TEŞKİLATLANMA

“Irkçılığın her türlüsüyle mücadele etmeliyiz.”

28 Nisan 2017

IGMG Genel Başkanı Kemal Ergün IGMG Balkanlar Bölgesinin organize ettiği “Avrupalı Müslümanların Sorunları ve Perspektifleri” başlıklı konferansta yükselen ırkçılığa dikkat çekti.

IGMG Genel Başkanı Kemal Ergün, Genel Sekreter Bekir Altaş ve İrşad Başkanı Celil Yalınkılıç Bosna Hersek’in başkenti Saraybosna’da IGMG Balkanlar Bölgesinin organize ettiği “Avrupalı Müslümanların Sorunları ve Perspektifleri” konulu konferansa katılarak birtakım temaslarda bulundu. 8-10 Nisan tarihlerinde gerçekleşen ziyarette IGMG Genel Merkez Heyetine Balkanlar Bölge Başkanı Edin Salkoviç ve Genel Başkan Başdanışmanı Muhammed Turhan da eşlik etti. İlk ziyaret Uluslararası Saraybosna İslam Üniversitesine  (UIS) yapıldı. Üniversitenin Rektörü Erkan Türe ile bir araya gelen IGMG temsilcileri IGMG çalışmalarını tanıttı.

IGMG’nin Avrupa’da özellikle eğitim alanında yapıtığı faaliyetlerin vurgulandığı konuşmada rektör de UIS çalışmaları, fakülteleri ve eğitim kalitesi hakkında bilgi aktardı. UIS ve IGMG’nin ileriye yönelik ortaklaşa yapabileceği eğitim çalışmaları konusunda da görüş alışverişinde bulunuldu.

Saraybosna’daki Anadolu Ajansı’nı da ziyaret eden IGMG heyeti, Ajans Müdürü Hakan Çelik ile görüştü. Ajansa IGMG’yi tanıtan ve Müslümanların Avrupa’daki sorunlarına işaret eden bir demeç veren Ergün, IGMG’nin Balkanlar, Avrupa, Afrika, Avustralya dâhil olmak üzere dünyanın birçok bölgesinde faaliyet gösterdiğini belirtti. Ergün Avrupa toplumunda İslam karşıtı söylemlerin kullanılmasıyla ırkçı partilerin yükselişine dikkat çekti.

Konferans
IGMG heyeti Saraybosna’da bulundukları ilk günün akşamı IGMG Balkanlar Bölgesi tarafından düzenlenen “Avrupalı Müslümanların Sorunları ve Perspektifleri” konulu konferansa iştirak etti. IGMG Balkanlar Bölge binasında yapılan konferansa, IGMG Bölge teşkilatından isimler ve ülkede bulunan Türkiye kökenli kurumların temsilcileri de olmak üzere yaklaşık 100 kişi katıldı.

Genel Başkan Kemal Ergün konuşmasına Batı Avrupa’dan farklı olarak Bosna Hersek’te İslam’ın 500 yıllık bir geçmişi bulunduğunu ve Bosna’nın yüzyıllardır cami ve medreseleriyle İslam ilimlerinin Avrupa’daki en önemli merkezlerinden biri olduğunu hatırlatarak başladı.

Ergün Müslümanların artık Avrupa’da kalıcı hâle geldiklerini ifade ettiği konuşmasında “Bugün Avrupa’yı oluşturan ülkelerin her biri Müslümanlarla ortak geçmişe sahiptir. Bugün kıta Avrupa’sında takriben 45 milyon Müslüman yaşamaktadır. Bugün Avrupa’nın her yerinde sadece Müslümanlara ait kurumlarımız, camilerimiz, eğitim merkezlerimiz değil, aynı zamanda ölülerimiz de medfun bulunmaktadır.” dedi.

Avrupa’daki Müslümanların dinî, kültürel ve dilsel kimliklerini muhafaza ederek yaşayabilme hususunda günümüzde büyük zorluklarla karşı karşıya olduğuna vurguda bulunan Ergün konuşmasına özetle şöyle devam etti: “Bugün, Avrupa’da yaşayan ve yaşadığı ülkeleri ‘vatan’ edinmiş, bu ülkelere olumlu katkılar sağlamak adına çaba gösteren Müslümanlar olarak bahsini etmemiz gereken meselelerin başında tam olarak bu dinî, kültürel ve dilsel kimliğimizi muhafaza etme meselesi gelmektedir. Bugün Avrupa’daki Müslümanlar, kimliklerini sadece muhafaza etmek değil, aynı zamanda salt muhafazanın da ötesine geçip bu kimliği canlı, yaşayan, ilim, bilim, sanat ve akıl üreten bir konuma taşımak sorumluluğu ve zorunluluğuyla karşı karşıyadırlar.”

Önümüzdeki engeller
“Peki dinî, kültürel ve dilsel kimliğimizi muhafaza etmemizin önünde ne tür engeller vardır?” sorusunu yönelten Genel Başkan; “Bugün Müslümanlar olarak yaşadığımız sorunlara bir bakalım: Başta Müslüman kimliğinin terör ve radikalleşme için sözde elverişli bir zemin oluşturduğu iddialarını hatırlayalım. Siyasi aktörlerin bu iddialara dayanarak, Müslüman kimliğini tehdit olarak gören; dindarlığı ise engellenmesi gereken tehlikeli bir şeymiş gibi algılayan söylemlerine bakalım. Müslümanları ‘müdahale edilmedikleri takdirde’ şiddete meyledebilecek insanlar olarak gören bu söylem bugün Avrupa’da oldukça yaygındır. Hepimizin hayatını doğrudan etkileyen bu söylem sahipleri, İslam’ın bir şiddet dini olduğunu söylemekte, Müslümanların da potansiyel teröristler olduğu zannıyla ‘İslam’da reform’ talepleri dile getirmektedir. Bu taleplerin sahipleri, İslam’ı kadın düşmanı, demokrasi düşmanı, şiddet yanlısı bir din olarak görmekte; şiddetin ancak İslam’ın reforme edilmesiyle sona erebileceğini iddia etmektedirler. Bu açıdan bakıldığında, bilhassa dinî kimliğin muhafazası, bu kimliğin ‘tehlikeli’ görüldüğü bir ortamda hiç de kolay olmamaktadır.” şeklinde konuştu.

“Bugün Avrupa genelinde sağ popülist, ırkçı, göçmen ve Müslüman karşıtı partilerin giderek güç kazandığını görüyoruz. Merkez partiler ise, popülist söylemlerle seçmenleri cezbeden bu partilere meydanı boş bırakmamak için Müslüman karşıtı söylemleri bizzat sahipleniyorlar.” diyen Ergün Almanya’da AfD, Avusturya’da FPÖ, Fransa’da Cumhurbaşkanlığı Seçimleri’nde aşırı sağcı Ulusal Cephe’nin adayı Marine Le Pen, Hollanda’da İslam karşıtı açıklamalarıyla bilinen Geert Wilders’in PVV isimli partisinden örnekler verdi, bu parti ve şahısların yükselişine dikkat çekerek ortak noktalarının  Müslümanlara, göçmenlere ve yabancılara yönelik duydukları nefret olduğunu kaydetti. Ergün “Bu partiler toplumdaki sorunlardan Müslümanları sorumlu görmekte, ekonomik ve sosyal bütün sorunların çözümünün de Müslümanları ülkeden kovmakla sağlanabileceğine inanmaktadırlar.” dedi.

Bugün Müslümanların Alman, Fransız, Avusturyalı olmaları, dinî kimliklerini tamamen bırakmaları aksi takdirde bulundukları ülkeleri terk etmeleri gerektiği gibi taleplerin çok rahat bir şekilde dile getirilebildiğini hatırlatan Ergün, bu tehlikeli söylemlerin Müslümanları “Müslüman olarak kaldıkları müddetçe” Avrupa’nın bir parçası olarak görmediğini, Avrupa’yı kendi içinde homojen bir değerler topluluğu olarak algıladığını söyledi.

“Irkçılıkla mücadele şart.”
Genel Başkan böyle bir ortamda Avrupa’daki Müslümanların; Müslümanlarla gayrimüslimlerin Avrupa’da yan yana, kendi kimliklerinden ve farklılıklarından ödün vermeden yaşamalarının mümkün olduğu vurgusunu yapmalarının elzem olduğunu söyledi. Ergün “Bunun mümkün olması için asgari mutabakat demokratik anayasalar ve kanun önünde eşitlik ilkeleridir. Bugün Müslümanları farklı oldukları için memleketlerinden kovmak isteyenler; çokkültürlü toplum idealine karşı çıkan, farklılıklara tahammül edemeyen, farklılıklarla bir arada yaşama becerisine sahip olamamış insanlardır. Avrupa’dan toz olması gereken de Müslümanlar değil, tam olarak bu ırkçı ve yok edici bakış açısıdır. Müslümanlar olarak bizler, ırkçılıkla mücadelede safımızı çok güçlü bir şekilde almalı, çokkültürlü bir toplumda herkesin kendi dinî, kültürel ve dilsel farklılığıyla eşit olarak yer alabileceğini her zamankinden daha gür bir sesle haykırmalıyız.” dedi.

İslam adına şiddet çağrısı yapan gruplar kadar “İslam’ın bir şiddet dini olduğu”nu iddia ederek Müslümanlara yönelik ayrımcılıkları meşrulaştırmaya çalışan ırkçı grupların da o denli tehlikeli olduğunu kaydeden Ergün, “Son yıllarda camilerimize yapılan saldırılar, mülteci yurtlarına yapılan kundaklamalar, başörtülü Müslüman kadınlara yönelik yapılan çirkin saldırıların yanında bu ırkçılık ‘hukuken’, ‘siyaseten’ meşrulaştırılmaktadır. Sadece bize yöneltilen ırkçılıkla değil, ırkçılığın her türlüsüyle mücadele etmeliyiz.

Bunun için de ırkçılığı, nefreti, yabancı düşmanlığını, popülizmi, önce kendi saflarımızdan başlayarak yok etmeliyiz. Bizler, kendi dinî kimliğimize saygı beklerken, başkasının, bizler gibi olmayan, bizler gibi inanmayan insanların da hayata bakışlarına saygı duymak durumundayız. Bu inançları paylaşmayabiliriz, bunları yanlış bulabiliriz, fakat farklılıklarımız insanlarla bir arada barış içerisinde yaşamamıza asla engel olmamalı.”

“Mülteciler için kurumlar oluşturmalıyız.”
Genel Başkan konuşmasında mülteci meselesine de değindi. Ergün Batı Avrupa’ya gelen milyonlarca mülteci bulunduğunu söyleyerek, “mülteci krizi” olarak adlandırılan bu göç hareketliliğinin buraların ev sahipleri olarak hepimizi çok yakından ilgilendirdiğini belirtti. Ergün şunları söyledi: “Bugün Almanya’ya yanında ailesi olmadan tek başına gelmiş, 18 yaşın altında 9000 mülteci çocuk kayıptır. Bu çocuklara dair yapılan haberlerde birçoğunun uyuşturucu ticaretine ve fuhşa zorlandığı söylenmektedir.

Ümmetin bize emaneti olan bu çocukların vebali hepimizin üzerindedir. Mülteci yurtları saldırıya uğrayan mültecilere, eşlerini kaybetmiş dul mülteci kadınlara, dilini bilmedikleri bir ülkeye gelip sıfırdan bir yaşam kurmaya çalışan, hayatlarının en zor dönemlerini yaşayan bu kardeşlerimize sadece ayni yardım yapıp, birkaç poşet kıyafet gönderip, erzak yardımı yapıp sırtımızı dönemeyiz. Mülteci olmanın ne demek olduğunu en iyi Bosna Hersek’ten 93 savaşında çıkmış kardeşlerimiz anlarlar. Aynı Boşnak kardeşlerimizin hicret ettikleri ülkelere yerleşmeleri gibi bugün Suriyeli mülteci kardeşlerimiz de artık Avrupa toplumlarının birer parçası olmuştur. Bu nedenle mültecilere yönelik sistemli ve uzun vadeli çalışmalar yapan kurumla oluşturmak zorundayız.”

Ergün kendi sorunlarımızı kendimiz çözmek durumunda olduğumuzu söyledi. Ergün konuşmasını şöyle sonlandırdı: “Bizler sorunlarımızla ilgilendiğimiz, bunlara dair çözüm önerileri üretip istikrarla çalıştığımız sürece bundan 50 sene sonra, 100 sene sonra torunlarımıza daha iyi ülkeler bırakabileceğimizin farkındayız. Bu çalışmayı yapmadığımız sürece, sadece sosyal medyada başımıza gelenleri kınayıp, oturduğumuz yerden eleştirip tek bir adım atmadığımız, tek bir proje geliştirmediğimiz, ter dökmediğimiz, uykusuz kalmadığımız sürece biraz önce bahsettiğimiz bugün yaşadığımız tüm bu sorunları torunlarımıza, yarının Müslümanlarına miras bırakırız. Bundan dolayı, bizim teşkilatlarımızda bu miskinliğe asla yer yoktur. Nemelazımcılığa asla yer yoktur. Biz her zaman sorunlara sadece işaret eden değil, aynı zamanda bu sorunları çözmek için aktif olarak çaba gösteren bir hareketin temsilcileri olduk, bundan sonra da böyle olacağız.”

Şubelerle buluşma
Pazar günü Arnavutluk, Sancak gibi IGMG Balkanlar Bölgesi şubelerinin temsilcileri ile bir araya gelen Genel Başkan Ergün ve IGMG heyeti bu şubelerde yapılan çalışmalar hakkında bilgi aldı. Balkanlar Bölgesinin coğrafi sınırlar olarak çok geniş bir alanı kapladığı, bunun beraberinde birtakım zorlukları da getirdiği ancak ümmet olmanın da güzel bir yansıması olduğu kaydedildi. IGMG çalışmalarının bölgedeki Müslümanlar açısından taşıdığı önem vurgulanarak, şubeler arası iş birliğinin artırılması gerektiği üzerinde duruldu.

Cumhurbaşkanı ziyareti
Pazartesi gününün ilk ziyareti Bosna Hersek Cumhurbaşkanlık Konseyi Boşnak üyesi ve SDA Partisi Genel Başkanı olan Bakir İzzetbegoviç’e oldu. İzzetbegoviç, Millî Görüş’ün savaş öncesi, savaş esnasında ve sonrasında Boşnak halkına yaptığı yardımlardan dolayı teşekkür etti. Kemal Ergün’ün konferansında değindiği Avrupa’da yaşanan İslamfobi ve aşırı sağ konularına da değinen Bakir İzzetbegoviç, konunun Müslümanların en önemli meseleleri arasında bulunduğunu söyledi. Kendisinin de bu konuda çalışmalar yapılması için İslam İşbirliği Teşkilatına Asya, Afrika çalışma gruplarının yanı sıra Avrupa çalışma grubunun da kurulmasını teklif ettiğini ifade etti. Avrupalı Müslümanlarla ilgili bu gibi çalışmaların azami önem taşıdığını söyledi.

Akabinde Bosna Hersek İslam Birliği Reisu-l-Uleması Hüseyin Kavazoviç makamında ziyaret edildi. Verimli ve faydalı geçen görüşme 1,5 saate yakın sürdü. Görüşmede IGMG faaliyetleri tanıtıldı Avusturya’daki IGGÖ teşkilatının çalışmaları konuşuldu.

Genel Başkan Ergün IGMG teşkilatını anlatırken, Kavazoviç de Bosna’da Müslümanlara yönelik yaptıkları çalışmaları aktardı.

Saraybosna’da Ziraat Bankası Bosna Genel Müdürü de ziyaret edildi. Genel Müdür Ali Rıza Akbaş Bosna’daki aktivitelerini aktardı.

T.C. Saraybosna Büyükelçisi Haldun Koç ziyaret edilen bir diğer isim oldu. Kendisiyle İslamfobi konusunda görüş alışverişinde bulunuldu. Koç, Türkiye’nin Bosna’da yaptığı çalışmaları aktardı.

Avusturya İslam Birliği İZBA başkanı Esad Memiç ve Derneğin Genel Sekreteri de bazı görüşmelerde IGMG heyetine dâhil oldu.

Genel Başkan Bosna’daki temasları sırasında ayrıca Boşnakca yayın yapan STAV dergisine de mülakat vererek hem IGMG hakkında, hem de Avrupalı Müslümanların sorunları ve yapılması gerekenler konusunda açıklamalarda bulundu.