CUMA HUTBESİ

Hutbe: Aşure Günü

27 Eylül 2017 Kuran Tesbih Kırmızı
Kuran Tesbih Kırmızı

Muhterem Müslümanlar!

Yarın Aşure Günü’dür. Yani, kamerî/hicri ayların birinci ayı olan, içinde bulunduğumuz muharrem ayının 10. günüdür. Hicret, İslam tarihinin en önemli olaylarından birisidir. Bu gün ile ilgili bilmemiz gereken en önemli husus, bu gün ile birlikte ya önden bir gün ya da devamında bir gün olmak üzere 2 gün oruç tutmanın çok faziletli olduğu ve Efendimiz’in bu oruca çok önem verdiğidir. Bununla ilgili daha pek çok rivayet olmakla birlikte bir tanesi şöyledir: Ebû Katâde (r.a.)’ın bildirdiğine göre, Allah’ın resulü (s.a.v.)’e Aşure orucu soruldu. Allah resulü de, “Geçmiş senenin günahlarını örter.” buyurdu.[1]

Aziz Kardeşlerim!

Peygamber Efendimiz’in torunu Hz. Hüseyin efendimizin ailesi ile birlikte Kerbela’da katledilmiş olması dolayısıyla o günden bugüne, Aşure Günü deyince içimiz hep sızlamıştır. Fakat bilelim ki, bu günde ne olup bitmişse, Allah’ın diğer günlerinde de bunlara benzer şeyler olmuştur.

İlk atamız Hz. Âdem (a.s.)’ın tövbesinin bu günde kabul edilmesi, Nûh (a.s.)’ın bu gün tufandan kurtulması, İsrailoğulları’nın Hz. Mûsâ (s.a.) öncülüğünde Firavun’un zulmünden kurtulmasının bu güne rastlamasının özel bir anlamı yoktur. Yani herhangi bir günün, diğer bir güne özel bir üstünlüğü yoktur. Eğer bir üstünlük varsa, bu konuda mesela Kadir Gecesi gibi, Aşure Günü gibi, Allah’ın bir günü bir güne göre faziletli kıldığını bildirmesi ile olur. Ama buradaki ince nokta şudur: Kadir Gecesi olsun Aşûre günü olsun, kul bu gün veya gecelerde Rabbi’ne kulluğunu ihlas ile arz ederse, bu gün veya gecelerin faziletinden istifade edebilir. Yoksa bu günde Hz. Hüseyin efendimizin haince şehit edilmesini izah etmemiz mümkün olmaz. Yezid ve avanesi Rabbimiz’e kullukta ihanet içinde oldular, bu gün onların kurtuluşu değil, azap günü oldu.

Değerli Kardeşlerim!

Kur’ân-ı Kerîm’deki mealini vereceğim şu âyet-i kerîmenin, Mûsâ (a.s.)’ın Aşure Günü kurtulduğuna işaret eden bir ayet olduğu rivayet edilmektedir. Ayet mealen şöyledir: “Mûsâ’ya otuz gece süre belirledik, buna on (gece) daha kattık. Böylece Rabbinin belirlediği vakit kırk geceye tamamlandı. Mûsâ kardeşi Hârûn’a, ‘Kavmim arasında benim yerime geç ve yapıcı ol. Sakın bozguncuların yoluna uyma!’ dedi.”[2]

Şimdi âyet-i kerîme dikkatlice incelenirse asıl meselenin Allah’a kulluk ve hayatın da bu kulluk şuuru içerisinde geçirilmesi olduğu anlaşılır. Mûsâ (a.s.)’ın kardeşi Hârûn (a.s.)’ı yerine geçirmesi, “Ben bu insanları neye davet etti isem sen de öyle yap, ben neyi emretti isem sen de öyle emret. Toplumsal düzeni bozma, fitne ve fesat işleri ile uğraşanlara uyma, onları dinleme!” anlamına gelir.

Muhterem Müslümanlar!

Öyleyse biz bu Aşure Günü’nü bir yerinme ya da övünme günü olarak değil de, Rabbimiz’in bizlerin önüne  koyduğu özel bir fırsat olarak değerlendirelim. Önce bize verdiği bunca sayısız nimet için şükredelim. Hatalarımızdan, günahlarımızdan tövbe edelim. Şeytandan, insanın gönlünü, kalbini ifsat eden insanlardan Rabbimiz’e sığınalım. Sonra ona dua edelim. Bizleri bu doğru yolda, sırât-ı müstakîmden ayırmaması, tüm Müslümanlar olarak, Hz. Muhammed’in ümmeti olma bilinciyle kardeşlik bağlarımızı güçlendirmek için bize, önce kendi nefsimize karşı direnme gücü vermesini niyaz edelim. İnsanlığın kurtuluşu için yalvaralım, yakaralım.

Değerli Kardeşlerim!

İşte bu özel gün, bu Aşûre Günü bizim için ancak o zaman bir anlam ifade edecektir. Âdem, Nûh, İbrâhim ve Mûsâ (a.s.) gibi bu dünyada insanlara Allah’a kulluk etme yolunda öncülük etmiş peygamberler gelip geçtiler. Ebû Cehiller Peygamber Efendimiz’e uymadıkları için, Kâbe’nin içinde de yaşasalar, 100 yıl ramazan ve Kadir Gecesi ile Aşure Günü geçirseler bir anlamı olmayacaktır. Bu gecelere değerini bizler ancak ihlaslı kulluğumuzla verebiliriz.

Aşureniz mübarek olsun!

[1] Müslim, Siyam, 1162/2; H. No: 2603
[2] A’râf sûresi, 7:142

Hutbe-Aşure Günü

Hutbe-Arapça