CUMA HUTBESİ

Hutbe: Sağlık Nimeti ve Temizliğin Ehemmiyeti

13 Mart 2020 Kuran Tesbih Kırmızı
Kuran Tesbih Kırmızı

Değerli Müslümanlar!

Allah insanı varlıklar âleminde en değerli varlık olarak yaratmıştır. İnsana birtakım sorumluluklar yüklemiş, beraberinde birtakım nimetler bahşetmiştir. Bunlardan birisi sağlık bir diğeri ise boş zamandır.

Sevgili Peygamberimiz bu konuya dair bir hadîs-i şerifte şöyle buyurmaktadır: “İki nimet vardır ki, insanların çoğu bu nimetlerin kıymetini bilmekte aldanmışlardır. Bunların birincisi sağlık, ikincisi ise boş zamandır.”[1]

Bu hadîs-i şeriften anlıyoruz ki sağlıklı olmak büyük bir nimettir ve insana sunulmuş bir imkândır. Kaybedildiğinde geri kazanılması çok zor bir fırsattır. Hayatı, yaratılış gayesine uygun, kulluk şuuru içerisinde yaşamak için sağlıklı olmak öncelikli şartlardan birisidir. Sağlığı yerinde olmayanların ibadetlerini tam olarak yerine getiremedikleri hepimizin malumudur. Öyleyse Allah’ın bizlere lütfettiği sağlık nimetini korumak ve bu nimetin karşılığında Allah’a şükretmek temel görevlerimiz arasında bulunmaktadır.

Kıymetli Müslümanlar!

Maddi ve manevi hastalıklardan uzak, sağlıklı bir hayat yaşayabilmek için iki hususa dikkat etmemiz gerekmektedir. Birincisi hastalık gelmeden önce gerekli tedbirleri almaktır ki, temizlik bunun en başında gelmektedir. İkincisi ise hastalık geldiğinde tedavi yollarını aramaktır.

Yüce dinimiz, temizliği yaşamın temel unsurları arasında görmüş ve Hz. Peygamberimiz ﷺ’in ifadesiyle temizliği imanın yarısı olarak ifade edilmiştir.[2] Ayrıca ibadetlerde temizlik ilk şart olarak aranmıştır. Namazın temel şartlarından ilki temizliktir. Kişinin gusül gerektiği zamanlarda gusletmesi, beş vakit namaz, cuma ve bayram namazları için abdestini alması, bedeninde, elbisesinde ve namaz kılacağı yerlerdeki pislikleri gidermesi namazın farzlarındandır.
Ayrıca uykudan uyanıldığı zaman yemekten önce ve sonra ellerin yıkanılması, kasık ve koltuk altlarının temizlenmesi, tırnakların kesilmesi ve temiz tutulması, küçük ve büyük abdest yapıldıktan sonra vücudun temizlenmesi Sevgili Peygamberimizin işaret ettiği sünnetlerdendir.

Rabbimiz de bu konuda şöyle buyurmaktadır.

“Ey iman edenler! Namaza kalktığınızda yüzlerinizi, dirseklere kadar ellerinizi ve kollarınızı yıkayın, başınıza mesh edin ve topuklara kadar da ayaklarınızı yıkayın! Eğer cünüp iseniz güzelce yıkanıp temizlenin.”[3]

Beden temizliğimizin yanı sıra yaşadığımız evlerin ve çalıştığımız iş yerlerinin temiz tutulması, çevrenin kirletilmemesi Sevgili Peygamberimizin emridir. İnsanların gelip geçtiği yerlere bevletmenin lanetin ve nefretin sebebi olduğunu yine kendisi vurgulamıştır.[4]

Buna riayet etmedikleri takdirde insanların kul hakkına girecekleri unutmamalıdırlar. Sağlığı koruma yollarından biri de bulaşıcı hastalıklara yakalanmamak içir tedbirler almaktır. Sevgili Peygamberimiz bir hadislerinde şöyle buyurmaktadır: “Bir yerde veba ve benzeri herhangi bir bulaşıcı hastalık olduğunu işittiğiniz zaman o yere girmeyiniz. Bulunduğunuz yerde böyle bulaşıcı bir hastalık varsa oralardan çıkmayınız.”[5]

Günümüzde birçok hastalıklara karşı tedbirler alınmış ve yayılmasının önüne geçilmiş olmasına rağmen, tedavisi olmayan ve ölümle sonuçlanan yeni hastalıklar zuhur etmiştir. Bu tür virüs ve hastalıklardan korunmanın yolu zikrettiğimiz tedbirlere başvurmaktan geçmektedir.

Değerli Müslümanlar!

Dünyada hıza yayılan ve hayatı bütün yönleriyle etkileyen koronavirüs salgınına karşı da gerekli tedbirleri almalıyız. Bu konuda sağlık bakanlıklarının yaptığı açıklama ve uyarıları dikkatle takip etmeli, önerilere ve alınan kararlara riayet etmeliyiz. Bireysel olarak temizliğe her zamankinden daha fazla dikkat etmeli, ellerimizi sabunla yıkamalıyız. Yeme içmede hijyen şartlarına dikkat edelim. Eller kirli iken ağıza, buruna, göze dokunmayalım. Hapşırırken veya öksürürken bir mendille, mendil yoksa dirseğimizin içi ile ağzımızı kapatalım.
Bulunduğumuz kapalı ortamları sıkça havalandıralım. Camilerimizin ve abdesthanelerimizin temiz tutulmasını düzenli olarak kontrol edelim.

İlgili resmî kurumlar tarafından tedbir amaçlı olarak camilerde ibadeti kısıtlayıcı bir karar alınmadığı sürece camilerimiz açık olmaya, eğitim ve irşad faaliyetlerimiz yapılmaya devam edecektir.

Aziz Müslümanlar!

Hasta olduğumuz zaman tedavi yolları aranmalıdır. Nitekim Sevgili Peygamberimiz ﷺ “Ey Allah’ın kulları! Tedavi olunuz. Çünkü Allah, yarattığı bir hastalık için mutlaka bir deva ve şifa yaratmıştır.”[6] buyurmaktadır. Sonuç itibarıyla bu dünyaya imtihan için gönderildiğimizin bilincinde olarak Rabbimizin şu ayetine hep birlikte kulak verelim: “Andolsun ki sizi biraz korku ve açlıkla, bir de mallar, canlar ve ürünlerden eksilterek deneriz. Sabredenleri müjdele. Onlar; başlarına bir musibet gelince, Biz şüphesiz (her şeyimizle) Allaha aidiz ve şüphesiz Ona döneceğiz derler.”[7]

NOT:

Kıymetli Müslümanlar!

Önümüzdeki pazar günü, Yeni Zelanda’daki menfur saldırının yıl dönümü. Hatırlanacağı üzere bu saldırıda 51 kardeşimiz en vahşi şekilde katledilmişti. Hayatını kaybedenlere bir kez daha Cenâb-ı Hak’tan rahmet diliyoruz. Geçtiğimiz yıl gerçekleşen bu menfur olaydan bu yana maalesef durum daha iyiye gitmiş değil. Tam aksine durum daha da kötüleşti. Nefret ve ırkçılığın nelere yol açtığını maalesef en son Hanau saldırısında bir kez daha acı bir şekilde tecrübe ettik. Yapmamız gereken şudur: Irkçılığın her türlüsüne karşı duralım. Barışın ve adaletin hâkim olduğu bir toplum ve dünya için dua edelim. Bu hedefe ulaşmak için elimizden ne geliyorsa yapalım.

[1] Buhârî, Rıkâk, 1
[2] Bkz. Müslim, Tahâret, 1
[3] Mâide suresi, 5:6
[4] Bkz. Müslim, Tahâret, 68
[5] Buhârî, Tıp, 19
[6] Buhârî, Tıp, 1
[7] Bakara suresi, 2:155-156

Hutbe-Sağlık Nimeti ve Temizliğin Ehemmiyeti