İRŞAD

“Toplumsal sorunlara, hikmet ve medeniyet perspektifinden bakılmalıdır.”

05 Aralık 2018

İrşad Başkanlığı 20-21 Kasım’daki Hatipler Koordinasyon Toplantısı’nda hatiplere Genel Merkez birimlerinin faaliyetleri hakkında bilgilendirme yapıldı.

İslam Toplumu Millî Görüş Hatipler Koordinasyon Toplantısı Hollanda’nın Elspeet kasabasında yapıldı. İki gün süren koordinasyon toplantısında, Genel Merkez birimlerinin faaliyetleri hakkında bilgilendirme yapıldı. Bilgilendirmelerin yanı sıra, “Avrupa’da İslam’ın ve Müslümanların Dışlanması ve Nedenleri”, “Gelecekte Avrupa’da Müslümanları Neler Bekliyor?”, “Deizm ve Sebepleri”, “Almanya’da Katılım Bankacılığı” konularında 4 ayrı seminer de  takdim edildi.

Avrupa’da İslam’ın ve Müslümanların Dışlanması ve Nedenleri, Gelecekte Avrupa’da Müslümanları Neler Bekliyor? başlıklı seminerleri Sabahattin Zaim Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Özcan Hıdır verdi. Deizm ve Sebepleri seminerini ise IGMG Din İstişare Kurulu Sekreteri İlhan Bilgü, Almanya’da Katılım Bankacılığı seminerini de İslam Bankacılığı Danışmanı Uğurlu Soylu sundu.

Toplantının açılış konuşmasını yapan İrşad Başkanı Celil Yalınkılıç, hatiplerin birebir cemaatle buluşmaları, her hafta sonu mutlaka bir bölge veya şubede cemaat ile bir araya gelmeleri, dolayısı ile Genel Merkez hizmet ve faaliyetleri hakkında detaylı bilgi sahibi olmaları gerektiğine işaret etti. “Onun için, bu toplantılarda birinci olarak, genel Merkez birimleri neler yapıyor sorusuna cevap vermek, sorularınızı ve önerilerinizi almak istiyoruz.” diyen Yalınkılıç ayrıca bu toplantı ile aynı zamanda birer ilahiyatçı olan hatiplerin de Avrupa’da İslam ve Müslümanlarla ilgili meselelerde mutlaka bilgi sahibi olmalarının önemine dikkat çekti. Yalınkılıç bunun için toplantıda ele alınan çeşitli konulardaki seminerlerle Müslümanların meseleleri hakkında fikir alış verişinde bulunulacağını söyledi.

Celil Yalınkılıç’ın açılış konuşmasını müteakiben Genel Merkez birimlerinin, faaliyete ve hizmetlerinin tanıtımı yapıldı. Teşkilatlanma Başkanlığının bilgilendirmesini birim Başkanı  Murat İleri yaptı. Murat ileri, her yerde mutlaka teşkilatlanmanın önemine dikkat çektikten sonra, aidiyet ve mensubiyet bağlarının güçlenmesi için de üyelik üzerinde durulmasını istedi.

Eğitim Başkanlığı ile ilgili bilgilendirmeyi de birim başkanı Dr. Abdulhalim İnam yaptı. Eğitim alanında hem kurum hem müfredat hem de yetişmiş kalifiye eleman bakımından önemli yere gelindiğine işaret eden İnam, bu kurumların daha çok tanıtılmasını istedi.

İrşad Başkan Yardımcısı ve Fetva Hizmetleri Sorumlusu M. Hulusi Ünye ise İrşad Başkanlığı’nın hizmetlerine değindi. Teşkilata bağlı kurumlarda yetişen genç imamların görevlendirilmesinin başladığına dikkat çeken Ünye, Erkam Sohbetlerinin mutlaka programlı bir şekilde sürdürülmesini istedi.

Almanya’da devlet ile Müslümanlar arasındaki ilişki bağlamında Alman İslam Konferansı hakkında bilgi veren Genel Sekreter Yardımcısı Murat Gümüş de, diğer Avrupa ülkelerindeki gelişmelerle ilgili olarak da bilgi paylaşımında bulundu.

Avrupa’da Müslümanların dışlanması

Sabahattin Zaim Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Özcan Hıdır “Avrupa’da İslam’ın ve Müslümanların Dışlanması ve Nedenleri” başlıklı seminerinde özellikle iki sorunun cevabını aramaya çalıştı. Bu sorular, “Avrupa’da temelde/özünde İslam mı dışlanıyor yoksa Müslümanlar mı?”, “Batı-Avrupa hangi İslam’ı veya hangi Müslüman’ı dışlıyor?” şeklindeydi. Bu soruları çeşitli olayları tahlil ederek cevaplayan Prof. Dr. Özcan Hıdır, Müslümanların Avrupa toplumlarımda dışlanmasının hem içsel hem de dışsal sebepleri de olduğunu açıkladı.

İçsel sebepler arasında, Müslümanların içerisinde yaşadıkları konteksi tanımama ve topluma yeterince katılamama olduğunu söyleyen Hıdır şöyle devam etti: “Konteksi tanımamak, bu ülkelerin normlarını, değerlerini, örflerini tanımamaktır. Öte yandan, Müslümanlar ‘öncelikler’ ve ehem-mühim dengesini tayinde büyük sıkıntılar yaşamaktadır. Toplumsal katılımda genelde bir çekingenlik var. Burada da başlıca üç tezahür var: Bunlar, ya radikal reddediş (tamamen dışlanma, gettolaşma), ya aşırı liberal tarzda kabul (erime), ya da sentezci bakış. Bu üç tezahür içinde  en makul olanı sentezci bir yaklaşımdır. Ama soru ve sorun bu sentezi nasıl yapacağız? şeklinde gelişmektedir. Bu sentezci tutumu, Hz. Peygamber’in özellikle Medine’deki hâkim toplumdaki tutumundan hareketle geliştirmek mümkün olabilecektir. Hikmetle muamele ve hikmetle konuşma, sabiteler ile değişkenlerin açıkça ve iyice tespit edilmesi, mekasıd, tebliğ-temsil, ‘ed-Din’- ‘ed-tedeyyün’, maslahatlar ve zaruretlerin belirginleştirilmesi, öteki ile ilişkinin neliği-niteliği, hak ve sorumluluklar arasında denge kurmak önemlidir.”

Müslümanların dışlanmasının dışsal sebepleri arasında İslam karşıtlığı veya ırkçı/kültürel ırkçı bakışın ilk sırada yer aldığını ifade eden Hıdır bu konuda şunları söyledi: “İslam’ın baştan beri vahye dayanan bir din olarak algılanmaması İslam’a bakışı şekillendirmiştir. Bu bakış açısına göre, İslam’ı aşağılayıcı olarak, İsmaililik-Hacerilik ve Sarezenler tanımlamaları kullanılmıştır. İsmaililik bir sapıklık olarak algılanmış, sonuç olarak da Batı’da İslam’a kültüralist bakış gelişmiştir. Kültürel ırkçı bakışın temel kodları, etiketleme, medeniyete sadece Avrupa-Batı merkezci bakmadır. Cihadist, radikal, fundemantalist, ılımlı gibi etiketlemelerle sınırlar çizilmek istenmiştir.”

İkinci seminerin konusu olan Gelecekte Avrupa’da Müslümanları Neler Bekliyor? sorusuna ise önce, “Geleceği bilemeyiz; ancak hâlihazırdaki durum ve elde mevcut verilerle geleceğe dair olumlu-olumsuz ve içsel-dışsal anlamda bir öngörüde bulunabiliriz.” cevabı ile başlayan Özcan Hıdır, her şeyden önce iyi bir “imaj restorasyonu” zaruretine işaret etti ve şöyle devam etti:

“Müslümanların söylem ile eylem-amelleri arasının gittikçe açılıyor olması bu çalışmayı zorlaştırmaktadır. Ayrıca, kimlik erozyonu veya kaybı ve ‘koruyucu kalkan/elbise’lerden yoksunluk da önemli bir faktördür. Koruyucu elbise arasında, ibadetler, cemaatleşme-sosyalleşme, örf-ananelere bağlılık da etkendir.

Bütün toplumları ilgilendiren konular hakkında mesela, Bilim-teknoloji, globalleşme ve içiçelik, sivil toplum ve insan hakları, krizler ve çatışmalar, ekolojik problemler, uluslararası suçlar gibi alanlarda ne düşündüğümüz, ne yapabileceğimizi ortaya koymak üzerinde mutlaka dürülmesi gereken problemler arasında yer almaktadır. Elbette ki bizim buradaki temel ilkemiz, bilgi, hikmet ve medeniyet perspektifinden bakmak ilkesidir. Çünkü, biz bu sorunlara doğru cevaplar verebilmiş köklü bir medeniyete ve kültüre sahibiz.”

Din toplumsal hayatın dışına atıldı

“Deizm ve Sebepleri” konusundaki seminerinde İlhan Bilgü önce, deizm tanımlamasını yaptı. Deizme yönelişin pek çok sebebi olmakla birlikte, bu konuda bilimsel araştırmalar yetersiz olsa da, asıl sorunun dinin artık insanların hayatını yönlendirememesini gösterdi.

“Burada asıl sorun dinin toplumsal olarak yaşanmamasıdır.” diyen Bilgü şöyle devam etti: “Evde, ailede ve toplumda dinî ameller yok, ameller olmayınca, dinî değerlerin bir manası kalmıyor. Çünkü, nasıl ki adalet, helâl ve haram, ahlaklı olmanın manası ortadan kalkıyorsa, ibadetsizlik de artıyor. Böylece din, toplumsal ve kişisel hayattan uzakta tutuluyor. İnsanlar artık, modernizmin getirdiği hayata iman edercesine yaşar hâle geldi. Zevk almadığı, lezzet duymadığı bir şey yaşamak istemiyor, sıkıntıya, darlığa dayanamıyor. Hesap vermeye razı olmuyor. Kariyer/iş/meslek sahibi olma hastalığına, yani, rızk endişesine sahipler. Ve kesinlikle şükretmeme hastalığından muzdaripler. Bu yüzden din