CUMA HUTBESİ

Zor zamanda infak

23 Şubat 2016 Kur'an Sayfa Tesbih Turuncu
Kur'an Sayfa Tesbih Turuncu

Muhterem Kardeşlerim!
Bir gün Peygamber Efendimiz (s.a.v.), sevgili eşi Hz. Hatice’nin faziletlerini dile getiriyor ve onun cömert olduğunu, birisi yanına gelse onun hâl ve hatırını sorduğunu, ona ikramda bulunduğunu, en sıkışık anında kendisine yaptığı büyük mali yardımları anlatıyordu. Hz. Âişe (r.anhâ) da orada idi. Bir ara Efendimiz (s.a.v.)’e “Hep Hatice’den bahsedersiniz. Hâlbuki Allah size ondan daha genç ve güzel hanımlar vermiştir.” dedi. Peygamberimiz, Hz. Âişe’nin bu sözlerine karşı şunları ifade buyurdu: “Hayır, Allah ondan daha hayırlısını bana vermedi. Çünkü o herkesin küfür içerisinde olduğu bir zamanda bana iman etti. Herkesin beni yalanladığı bir zamanda beni tasdik etti. Herkesin her şeyi benden esirgediği bir zamanda, o beni malına ortak etti ve Allah bana ondan çocuklar ihsan etti.” Bunun üzerine Hz. Âişe validemiz Hz. Hatice’yi bir daha olumsuz yönde anmamaya karar vermiştir.[1] O günlerde Mekke’de inanan insan sayısı az, Müslümanlar zayıf, aralarında zenginler az idi. İşte bu günlerde zengin bir hanım olan Hz. Hatice validemiz, bilhassa üç yıllık muhasara günlerinde bütün malını Müslümanların ihtiyaçları için Peygamberimiz’e teslim etmiş ve Allah rızası için sarf etmişti.

Değerli Kardeşlerim!
Hicretin dokuzuncu yılı idi. Şam tarafından Müslümanların güvenliğine yönelik bir düşman hareketinin olacağı haberi duyulmuştu. Bunu haber alan Peygamber Efendimiz (s.a.v.), Mescid-i Nebevî’nin minberine çıktı ve müminleri mal ve canlarıyla cihada teşvik etti. Sıcak günlerdi, bağ ve bahçelerin, gölgeliklerin arandığı bir mevsimdi. Etrafta ise kıtlık ve kuraklık hâkimdi. Sahabenin birçoğu yoksuldu. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), Müslüman zenginleri Allah rızası için infaka davet etti. Hâli vakti yerinde olan Müslümanlar, bu davete derhâl iştirak ettiler. O gün Hz. Ömer (r.a.), malının yarısı olan beş bin dirhemi verdi. Hz. Ebû Bekir (r.a.) malının tamamı olan dört bin dirhemini verdi. O gün Abdurrahman b. Avf (r.a.), sekiz bin dirhem sermayesinin yarısını getirince Allah’ın elçisi; “Allah senin getirip verdiğini de, ev halkın için ayırdığını da bereketlendirsin.”[2] diye dua etti. Hz. Osman (r.a.) ise üç yüz deve, yüz at bağışlamıştı; ayrıca bin adet altını Resûlullah’ın kucağına dökünce Peygamber Efendimiz (s.a.v.); “Ey Allah’ım! Ben Osman’dan razıyım, sen de razı ol.” diye dua buyurdu.[3] Yoksul bir sahabî olan Ulbe b. Zeyd ise malı, mülkü, biniti olmadığı için hiçbir katkı sağlayamadığına çok üzüldü. Gece namazından sonra Allah’a niyazda bulundu, imkânlarının olmayışından yakındı. Ertesi gün sıkılarak, alay edilmeyi göze alarak çok az bir metaı Hz. Peygamber’e getirdi. Bu da infak edilen şeylere karıştırıldı. Ertesi gün Hz. Peygamber (s.a.v.) onu davet etti ve söyle buyurdu: “Muhammed’in varlığı kudreti elinde bulunan Allah’a yemin ederim ki, sen sadakası kabul olunanların divanına yazıldın.”[4] Kadınlar da ellerinden gelen yardımı yapmaktan geri durmuyorlardı. Ümmü Sinan el-Eslemiyye (r.anhâ) şöyle anlatıyor: “Hz. Âişe’nin evinde Resûlullah (s.a.v)’in önüne serilmiş bir örtü gördüm ki üzerinde bilezikler, pazubentler, halhallar, yüzükler, küpeler, develerin ayaklarını bağlayacak birtakım kayışlarla kadınlar tarafından gönderilen ve savaşta işe yarayabilecek birtakım şeyler bulunuyordu.”[5] Böyle zor zamanlarda yapılan fedakârlıkların önemine ve faziletlerinin üstünlüğüne işaret etmek üzere Cenâb-ı Hak Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyurmuştur: “Neden siz Allah yolunda harcamayasınız ki? Göklerin ve yerin mirası zaten Allah’ındır. Elbette içinizden, fetihten önce harcayan ve cihat eden bir olmaz. Onların derecesi, sonradan infak eden ve cihat edenlerden daha büyüktür. Bununla beraber Allah hepsine de en güzel sonucu vadetmiştir. Allah yaptıklarınızdan haberdardır.”[6]

Aziz Kardeşlerim!
Avrupa’da yaşayan Müslümanlar olarak bugün en büyük cihadımız ve en önemli infak alanımız, geleceğimiz olan nesillerimizin imanlı, ibadetli, güzel ahlaklı, hem İslam’a hem de insanlığa faydalı birer insan olarak yetiştirilmesi demek olan eğitim faaliyetlerimizdir. Eğitim merkezlerinde, resmî imam-hatip okullarımızda, İmam Meslek okulumuzda, İslami İlimler kurslarımızda, orta eğitim kurumlarımızda ve hafızlık kurslarımızda binlerce çocuk ve gencimize eğitim ve öğretim hizmetleri sunmaktayız. Bundan dolayıdır ki, bu zor günlerde hem eğitim kalitesinin artırılması hem de resmî anaokulu, ilkokul, ortaokul, lise ve ilahiyat meslek okullarından oluşan 10 tane devasa eğitim projemize sarf edilmek üzere infaklarınızı Allah rızası için fazlasıyla ve bir an önce eda etmenizi bir daha hatırlatmak istiyoruz. Çünkü Allah katında zor zamanda yapılan infakın derecesi çok daha büyük ve daha faziletlidir.

[1] Ahmed b. Hanbel, Müsned, H. No: 24864 (Mektebetu Şâmile)
[2] Vâkıdî, Megâzî, III, 991; Taberî, Tefsir, X, 197
[3] Ahmed b. Hanbel, IV, 75; Vâkıdî, a.g.e., III, 991; İbn İshâk, İbn Hişâm, Sîre, IV, 161
[4] İbn Kayyım, Zâdu’l-Meâd, Mısır, 139I/1971, III, 4; Vâkıdî, a.g.e., III, 994; İbn Hacer, el-İsâbe, II, 5II
[5] Vâkidî, Megâzî, III, 991, 992
[6] Hadîd suresi, 57:10

[supsystic-social-sharing id="1"]