Fetva

Hazır Gıda ve İstihale – Jelatin Örneği

23 Aralık 2014

Eşyada asıl olan mübahlıktır. Bu yüzden Kur’an ve sünnette sadece yenilmesi, içilmesi veya kullanılması caiz görülmeyen şeyler belirtilir, bunların dışında kalan şeylerin meşru olduğu bildirilir. Helali ve haramı belirleme yetkisi ise yalnız Allah ve peygamberine aittir. Diğer insanlara böyle bir yetki verilmemiş, hatta buna kalkışanlar Kur’ân-ı Kerîm’de kınanmış ve uyarılmıştır. Bu nedenle, Allah’ın helal kıldığını haram, haram kıldığını helal kabul etmek büyük günahlardan ve hatta şirk sayılmıştır.

Kur’an ve sünnette helallerin tek tek sayılması yerine haram veya mekruh olan şeyler belirtilmekle yetinilmiştir. Mesela temiz ve yararlı olan gıdalar için “tayyibât”, pis ve zararlı gıdalar için “habâis” ifadesi kullanılmıştır. Böylece bazı genel prensipler de konularak, İslam âlimlerine kıyas yoluyla hüküm çıkarma imkânı sağlanmıştır. Bu hükümler, “menfaatin celbi ve mazarratın def’i (yarar sağlama ve zararı önleme)” ilkesine dayanır.

Bazı gıda maddelerinin değişim yoluyla nitelik değiştirmesi habâisten iken, tayyibât grubuna geçmesi mümkündür. Şarabın sirkeye dönüşmesi, içine pislik düşen yağ ve bal gibi gıda maddelerinin ateşte kaynatmak gibi yollarla temizlenmesi mümkündür. Ancak bunun yine de laboratuvar tahlilinin yapılması uygun olur.

İstihale olayı da, haramı ve necis olanı helal ve temiz kılma yollarından biridir. Ancak her istihale bu sonucu vermez. Bu sonucu veren istihale çoğunlukla kimyasal olmakla birlikte buharlaşma gibi bazı fiziksel dönüşümlerdir. Her kimyasal dönüşüm istenilen istihale sonucunu vermeyebilir. Haramı ve necisi helal ve temiz kılan istihale, molekülü elementlere/atomlara veya kimyasal köklere ayırma işlemi ile ortaya çıkar. Bu işlem neticesinde açığa çıkan elementler ve kökler fıkhî istihaleye uğramış olup aslı necis ise bunlar temiz hâle gelir. Bu dönüşümün yeterli olması için meydana gelen yeni ürünün vasıf itibarıyla da önceki ham maddeden farklı olması şarttır. Vasıf itibarıyla farklı olmadıkça oluşan kimyasal dönüşüm fıkhî istihale olamaz. Fiziksel bir olay olan buharlaşma da kanaatimizce helal ve temiz kılıcı istihaledir.

Şunu belirtelim ki, domuzun her şeyi necis olduğundan ham madde olarak kullanılamaz. Domuz üretelim de onun ürünlerini istihaleye uğratıp gıda konusunda kullanalım, şeklinde bir düşünceye sahip olunmamalıdır. Domuz bu ümmetin imtihanıdır.

Jelatin katkı maddesi ise, et ve deri sanayisinin bir yan ürünü olarak üretilir. Bu yüzden Batı ülkelerinde üretim kaynaklarının başında domuz derisi ve domuz kemikleri gelir. Ayrıca küçük ve büyükbaş hayvan artıklarından da elde edilir. Jelatinin İslam’a göre eti yenen hayvanların et, deri ve kemiklerinden üretilmesi durumunda bunun çeşitli gıdalarda katkı maddesi olarak kullanılmasında bir şüphe bulunmaz. Domuz eti, derisi ve kemiğinden üretilen jelatinin gıdalarda kullanımının ise aslına kıyasla caiz olmaması gerekir.

Jelatinin %99’u gayrimüslimler tarafından, yılda 380.000 ton miktarında üretilmekte ve yaklaşık 150.000 tonu Müslümanlar tarafından tüketilmektedir. Bu nedenle jelatin ve benzeri gıda katkı maddelerininİslam’a göre eti yenen hayvani ürünlerden üretilmesi yoluna gidilmelidir. Günümüzde Müslüman ve Yahudilerin tüketimine sunulmak üzere uygun hayvanlar ve balıktan üretilmiş jelatinler de bulunur. Nebati kaynaktan elde edilmiş jelatin yoktur.

Bunun yanı sıra sekiz bin çeşit katkı maddesi ile karşı karşıya gelinmiştir. Bu baş döndürücü çeşitlilik karşısında hangisinin helal, hangisinin haram olduğunu tespit işi hayli karmaşık bir hâle bürünmüş bulunmaktadır.

Dolayısıyla özellikle Avrupa’da İslami misyonu temsil eden Müslümanlar dinî hassasiyetlerine (namaz, namus, yeme, içme, giyim-kuşam, düğün, eğlence vs.) dikkat etmesi gerektiği gibi, sosyal hayatta da kimliğini muhafaza etmeye azami gayret göstermelidir. Ayrıca alternatif (gıda maddesi, helal kesim vs.) çalışmaların ve üretimin her fırsatta teşvikleri yapılmalı ve bunlar desteklenmelidir.