Cemiyet Haberleri

Kurban Kampanyası: “Türkiye-5 Bayramınız mübarek, kurbanlarınız kabul olsun!”

09 Aralık 2008

Ordu'dayım. “Bayramınız mübarek olsun! Allah, daha nice bayramlar nasib etsin” diyerek, dostlarımızla, sevdiklerimizde, akrabalarımızla ve hatta hiç de tanımadığımız, amma, muhabbet ve kardeşliğini gözlerinin içinden okuduğumuz, ismini ve mevkiini bilmediğimiz kardeşlerimizle musafahalaşıp bayramlaştık.

 
Bir an önce üzerimizdeki mesuliyettten kurtulmak, emaneti sahiplerine iade etmek görevimize başlamak istediğimiz için, tanımadığımız kimselerce yapılan ve hakkikî samimiyetini burada tarif edemeyeceğimiz pek çok davete icabet edemedik. 

Kurban kesim görevlileri ile bir telaşla “Kurban”a yakışır bir kesim yapabilmek için çabalıyor. Ben istemeyerek de olsa kurban kesmini izlemek üzere oraya gidiyor, ancak zebih işlemini izlemek istemiyorum. Fakat, “Her ümmet için, Allah'ın kendilerine rızık olarak verdiği hayvanlar üzerine ismini ansınlar diye kurban kesmeyi meşru kıldık. İşte sizin ilâhınız bir tek ilâhtır. Şu hâlde yalnız O'na teslim olun. Alçak gönüllüleri müjdele!” (Hac Suresi: 34) ayetini hatırlayarak, Allah'ın emrine teslim olarak kurban kesenleri de takdir etmeden geçemiyorum. Acaba diye düşünüyorum, bu ayetin devamından gelen şu ayet, bana da bir uyarıda mı bulunuyor? “Onlar, Allah anıldığı zaman kalpleri ürperen, başlarına gelen musibetlere sabreden, namazı dosdoğru kılan ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda harcayan kimselerdir.” (Hac Suresi:35) Ayetin iniş sebebini göz önünde bulundurmadan, kitabî manası ile, kalbin ürpermesi, musibetlere sabreden, namazı hem de dosdoğru kılıp, kendilerine rızık olarak verilenlerden, yine sadece Allah rızası için harcayanlar tanımlamalarını düşünüyorum. Düşünüyorum da, Peygamber Efendimiz ve daha önceki dönemlerde sahip olunan hayvanlar ne kadar değerliydi? diye. Ve bu değerleri, Allah uğrunda harcayabilme cesareti ve mertliği gösterenlerin kalbi niçin ürperir? diye. İşte bu yüzden bu kurban kesme emrinin hikmetini daha da derinden düşünmek zorundayız. 

Sonra seviniyorum, mutluluğuma mutluluk katılıyor. Annnemi, babamı ve diğer büyüklerimi, ağabeyimi, kızkardeşimi ve yeğenlerimi bu bayram sabahında kucaklayıp bayramlaşmam sebebiyle değil yalnızca. Mutluluğumun sebebi, alemlere rahmet olarak gönderilen Peygamberimiz Efendimizin (s.a.v.) şu müjdesindeki o iki insanın ikincisi olabilme umuduydu. Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştu: “Emin bir Müslüman mal muhafızı olsa ve vazifesini dürüstlükle yapsa, şöyle ki, kendisine (sadaka vs. nevinden) emredileni gönül hoşluğuyla eksiksiz ve tam olarak yerine verse, sadakayı veren iki kişiden biri olur.” (Buharî, Vekalet 16) Bu sevinç ve mutlulukla, vazifesini yerine getirmenin gururuyla dağıtıyoruz kurbanlıkları. Ve hepimizin dudaklarından gösterişten tamamıyla uzak bir samimîyetle “Allah razı osun! Allah kabul etsin” duaları dökülüyor.

Teşkilatımızın bu kampanyasına katılan herkesten Allah razı olsun.

[supsystic-social-sharing id="1"]