Kurumsal İletişim

“Hayatımızı imanımız şekillendirmelidir.”

23 Kasım 2019

Bölge Kurumsal İletişim, Tanıtma ve Kültürel Hizmetler ve Basın-Yayın Başkanlarının bir araya geldiği Bölge Çalışmaları Koordinasyon Toplantısı (BÇKT) 9 Kasım da Genel Merkez’de yapıldı.

IGMG Genel Başkanı Kemal Ergün’ün de katılarak bir konuşma yaptığı Kurumsal İletişim Başkanlığı Bölge Çalışmaları Koordinasyon Toplantısı’nda, ilgili birimlerin hizmetleri ve bu alanlarda yapılacak olan çalışmaların koordinesi görüşüldü. Kurumsal İletişim Başkanı Osman Yusuf ilgili birimlerdeki personel ve görevlendirmelere dair açıklamalarda bulundu. Halle saldırısı sonrası ziyaretlerini gerçekleştiren şube ve bölgeleri tebrik eden Yusuf bu çalışmaların yürütülmesi konusunda bir rehber hazırlamayı planladıklarını duyurdu. “Stadt, Land, Moschee” adıyla bilinen ve Almanya’da uygulanan mahalli aktörler yetiştirme çalışmasının da Almanya dışına taşıyarak, belediye meclisi, dinî kurumlar, siyasiler, resmî makamlar gibi yerlerde mahalli aktör çalışmasını aktifleştireceklerini belirtti. Yakında bu konudaki bir kılavuzun da iletileceğini aktardı.

Genel Sekreter Bekir Altaş da toplantıya katıldı. Altaş, birimler arasında bir görev dağılımı yapıldığını bu dağılıma göre her bir birimin görev alanındaki çalışmaların nasıl koordine edileceği ve bu koordinelerin bölgeler ve cemiyetlerdeki izdüşümünün nasıl olacağını anlattı. BÇKT’nin yanı sıra Almanya’da İslam din derslerinin müzakere edildiği paralel bir toplantı daha gerçekleştirildiğini söyleyen Altaş, bu toplantıda, Almanya’yı ağırlıklı olarak ele alıp gelecek toplantılarda diğer ülkelerin durumlarını ele alacaklarını söyledi.

Daha sonra ise gündemde yer alan konulara geçildi. Plural Yayınları Müdürü Ali Mete, yayınevi tarafından yayınlanan ve yayıma hazır olan eserler ile, Perspektif dergisi ve IslamiQ web sitesi hakkında açıklamalar yaptıktan sonra, Açık Cami Günü programlarını değerlendirdi. Sabah Ülkesi, Gökkuşağı ve Camia ile ilgili bilgilendirmeyi de Ali Çolak ile İlknur Küçük yaptı. Mehmet Kandemir ise, teşkilatın kurumsal sosyal medyalarının nasıl kullanılması gerektiğini örnekleri ile anlattı.

Medya kurumları çalışmaları ve TV denetleme kurulu alanında kendi tecrübesini Kerim Ocakdan’dan sonra ise, Şeyma Kuri, Ayrımcılıkla Mücadele Derneği Fair tarafından organize edilen ve özellikle Almanya’da camilere yapılan saldırıları kamuoyuna yansıtan “Brandeilig” projesi ile ilgili bilgilendirmede bulundu. Meryem Yaylak ise, Almanya’da sosyal hizmetler yürüten kurulma aşamasında olan “Fudul” derneğinin hizmet ve tanıtımlarını yaptı

Bölge Çalışmaları Koordinasyon Toplantısı (BÇKT) 3 ayrı Workshop çalışması ile devam etti. Workshop’un birincisi Dünya Elemenler başkanlığında “Dindarlar Arası İletişim Çalışmaları” başlığı altında yapıldı. İkinci workshop ise Meryem Yaylak’ın moderatörlüğünde “Sosyal Hizmetler Çalışmaları” başlığı altında yapılırken üçüncü workshop ise İlknur Küçük yönetiminde “Anma Günleri: Christchurch Örneği” başlığı ile gerçekleşti. Her üç workshop grubu, toplantı sonrasında bir araya gelerek ortaya çıkan görüşleri aktardı.

“Salih amel, inandığımız değerleri eyleme geçirmektir.”

Genel Başkan Kemal Ergün BÇKT’ye katılarak bir konuşma yaptı ve bu alanda çalışmaların, Avrupa toplumlarına yapılan çok değerli bir katkı olduğunu söyledi. “Çalışmalarımızın temel gayesi, Allah’ın rızasını kazanmak, iman üzere yaşayabilmek ve iman üzere ölebilmektir.” diyen Ergün Müslüman’ın gayesi bu olduğuna göre bunun bir kısım şartları olduğunu da hatırlattı. “Bunun birinci şartı salih ameldir. Yani inandığımız değerleri eyleme geçirmektir.” şeklinde konuyu açıklayan Ergün şöyle devam etti:

“Kur’an’da ‘Ey iman edenler’ diye başlayan ayetlerin çoğu, daha sonra salih amel işleyenler diye devam eder. İman bizi şekillendirmiyorsa, iman hayata geçmiyorsa, eyleme geçmiyorsa ticaretimizi, sokağımızı, evimizi, aile münasebetlerimizi, komşuluk ilişkilerimizi, dünya ve medeniyet tasavvurumuzu yönlendirmiyorsa, o iman ruhsuz kuşa benzer. Canı olmayan kuşa benzer. Salih amel kuşun ruhudur. Yoksa sadece iman etmek, gagası, gözü, kanadı, ayağı olan kuş gibidir. Uçması mümkün değil, şekilden ibarettir. İstediğiniz gibi çevirirsiniz, koynunuza alır, cebinize alırsınız ona tahakküm edersiniz. Ama ruh olursa tahakküm edemezsiniz. Dokunursunuz kaçar, o, kendine göre şekil verir. Dolayısıyla imana üzere yaşayabilmenin ve iman ölebilmenin birinci şartı salih ameldir, imanı hayatiyete geçirmektir.”

KİB, Tanıtıma, Basın-Yayın ve Kültürel Hizmetlerin asıl görevinin, yaşadığımız bu coğrafyada İslam’ın anlatılması, tanıtılması, Kur’an’ın tanıtılması, İslam ile ilgili önyargının ortadan kaldırılması mücadelesi olduğunu da söyleyen Genel Başkan Ergün “Sizin bu topluma katacağınız en büyük değer tebliğ ve davet, İslam’ın anlatılmasına katkı sağlamanızdır.” dedikten sonra, iman üzere yaşayabilmek ve iman üzere ölebilmenin diğer şartlarını da şöyle izah etti: “İkincisi merhamet sahibi olmaktır. Efendimiz (s.a.v.)’in bir hadisinde ‘Merhamet etmeyene Allah da merhamet etmez.’ buyurulur. Müslüman herkese, her canlıya merhametli olur. Üçüncüsü ise yaptığımız işi ihsan makamında yapacağız. Bu da makamların en üstünüdür. Bazı ayetlerin sonunda ‘Allah muhsinleri sever’ ifadesi vardır. Aynı zamanda Cebrail aleyhisselam’ın İslam’a dair sorular sorduğu bir hadisten geçerki ‘İhsan nedir?’ diye bir soru sordu. Efendimiz, ‘Allah’ı görüyormuşcasına iş yapmaktır. Sen Allah’ı göremezsin, ama seni görür.’buyurdu. İhsan aldığın görevin hakkını vererek icra edilmesidir. İşte bu makam ihsan makamıdır. ‘Allah, bir kulunu severse onu insanların hizmetine verir.’ buyurmaktadır Allah Rasûlü. Onun için bu davada çalışmak çok büyük bir şereftir. Bunun dördüncüsü de Allah’a mütevekkil olmaktır. Allah’a güvenmek, neticeyi Allah’tan beklemektir. Allah bu hizmetleri bizimle beraber yürütülmesini nasip etsin.”

Irkçı ve nefret söylemlerini tek taraflı tartışmayalım

IGMG Genel Sekreteri Bekir Altaş, ise, Almanya örneğinde AfD’nin ırkçı ve nefret söylemini konuşurken aynı zamanda kendi içimizdeki nefret söylemini de ele alan tartışmaların yapılmasını istedi. “Bunları tartışacak ortamlara ihtiyacımız var ve biz bunu hayata geçireceğiz. Hangi konuları tartışacağımızın tespitini iki ay içinde yamayı planlıyoruz.” diyen Altaş, Avrupa ülkelerinde eyalet ya da yerel alanlardaki kurumlar arası çalışmaların nasıl koordine edileceği ve bu koordinelerin bölgelere ve cemiyetlerdeki izdüşümünün nasıl olacağını anlattı. Bu çalışma alanlarında görev alacak birimleri de anlatan Altaş, eyalet ya da bölgesel alanlarda oluşturulan kurumların, görev dağılımının yanı sıra bu hizmetlerin pratik sebepler dolayısı ile nasıl ve hangi kuruluşlarla yapılabileceğinin yeniden değerlendirilmesine ihtiyaç olduğunu söyledi. Çeşitliliğin artması ile koordinasyonun ve uyumlu bir çalışmanın şart olduğuna vurgu yapan Altaş, hatta gerekirse yeniden bir yapılanmaya gidilerek, yeni bir çalışma usulünün ortaya çıkabileceği ihtimalini de göz önünde bulundurarak istişareler yapılabileceğini bildirdi. Almanya’dan çeşitli örneklendirmelerde bulunan Altaş, aynı şekilde diğer ülkelerde de bu yapısal değişikliklerin gündeme gelebileceğini söyledi. Altaş “Farklı bir şekilde görünse de içerik itibariyle Avrupa ülkelerinde sorunların aynı olduğunu görüyoruz. Ama, farklı çözümler gündeme gelmektedir.” dedi