CUMA HUTBESİ

Zamanın Değeri

20 Ağustos 2021 Kur'an Sayfa Tesbih Turuncu
Kur'an Sayfa Tesbih Turuncu

Muhterem Müminler!

Vaktin ve her şeyin yegâne sahibi olan Mevlamız; “Göğe burçlar yerleştiren, orada bir ışık kaynağı (güneş) ve aydınlatıcı bir ay yaratanın şanı çok yücedir. O, öğüt almak isteyen ve çok şükredici olmayı dileyen kimseler için geceyi ve gündüzü birbiri ardınca getirendir.”[1] diye buyurmuştur. İnsanın varlığı, mekân ve zamana bağlıdır. Hâlık-ı Zülcelâl’in yaratmış olduğu bu iki gerçeklik içerisinde, başta bizler olmak üzere tüm mahlukat hayatiyetini devam ettirmektedir. Mekân, somut, elle tutulur bir varlık olduğu için değeri daha kolay anlaşılmaktadır. Ancak zaman, soyut bir varlık olduğu için, kullar olarak bazen değerini anlamak ve hakkını vermek hususunda gaflete düşebilmekteyiz. Halbuki, zamanın önemini idrak edip gereğince günlerimizi, saatlerimizi, dakikalarımızı, hatta saniyelerimizi de değerlendirmek dünya ve ahirette başarı olmamızın şartlarındandır.

Aziz Cemaat!

Allah’a, Resulüne ve ahiret gününe iman eden biz Müslümanlar, kendimizi elbette dünyanın mamur edilmesiyle vazifeli görmekteyiz. Diğer taraftan ise “Dünya hayatı bir oyun ve eğlenceden başka bir şey değildir. (Dinî vecibelerini yerine getirip haramlardan uzak durmak suretiyle) Allah’tan sakınanlar için şüphesiz ki ahiret yurdu daha hayırlıdır. Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız?”[2] diye buyuran Rabbimizin uyarısına her daim kulak vermeliyiz. Dünya ve ahiretten oluşan hayatımızda, asıl ve ebedî olanın ahiret olduğunu unutmamalıyız. Tâbiîn neslinin büyüklerinden olan Hasan-ı Basrî şöyle buyurmuştur:
“Ey insan, sen ancak (birkaç) günden ibaretsin. Bir gün geçtiğinde, senin (hayatının) bir kısmı da geçmiştir.”[3] Ayrıca sahâbe-i kirâmı kastederek, “Öyle insanlar gördüm ki, sizin dirhem ve dinarlarınıza düşkün olduğunuzdan fazla zamanlarını (faydalı şekilde geçirmeye) düşkündüler.”[4] diye buyurmuştur. Salih halife Ömer b. Abdülaziz ise dikkatimizi şu sözleriyle zamanın değerine çekmiştir: “Gece ve gündüz (hayatını sonlandırmak için) çalışmaktadır. Sen de gece ve gündüzü (salih) ameller için değerlendir.”[5]

Değerli Kardeşlerim!

Tümüyle dünyaya meylin arttığı ve ahiretin göz ardı edildiği, bunun da global düzeyde sistematik bir hayat tarzı olarak benimsendiği ve insanlığa âdeta dayatıldığı bir dönemden geçmekteyiz. Yüce Kur’anımız; “Hayır! Siz dünyayı seviyorsunuz ve ahireti bırakıyorsunuz.”[6] âyet-i kerîmesiyle, âdeta bugünün toplumlarını tarif etmiş ve uyarmıştır. Dünyanın dert edinilmesiyle, dünyevi mutluluğa da erişilememektedir. Anadolu’nun büyük velilerinden Yunus Emre’nin veciz bir ifadesiyle; “Derdi dünya olanın, dünya kadar derdi olur.” Hâlbuki ahireti kazanmayı kendilerine hedef edinenler, ortaya koydukları güzel amel ve iyilikler ile ahirette olduğu gibi dünyamızda da saadete ulaşır ve bahtiyarlığa ererler.

Kıymetli Müslümanlar!

Peygamber Efendimiz ﷺ: “İnsanların en kârlısı, ömrü uzun, ameli güzel olandır.”[7] diye buyurmuştur.

Yüce Mevlamız bizlere, sağlıklı ve hayırlı bir ömür bahşetsin. Vermiş olduğu zaman nimetinden, hakkıyla istifade edenlerden eylesin. Rahmân ve Rahîm olan Allah (c.c.) bizleri ve tüm sevdiklerimizi huzuruna hayırlı ve güzel amellerle varan bahtiyar kullarından eylesin. Amin.

[1] Furkân suresi, 25:61-62

[2] En’âm suresi, 6:32

[3] Ahmed b. Hanbel, Kitâbü’z-Zühd, 2/392, No: 1591

[4] Ebû Gudde: Kîmetü’z-Zemen, s. 27

[5] Ebû Gudde: Kîmetü’z-Zemen, s. 27

[6] Kıyâme suresi, 75:20-21

[7] Tirmizî, Zühd, 20

Zamanın Değeri