-Macaristan’ın 1. Dünya Savaşı’ndan sonra yıkılmasının ardından bölgedeki Müslümanların tüm hakları ellerinden alındı. Bunun ardından sadece temel insan hakları için Müslümanlar olarak yıllarca mücadele ettik. Büyük Sırbistan’ı kurmak isteyenler Müslümanları “din değiştirmiş, işgalci tarafına geçmiş hainler” olarak gördü. Hâlbuki bunlar Bosna ve Mekadonya’nın yok edilmesi için uydurulmuş propaganda yalanlarıydı. Tito dönemine kadar 1. Dünya Savaşı’nda buradaki Müslümanların %15’i, 2. Dünya Savaşı’nda ise %20’si yok edildi. 1945’te Tito Yugoslavya’sının kurulmasıyla birlikte Müslümanlar fiziki olarak rahatlığa kavuştular ama manevi olarak büyük sıkıntı yaşandı. Camiler açıktı ama oraya giden yollar kapalıydı.

Tito rejiminin bazı Müslüman teşkilatlarıyla “hesaplaşması” ve binlerce Müslüman’ın hapislere atılması dinî hayatı zora soktu. Kadınlarımızın %80’i peçeliydi. 1951’de peçenin yasaklanmasının ardından şehirlerde sadece tek tük başörtülü kadın görünür oldu, daha çok köylerdeydiler. Ancak yine de başörtüsü takmasalar bile dinini yaşamaya çalışan Müslüman kadın sayısı çoktu.

Bosna-Hersek İslam Birliği (Riyaset) ve Gazi Hüsrev Bey Medresesi gibi 500 yıllık köklü iki kuruluş sayesinde, halkımız onların desteği ve yönlendirmesiyle dinî asimilasyona karşı dik durdular. 1979’da İlahiyat Fakültesi kurulması gibi gelişmelerle insanlar dine sarılmaya başladı. Yeni medreseler, İslam enstitüleri açıldı. Şu anda hamdolsun bir sıkıntı yok. Selefi akımlar kafa karıştırmaya çalışıyor ancak bizler ve pek çok Müslüman Ehl-i sünnet çizgisinde Müslüman yetiştirmek için çaba sarf ediyoruz. Özellikle gençleri yetiştirirsek daha faydalı hizmetler yapacağımıza inanıyoruz. Boşnak ve Arnavutları bir araya getirmeye gayret ediyoruz. Bu dönemde Boşnak ve Arnavutlar birbirine düşürülmüştü. Biz iki kardeş toplumuz düşüncesiyle halkı yeniden bir araya getirmeye çalışıyoruz. Arnavutluk’tan, Kosova’dan 5’er kişi yetiştirirsek gelecek 10 sene rahat ederiz inşallah. Şimdi Balkanlarda Zagrep’ten ta İskeçe’ye kadar insanımız var.

Balkanlar istikrarsız bir bölge. Büyük devletlerin “deneme” yaptıkları bir yer. Irkçı, milliyetçi akımlar çok. Savaşın getirdiği sıkıntılardan dolayı Sırplara ulaşmak daha zor.

Müslüman halkın ne tür çalışmalara ihtiyacı var? Özellikle hangi konularda çalışmalar yapılmalı sizce?
Balkanlarda en büyük sıkıntı işsizlik. Genç insanlar kaliteli okulları bitiriyor. Ancak siyasi istikrarsızlıktan dolayı bölgeye yatırım yapılmadığından Avrupa ve Amerika’ya beyin göçü yaşanıyor. Bu insanların çoğu da oralarda asimile oluyor.

Okullaşma yönünde çok eksiklik var, kolej ve liselere ihtiyaç duyuluyor. Eğitim alanında bir boşluk var, bunu biz doldurmalıyız. İrşad alanında yaşanabilir bir İslam konusunda çalışmalarımızı yapıyoruz. Genç hafız kardeşlerimiz var, ev sohbetleri ve irşad çalışmaları yapıyorlar. Gençlerimizin bu sohbetlerine, programlarına 80-100 genç katılıyor.

Sancak’taki gençlerimiz faal mesela, geçtiğimiz aylarda yüklü miktarda yardım toplayarak yapılan Acil Yardım Kampanyası’na destek oldular. Bu yardımları Türkiye’deki mültecilere ulaştırdık.

Kadınlarımızın ve gençlerimizin yaptığı sohbet programlarına yoğun ilgi oluyor. İnsanlarda bir şuur var, ümmetçilik özlemi var. Bundan dolayı IGMG çalışmalarına katılmaktan, bunların bir parçası olmaktan mutluluk duyuyorlar. Çalışmalarımız insanımızı heyecanlandırıyor. Her hafta perşembe günleri Bölge Kadınlar Teşkilatımızın sohbetlerine ve çalışmalarına 100’den fazla kadın katılıyor.

IGMG Balkanlar Bölgesi başörtülü bayanlara sosyal alanda çalışmalarında kapı açan nadir kurumlardan biri. Bölgede daha yeni yeni bazı kurumlar buna dikkat etmeye başlıyor. Bizim teşkilatımızda KT ve KGT çok önemli bir yer tutuyor, bundan dolayı da orada kadınlar açısından da yeni bir çığır açacağımıza inanıyorum. Çok büyük bir ilgi var. Müslümanların ihtiyaç ve isteklerini karşılıyoruz.

Onlara alan açıyoruz. İlahiyat bitiren kadınlar iş konusunda sıkıntı yaşıyorlardı, bizle birlikte bu kardeşlerimiz için yeni bir alan oluştu. Üniversite talebeleri de çalışmalarımıza yoğun ilgi gösteriyor.

www.facebook.com/igmgbalkans
sayfasından bölge çalışmalarını takip edebilirsiniz.