BASIN AÇIKLAMASI

IGMG: “Federal İdare Mahkemesi’nin Müslüman bir öğrencinin okulda namaz kılması ile ilgili kararı din özgürlüğünün – sadece Müslümanlar açısından değil – tartışmaya açılmasıdır”

01 Aralık 2011

“Federal İdare Mahkemesi kararının başında, okulda namaz kılmanın din özgürlüğü kapsamına girdiğini ve bir devlet kurumu olan okul tarafından engellenemeyeceğini açıkça ifade etmesine rağmen, somut olayla ilgili değerlendirmesinde  anayasa tarafından teminat altına alınan din özgürlüğünü sınırlandırmaktadır.

Öyle ki, mahkeme, söz konusu temel anayasal hakkın kullanılmasına müsaade edilmesini okuldaki ortama bağlı kılmaktadır. Karara konu olan davada; Yüksek İdare Mahkemesi’nin tespitlerinden yola çıkılarak, davayla alâkası olmayan öğrenciler ile davacı öğrencinin temel hakkının kısıtlanmasına dair sözde bir dini çatışmanın varlığı, karar sürecine dahil edilmektedir. Tavırları en hafif tabirle, ideolojik ve dinden uzak misyonerlik olarak nitelenebilecek okul yönetimi ve okul dairesinin çatışmaya olan katkıları ise kararda  dikkate alınmamaktadır. Böylece kişisel din özgürlüğünün kullanımı, çevrenin hoşgörü ya da hoşgörüsüzlüğüne bağımlı kılınmaktadır ki, bu rahatsız edici bir neticedir.

Nitekim daha şimdiden mahkeme kararı medya  manşetlerinde, öğrencilerin okulda namaz kılamayacağı şeklinde yerini almaya başladı. Anayasa Mahkemesi’nin başörtüsü kararından sonra yaşananlara benzer şekilde tüm toplumda ve siyasi arenada, karardaki din özgürlüğüne dair açıklamaların görmezden gelineceğinden endişe etmeliyiz. Aynı zamanda karar ile İslam’ın şartlarından olan bir ibadetin değeri, dışarıdaki insanların algısına bağımlı hale getirilmektedir.

Böylece İslam dininin gerektirdiği davranışların dini temeli yok sayılmakta, keyfi olumsuz yorumlara ve siyasi olarak kötüye kullanıma açık hale getirilmekte ve dışlanmaktadır. Bu sayede İslam ve Müslümanların ibadetleri giderek bir çatışma malzemesi ve tehdit olarak görülmekte ve din özgürlüğünün kapsamı dışına itilmektedir.

Oysa karar sonuçta sadece Müslümanlar için din özgürlüğünü tartışmaya açmamaktadır. Din özgürlüğü gibi temel haklar, çoğunluğun ya da devlet kurumlarının insafına bırakıldığında, özgürlük hakkı olarak anlamını yitirmemesi içten bile değildir. Söz konusu temel anayasal hakkın bu şekilde tasfiyesinin olumsuz sonuçlarını hissedenlerin ise sadece Müslümanlar olmayacağı aşikârdır. “

[supsystic-social-sharing id="1"]