TEŞKİLATLANMA

“Kendi din anlayışımıza müdahele ettirmeyiz!”

20 Haziran 2019

Almanya’nın Hagen kentinde yapılan  IGMG 11. Genel Kurulu’nda teşkilatın yıl boyunca yürüttüğü faaliyet ve hizmetler takdim edildi.

İslam Toplumu Millî Görüş (IGMG) 11. Olağan Genel Kurulu yapıldı. Almanya’nın Hagen kentinde yapılan Genel Kurul 30. Avrupa Kur’ân-ı Kerîm Tilavet Yarışması birincisi Telhat Yeter’in Kur’ân-ı Kerîm okuması ile başladı. Katılımın tespit edilmesi için delegelerin yoklamaları yapıldı. Genel Başkan Yardımcısı ve Teşkilatlanma Başkanı Murat İleri önce Genel Merkez Yürütme Kurulu üyelerinin daha sonra da her bir bölgenin yoklamasını yaparak katılımı tespit etti.

Katılımın tespiti sonrasında ise Genel Kurulu idare edecek olan divan teşekkülü için oylama yapıldı. Oylama, divan teşekkülü için çok sayıda bölge başkanı ve delegelerin önerisi üzerine, bir tek liste üzerinde yapıldı. Oylama sonucunda delegelerin çok büyük bir oranda onayıyla divan teşekkül etti. Divan Başkanlığına Hamburg Bölge Başkanı Mehmet Karaalioğlu seçildi. Karaalioğlu, Fatih Koyuncu’nun yerine Mikayil Demir’in yönetime seçilmesi için yapılan gündem değişikliği müracaatını da oylamaya sundu. Oylama sonucunda gündem değişikliği yapıldı ve arkasından da Mikayil Demir’in yönetim üyeliği onaylanmış oldu.

Daha sonra delegelerin bilgisine sunulmak üzere faaliyet raporu okundu. Faaliyet raporunu Genel Sekreter Bekir Altaş takdim etti. Altaş her bir hizmet biriminin yaptığı faaliyet ve hizmetleri detayları ile anlattı.

“İş birliği yaparız, ama din anlayışımız ve iç işleyişimize müdahale ettirmeyiz.”

IGMG Genel Sekreteri Bekir Altaş, özellikle İrşad Başkanlığını hizmet ve faaliyetlerini sunarken, Almanya başta olmak üzere Avrupa ülkelerinde İslam din dersleri, din eğitimi ve imam yetiştirme konularına değindi. “İrşad Başkanlığımız Avrupa’da yetişmiş, yerel dillere hâkim, cemaatimizin içerisinden gelen gençleri imam-hatip olarak yetiştirme konusundaki çalışmalara önem atfetmektedir.” diyen Altaş buna örnek olarak çeşitli okulları ve Mainz İlahiyat Meslek Okulu’nu gösterdi. Bu okulun 74 öğrenci ile eğitime devam ettiğini, 2019 yılında ilk mezunlarını vereceğini ve şimdiden bu mezunların teşkilatımızdaki kurum ve camilerinde görevlendirilmesi için tayin ve tespit çalışmalarının yapıldığını söyledi.

Altaş, imam yetiştirme meselesinin her ne kadar tamamen Müslüman cemaatlerin alanı ve devletin müdahalesinden korunmuş ise de, Almanya İçişleri Bakanlığı başta olmak üzere birçok bakanlığın imamlarla ilgili proje geliştirmeye çalıştığını, bunu yaparken de anayasal şartlara ne kadar riayet edeceğini gelecek aylarda hep birlikte göreceğimizi söyledi. Altaş şöyle devam etti:

“Ama buradan peşinen hatırlatmakta fayda görüyorum. Bizim ilkemiz bellidir: Biz devlet ile istişare yaparız, yeri geldiğinde birlikte / örneğin sosyal projeler de uygularız, fakat kendi iç işlerimize ve iç işleyişimize dışardan müdahaleyi asla kabul etmeyiz. Örneğin imam eğitiminin devlet müdahalesine açık devlet üniversiteleri tarafından organize edilmesine yeşil ışık yakmamızı bizden kimse beklemesin. Mihrabın da, kürsünün de, minberin de sahipleri burada oturuyor. Ve burada oturan kimsenin euroislam, Alman İslam’ı, Fransız İslam’ı, Hollanda İslam’ı, liberal İslam gibi bir gündemi yok. Evet, benim camimde yeri geldiğinde Almanca konuşulacak; hutbede, eğitimde, İslami ilimlerde… Ancak Türkçe dilinin yasaklanması suretiyle değil. Evet, benim imamım yaşadığımız topraklardaki sosyolojiyi bilecek; Almanya’ya yabancı olmayacak. Ancak İslam dünyasıyla irtibatını koparmak pahasına değil. Ne dil mevzu, ne de kimlik tartışmaları ‘ya ondansın, ya bendensin’ şeklinde dışlayıcı bir tarzda yürütülmez. Hele hele imamlar üzerinden hiç yürütülmez. Tekrar ediyorum: Biz devlet ile istişare yaparız, sadece kendimiz için değil, toplumun tamamının yararını gözeterek birlikte sosyal projeler de uygularız, fakat kendi iç işlerimize ve iç işleyişimize dışardan, bakanlıklardan, üçüncü şahıslardan müdahale kabul etmeyiz.”

Altaş faaliyet raporunu her bir birime özellikle teşekkür ederek tamamladı: “Bu saydığımız faaliyetlerin her birinde, her bir idarecimizin ve cemaatimizin emeği, alın teri ve duası vardır. Ana Teşkilatlarımızdan, Kadınlar Teşkilatımıza, Gençlik Teşkilatımızdan, Kadınlar Gençlik Teşkilatına kadar her bir idarecimiz, her bir birimimiz bu hizmetlerde pay sahibidir. Bugün kendimizden bahsederken ‘50 yılı geride bırakmış kadim bir teşkilatız.’ diyebiliyorsak bu; bir mescit açabilmek için gecesini gündüzüne katarak çalışan ve bu çalışmayı da sadece ve sadece Allah’ın rızasını gözeterek yapan ilk nesildeki amcalarımız, teyzelerimiz, abilerimiz, ablalarımız, babalarımız ve annelerimiz sayesinde mümkün olmuştur. Allah onlardan gani gani razı olsun.”

Allah rızasını kazanmayı kendine en büyük şeref addeden bir cemaatiz

Genel Kurul sonunda IGMG Genel Başkanı Kemal Ergün de haziruna hitap etti. “Cenâb-ı Hakk’a şükürler olsun ki, camilerimizi ilim irfan yuvalarına dönüştürüyor, ahlak timsali gençler yetiştirmek için ter döküyoruz, kalbi Allah aşkıyla titreyen bir cemaat olmak için gayret ediyoruz.” ediyoruz diyen Ergün, IGMG’yi kuruluşundan bugüne kadar ayakta tutan şeyin heyecan, dava bilinci ve hizmet şuur olduğunu, şimdi o heyecan, bilinç ve şuuru çelikleştirme zamanının geldiğini söyledi. Ergün: “Şimdiye kadar yaptığımız çalışmalar kitabın önsözüydü, takdimiydi. Şimdi o kitabı harf harf, cümle cümle, sayfa sayfa yazma zamanındayız. Şimdi eylemlerimizle, alnımızla terle daha da ileriye koşma zamanındayız.” dedi ve şöyle devam etti: “Biz, bütün dünyaya söyleyecek sözü olan bir teşkilatız. Biz “iki günü birbirine eşit olan ziyandadır” düsturundan hareketle durmadan ilerleyen bir teşkilatız. Dün yapılan öncü hizmetleri bugün aşmazsak, ziyandayız. Yerimizde sayarsak ziyandayız. Geleceğin planını bugünden yapmazsak ziyandayız. Biz dışa kapalı, kendi içine dönük, bir teşkilat değiliz. Biz, kapısı herkese açık, gayesi Allah rızası olan, toplumun tam ortasında yer alan, şeffaf bir teşkilatız. Biz, Allah’a hesap vereceğini bilen; kendi teşkilat yapısı içerisindeki kararlarını da tabanıyla istişareli bir şekilde alıp, idarecilerine durmadan hesap veren bir teşkilatız. Bundan sonra bizi en çok heyecanlandıran şey de, teşkilatımıza katılacak, bizimle bu kutlu hizmetleri sırtlanacak din kardeşlerimiz olmalıdır. Daha da açılacak, teşkilatımıza yeni kardeşlerimizi katarak daha da büyüyeceğiz. Zenginleşeceğiz. Yorulduğumuzda bu kutlu davayı birlikte omuzlamanın şevkiyle dinleneceğiz.”

Herkes nefret dilini bırakmalıdır

Kemal Ergün, “Eğer çocuklarımıza camilerin yakıldığı, Müslüman kadınlara yönelik saldırıların had safhaya ulaştığı bir ülke bırakmak istemiyorsak; bugün her zamankinden daha çok aktif olmalı ve toplumlarımızda hoşgörünün hakim olması için canla başla çalışmalıyız.” dediği konuşmasında bu teşkilatın, Batı Avrupa’da, Kanada’da, Avustralya’da, Balkanlar’da ümmete çıkmazda, bu çalışmaları bu teşkilat yapmazsa, bu sorunlar kendiliğinden düzelmeyip aksine, katlanarak büyüyeceğini söyledi. Ergün şöyle devam etti:

“Biz bunları yaparken elbette ki, yerel idarecilere, siyasilere, karar mercilerine, yerel topluma da taleplerimizi iletiyoruz, ileteceğiz. Kim olursa olsun yaşanabilir  huzurlu bir dünya arzusunda olan herkes nefret dilini, ayrımcılığı, yasakçı anlayışı bir yana bırakmalıdır.

Müslümanları dışlayan, onların hayatını ve kimliklerini istediği gibi şekillendirme gayretinde ve hevesinde olan herkes şunu iyi bilmelidir ki bizlerin hayat rehberi Kur’an ve sünnettir. Bizlere dayatılmak istenen hiçbir kimliğin bizim nazarımızda yeri yoktur. Bizim bu dünyadaki insanlarla asgari müştereğimiz, hak, hukuk ve adalettir.  Bu yüzden diyoruz ki gelin müşterek değerlerde buluşalım.”