BASIN AÇIKLAMASI

Yeşiller Partisi’nin Müslümanlara eşit haklar ile ilgili yol haritası büyük hayal kırıklığı yaşattı

10 Temmuz 2012

“Yeşiller Partisi’nin şimdiye kadar vaad ettiklerine ve yapabileceklerine bakıldıĝında, sunulan yol haritası içerik olarak çok büyük bir hayal kırıklıĝı yaşatmıştır. Takdim edilen proje dikkatlice incelendiğinde, esasen CDU’nun siyasî görüşleri olduğu anlaşılmaktadır.

Bu politikanın temel unsurlarını; büyük İslamî cemaatlerin önemini azımsamak, bu cemaatlerin kendi tanımlarını görmezden gelmek, sözde gerekli geçici çözümler için ısrarcı olmak, temsil niteliği bulunmayan marjinal grupları büyük gösterme çabası ve ayrıca Anayasayı KorumaDairesi’nin görüşlerini eleştiride bulunmaksızın kabul etmek ve son olarak anayasa hukukunca Müslümanların eşit hak isteklerini ciddiye almamak, oluşturmaktadır.

Bu bağlamda Yeşiller Partisi, bu yol haritası ile ne kendini tutarlı bir şekilde ortaya koymuş, ne de İslam’i cemaatlerin yasal olarak eşit konuma gelmesi için çaba sarfeden, temel haklarda hassasiyet gözeten bir parti olma iddasını yerine getirmiştir. Böyle bir çalışmanın nasıl meydana geldiği sorusuna verilebilecek cevap ise merak konusudur ve hakkında ancak spekülasyonda bulunulabilecek bir husustur.

Din Anayasa Hukuku’nun gereğini yerine getirmek ve tutarlı bir şekilde İslamî cemaatlerin haklarını  teslim etmek yerine, Yeşiller Fraksiyonu kararlarında bugüne kadar İslamî bir cemaatin mevcut olmadığını beyan etmiştir. Bu bağlamda Hambug’da SPD ve Hessen Eyaletinde’ki CDU Partileri dahi, Yeşiller’e kıyasla çok daha fazla yol kaydetmiş sayılır.

Mevcut olan araştırmalara, özellikle Prof. Dr. de Wall ve Prof. Dr. Klinkhammer’ın katkılarına bakılsaydı, bu garipsenecek durum ve ayrıca gerekli gibi görünen geçici çözüm yolları arama çabasına gerek kalmayacaktı. Ya da Berlin İslam Federasyonu’na kısa bir ziyaret bile mevcut realiteyi anlamak için yeterli olabilirdi. Bunların aksine, yapılan yol haritasında artık aşılmış ‘dernekler’ kelimesi dinî cemaatler için özellikle kullanılmaktadır. CDU içerisinde dahi Müslümanların grup haklarına engel olan bu siyasî görüş hakkında tartışmalar yürütülmekteyken, Yeşiller’in böyle bir tanımlamada bulunması abesle iştigaldir.

Bu bağlamda Anayasayı Koruma Dairesi’ne yapılan gönderme de kimseyi şaşırtmamaktadır. Uzun senelerdir İslamî cemaatlerle sürdürülen dialoglardan elde edilen tecrübeye güvenmek ve kendi bağımsız kanaati hususunda ısrarcı olmak yerine, Anayasayı Koruma Dairesi’nce kullanılan

tanımlamaların dahi üzerine çıkılmıştır. Ve Yeşillerin, Anayasa Koruma Dairesi’nin İslam karşıtı eğilimi ve İslamî cemaatlerinin görüşlerini hiçe sayan tavrını sorgulamaması da düşündürücüdür.

Bu sebeple sunulan yol haritası Yeşiller’den umulanları kesinlikle karşılamamış, ayrıca toplumsal realite ve anayasal hukukun çok gerisinde kalmıştır. Bu çalışma, Müslümanların ve dahil oldukları cemaatlerin, Almanya’da yasal ve toplumsal katılımını ilgilendiren gerçek sorunlarından daha ne kadar uzak olduğumuzu net bir şekilde göstermektedir. Son on senede güvenlik politikaları bağlamında yürütülen ‘değerlendirmeleri’ Yeşiller dahi kabul ettiyse,  böylesi bir durumda ilerlemeden söz etmek çok uzak bir ihtimal olarak görülmelidir.

Bu şartlar altında, ‘İslamî cemaatlerin eşit ve hukukî olarak Almanya’ya entegre’ edilip edilemeyeceği kuşku götürür. Bu çalışma kapsamlı bir şekilde gözden geçirilmez ve Yeşiller içerisinde yer alan İslamî cemaatlere karşı gösterilen önyargılara ciddi bir açıklık getirilmez ise, güven verici bir İslam politikası sağlanamaz.

Özetle Yeşiller, mevcut tutumlarıyla temel hakları gözetmede hassas bir parti olma iddasından çok uzak kalmaktadır.”