Fetva

Koruyucu Aile – Almanya Örneği

23 Aralık 2014

Avrupa’da koruyucu aile konusu son zamanlarda Müslüman ailelerden alınan çocukların sayısının artması ile gündeme girmiştir.

Koruyucu aile için genel prosedür şu şekildedir: Himayeye alınan çocuklar uygun bir yere yerleştirilir. Bu, gençlik daireleri tarafından belirlenen bir kişi olabilir ki kısa vadeli bakım aileleri vardır (Bereitschaftspflege). Bunların dışında bakıcı biri ya da bir aile bulunamadığında çocuklar çeşitli yurtlara, barınma yerlerine teslim edilir. Burada seçim hakkı gençlik dairelerinindir.

Günümüzdeki içeriğiyle koruyucu aileliğin ne Kur’an’da ne de sünnette tam bir örneği yoktur. Dolayısıyla kıyas mekanizmasını işleterek bu konunun hükmünü, benzerlik gösteren başka konuların hükmünden
anlamak gerekir. Benzeri konulardan bir tanesi evlatlık müessesesi, diğeri ise yetim, kimsesiz, yolda kalmış çocukların bakımıdır.

Evlat edinmedeki mahzurlu olan temel mesele, öz evladı yerine konarak hukuki birtakım sonuçlar doğurmasıdır (nesep, mahremiyet, miras vs.). Koruyucu ailelikte böyle bir şey söz konusu değildir. Dolayısıyla da evlat edinmeye kıyas edilerek buradan bir hüküm çıkarılması mümkün değildir.

Diğer yönden İslam dininde, yetimlere yardım edilmesi çeşitli ayet ve hadislerde yoğun bir şekilde teşvik edildiği gibi, onların rencide edilmemesi ve haksızlığa maruz bırakılmaması için birtakım hukuki
düzenlemeler getirmiştir.

Bu kimsesiz çocukların, korunma ve himaye altına alınması için çocuğa veli ya da vasi tayin edilmesini hükme bağlamıştır. “Velisi
olmayan kimsenin velisi devlet başkanıdır.” hadisinin gereğince bu çocuklarla yakından ilgilenilmesi ve her türlü ihtiyaçlarının giderilmesi İslam devletinin; yoksa Müslüman toplum ve fertlerin omuzlarına bir sorumluluk olarak yüklemiştir. Aynı zamanda İslam, yetim ve kimsesiz çocukların bakımevleri vb. yerlerden çok, bir koruyucu aile yanında himaye edilmesine ısrar etmiştir.

Bu konuda örnek olması açısından; Osmanlı’da çocukların bakımı, yetiştirilmesi ile ilgili farklı uygulamalardan bir tanesi İslam fıkhındaki hidâne (hadâne)’dir. Ebeveynlerden birinin veya her ikisinin ölümü ya da ayrılıkları sebebiyle yuvanın yıkılması hâlinde çocukların bakımı, korunup yetiştirilmeleri ve terbiyeleriyle bir kişi görevlendirilirdi. Böylece çocuğun bedenen ve ruhen sağlıklı yetiştirilmesi hedeflenirdi.

Osmanlı’da kimsesiz çocukların bakımı ile ilgili farklı uygulamalardan bir diğeri de tebenni, evlat edinmedir. Osmanlılarda evlat edinme, çocuğun kimsesiz olması veya bizzat anne ve babasının kabul etmesiyle, bakım ve gözetimle sınırlı “manevi evlat” statüsünde olup evlatlık edinen ebeveyne vâris olamamaktaydı.

Çocuklarla ilgili olarak icar-ı sağir, yani yoksul aile çocuklarının zengin ailelere hizmet karşılığında bakılmak üzere, “besleme, ahretlik, manevi evlat” gibi isimler altında verilmesi de Osmanlı döneminde Müslümanların sıklıkla uyguladıkları, gayrimüslimler tarafından da başvurulan bir koruyucu aile yöntemiydi.

Bütün bu örneklerden sonra denilebilir ki İslam, evlatlık müessesesini toptan kaldırmamış, çarpık yapıyı reddetmiştir. İslam’da korumaya muhtaç kimsesiz çocukları, kendilerine yardım eli uzatılarak, ailelerin yanında veya çocuk yuvalarında himaye edilerek, eğitilip sanat ve meslek sahibi yapılarak topluma kazandırılmasını yasaklayan hiçbir delil olmadığı gibi, bilakis İslam tarihi teşvik edici örneklerle doludur.

Dinimizin bu hususta ortaya koyduğu ölçülere de riayet etmek şartıyla, koruyucu ailelik “geçici evlat terbiyesi” çözüm yolu sayılabilir. Bu anlamda Avrupa’daki özel durum göz önüne alınarak Müslüman ailelerden alınan çocukların farklı din ve ideolojileri benimseyen ailelere verilmesi ve asimile edilmesinin önüne geçilmelidir. Bütün Müslümanlar bu durumdan sorumludur. Bu sebeple, Avrupa’da koruyucu ailelik konusu Müslümanların daima gündeminde olmalı ve bu bir vecibe olarak kabul edilmelidir.