CUMA HUTBESİ

Cihat bir oyun değil, hayatın ta kendisidir!

05 Şubat 2016 Rahle
Rahle

Değerli Kardeşlerim!
Cihat bir oyun değil, hayatın ta kendisidir. Müslümanca yaşama mücadelesi ve azmidir. Bununla birlikte esefle belirtelim ki, cihat gibi önemli bir İslami kavramın içi bugün bütünüyle boşaltılmıştır. Bu kavramın içini boşaltmakta hem Müslümanların cahilleri hem de İslam karşıtları birleşmişlerdir.

Muhterem Müslümanlar!
Pek çok hadiste cihattan bahsedilirken Müslümanca bir hayat mücadelesine vurgu yapılır. Nitekim tüm âlemlere rahmet olarak gönderilen bir peygamberin bizlere sunduğu cihat merkezli hayat Vedâ Hutbesi’nde de açıkça ortaya konulmaktadır. Vedâ Haccı’nda Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Size mümin birisinin kim olduğunu haber vereyim mi? Mümin, insanların (o kişi karşısında) mallarından ve canlarından emin olduğu kimsedir. Müslüman da o kimsedir ki, diğer insanlar bu kişinin dilinden ve elinden güvende olur. Mücahit, Allah’a itaat yolunda kendi nefsi ile mücadele eden kimsedir. Muhacire gelince, muhacir hatalardan ve günahlardan kaçan kimsedir.”[1]

Görülüyor ki, dinin tamamlandığı günlerde Allah resulünün ümmetine yaptığı bu vasiyet aynı zamanda cihadın bir hayat anlayışı olduğunu ortaya koymaktadır. Öte yandan, Kur’ân-ı Kerîm’de Allah Teâlâ “Siz insanlar için ortaya çıkarılan, iyiliği emreden, kötülüklerden de alıkoyan, Allah’a inanan hayırlı bir ümmetsiniz.”[2] buyurarak İslam ümmetinin temel karakterini ortaya koymuş bulunuyor. Bu karakter yine bir hadiste şöyle tanımlanmıştır: “İnsanların en faziletlisi mümin olup, Allah yolunda nefsi ve malı ile cihat eden kimsedir. Sonra gençliğini Allah korkusuyla geçiren gençtir. Ki bu gencin diğer insanlara da kötülüğü dokunmaz.”[3]

Aziz Müslümanlar!
Ayetler de açıktır, hadisler de. Mücahidin birinci özelliği Allah’a itaati, nefsi ve malı ile Allah yolunda mücadele etmesidir ki, böyle bir kimseden hiç kimseye kötülük dokunamaz. Eğer dokunuyorsa o kimse mücahit olamamış, cihadı istismar etmiş, sömürmüş demektir. Şunu asla unutmayalım: Hadîs-i şeriflerde geçen cihat tanımlamasına giren bütün tarifler, az önce okuduğumuz ayette özellikleri belirtilen İslam ümmetinin, kötülüğe yönlendiren kendi nefsi ile Allah rızası için mücadelesine vurgu yapar.

Buna ilaveten, iktidar sahiplerinin bu iktidarlarını kötüye kullanmalarına karşı bir mücadele çağrısında da bulunur: “Cihadın en hayırlısı, zalim hükümdar karşısında söylenmesi gereken en doğru sözü (hakkı) söylemektir.”[4]

Nefis mücadelesi pısırıklık, suskunluk, bıkmışlık değildir. Zulme, işgale, haksızlığa ve adaletsizliğe başkaldırıdır. Doğruyu söylemek, hakka davet etmek, Müslümanca yaşamayı teşvik etmek, bu uğurda diğer insanların tehdit ve kınamalarına aldırmamaktır.

Muhterem Kardeşlerim!
Cihadın içinde elbette savaşmak da vardır. Mesela hutbemizin başında okuduğum ayette, “Sizinle savaşanlara karşı Allah yolunda siz de savaşın. Ancak aşırı gitmeyin. Çünkü Allah aşırı gidenleri sevmez.”[5] buyurulur.

Dikkat edin, özellikle aşırı gitmemeye vurgu yapan bu ayeti diğer cihat ayetlerinden, diğer hadislerden ayırdığınızda dahi savaşın kendi başına bir çare olmadığı anlaşılır.

Muhterem Müslümanlar!
Özetle cihat, İslam’ı yaşamak ve bu uğurda mücadele edebilmektir. Hayatı İslam üzere kurabilme gayret ve çabasıdır.

[1] Abdullah ibn Mubarek, Müsned, H. No: 29
[2] Âl-i İmrân suresi, 3:110
[3] Buhârî, Cihad, 5, H. No: 2786
[4] Ebû Dâvûd, Mehâlim, 54, H. No: 4344
[5] Bakara suresi, 2:190

[supsystic-social-sharing id="1"]