CUMA HUTBESİ

Hutbe – Hayat imanla daha değerli hale gelir

05 Ocak 2007

Aziz ve muhterem kardeşlerim,

Baştan başa ibadet olan bir Kurban Bayramını daha geride bıraktık. Bayram günleri boyunca okuduğumuz “Allah-u ekber Allah-u Ekber la ilahe illallahu Allah u ekber, Allah-u Ekber ve lillahil hamd” yani “Allah en büyüktür, Allah en büyüktür, Allah’tan baska ilah yoktur ve hamd ancak Allah içindir” zikrullahını yaptık. Din kardesimizle bayramlastık; büyükler ve küçükler sevindirildi. Kesilen kurban etleriyle ikramlar yapıldı, paylaşmanın güzelliği ve mutluluğu yaşandı. Yüce Rabbimizden daha güzel günlerde, hepimizi, daha nice bayramlara ulaştırmasını niyaz ediyor, bu haftaki hutbemize Rabbimizin biz kullarına, Bakara Suresinin ilk ayetlerinde ulaştırdığı mesajla başlamak istiyorum:

Bismillahirrahmanirrahim,

“(Elif, Lâm, Mîm.)

İşte o kitap, bunda şüphe yok, müttakiler (kötülükten korunacaklar) için hidayettir.

Onlar ki gaybe iman edip namazı dürüst kılarlar ve kendilerine verdiğimiz rızktan (Allah yolunda) harcarlar.

Ve onlar ki hem sana indirilene iman ederler, hem senden önce indirilene. Ahirete de bunlar kesinlikle iman ederler.

İşte bunlar, Rabblerinden bir hidayet üzerindedirler ve işte bunlar felaha erenlerdir.” (Bakara S. 1-5)

Değerli kardeşlerim,

Yaratılış gayemiz yüce Allah’ı tanımak ve O’na kulluk etmektir. Kullarından, kendisine görevlerini yerine getirmelerini beklemesi Yüce Rabbimizin hakkıdır. O, insanı boşu boşuna yaratmadığını Kur’an’da bir çok ayette bildirmiştir ve bu hususta Kıyamet Suresi’nde şöyle buyurmaktadır:

“İnsan başıboş bırakılacağını mı sanır? O, dökülen erlik suyundan bir damla (sperm) değil miydi? Sonra bir aleka (embriyon) oldu da Rabbi onu biçime koydu, sonra şekil verdi. Ondan da iki cinsi; erkek ve dişiyi var etti. Peki, bunu yapanın ölüleri diriltmeye gücü yetmez mi? (Kıyamet Suresi / 36-40)

Değerli müslümanlar !

İnsanın kamil bir inanışla Yüce Yaratıcıya iman etmesi ve salih işler yapması hususunda Kur’an’da bir çok ayet vardır ve bu ayetlerde bize görev tarifi bildirilmektedir. Unutmayalım ki, imanımızın gereği olan kulluk vazifelerimizi yerine getirmek, hem dünya, hem de ahiret saadetini sağlayan en değerli kazançlarımızdır. Bunun için, sınırlı bir vakit dilimi için bulunduğumuz bu geçici dünya hayatını dikkatli bir müslümanlık ile geçirmeliyiz. Bundan dolayı, hiç bir an Hakk’tan gafil olmamalı, dilimizden Allah’ın adını düşürmemeli ve O’nun sevgisinden fazla, hiç bir şeyin sevgisini gönlümüze koymamalıyız. Kusurlu davranışlarımız ve noksan kulluğumuz varsa öncelikle onlardan pişman olmalı, bir daha yanlışlık yapmamaya karar vererek Allah’tan af dilemeliyiz. Eğer yaptığımız hatalar kul hakkını da içeriyorsa kulların haklarını telafi etmeliyiz. Ya onlardan helallalaşmalı, eğer bu mümkün değilse o hakları mutlaka ödemeliyiz. İşte bu anlamda, Tevbe suresinde Yüce Rabbimiz, af dilemeyi birinci sıraya alan 9 maddelik, kulluk imtihanını kazanma reçetesi veriyor ve bu reçeteye uygun davrananları imtihanı kazanmakla müjdeliyor: Bismillahirrahmanirrahim:

” (Büyük kurtuluşa erenler şunlardır), O tevbekâr olanlar, o ibadet edenler, o hamd edenler, o oruçlular, o rükua varanlar, o secdeye kapananlar, iyiliği emredip, kötülükten vazgeçirenler, Allah’ın hududunu koruyanlar (emirleriyle yasaklarının ölçülerine riayet edenler). Müjde ver o müminlere, müjde!” (Tevbe S. 112)

Aziz kardeşlerim !

Hutbemi, kamil bir imanın hayatı daha güzel ve anlamlı kıldığına işaret eden bir ayet mealiyle bitiriyorum:

“Mü’minler ancak, o kimselerdir ki; Allah anıldığı zaman kalpleri ürperir. O’nun ayetleri kendilerine okunduğu zaman bu onların imanlarını artırır. Onlar sadece Rablerine tevekkül ederler. Onlar namazı dosdoğru kılan, kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden Allah yolunda harcayan kimselerdir. İşte onlar gerçekten Mü’minlerdir. Onlara, Rableri katında yüksek mertebeler, bağışlanma ve cömertçe verilmiş rızık vardır.” (Enfal S. 2-4)

IGMG İrşad Başkanlığı

[supsystic-social-sharing id="1"]