CUMA HUTBESİ

Hutbe – Örnek İnsan Olabilmek

30 Ocak 2009

Muhterem mü’minler!

İnsanoğlu, Allah’ın diğer mahlukatı arasında özenle yarattığı ve onlardan daha üstün kıldığı en şerefli varlıktır. Cenab-ı Hak, insanın bu özelliğini pek çok ayeti kerimede beyan buyurmuştur. Bunlardan bir tanesi, Tin suresinin şu ayeti kerimesidir ki, insanoğlu şöylece taltif edilmiştir: “Muhakkak ki, biz insanı en güzel bir biçimde yarattık.” [95:4] Ayette geçen en “güzel bir biçim”, alimlerimiz tarafından şöyle anlaşılmıştır: Bundan maksat, insanın hem şekil hem de iç donanım (manevi kemalaat)  açısından mahlukatın en güzeli olmasıdır. İnsana doğuştan böyle bir üstünlüğü bahşeden Rabimiz, işte bu insanın, hayat programının da bu eşsizliğe uygun olmasını ve insanın insan hayatına yaraşır bir biçimde dünya hayatını tamamlamasını istiyor. Ancak insanın, kendi hayatını nasıl şekillendireceği konusunda yine kendisine verilen cüz’i irade ile hür bırakılıyor. Fakat Allah, ona en doğru yola hidayet edecek imkan ve nimetleri de sunuyor. Bu defa da insanın önünde engeller çıkıyor ki, bu engellerin başında nefs ve şeytan geliyor. Bu engeller insan için birer deneme ve imtihan sırrı olarak onun önüne konuluyor. İnsan, yaratıldığı günde, Rabbine verdiği söze sadık kalmayarak, nefs atına biner ve kötü arzulara esir düşerse, devamında şeytanın tuzaklarına kanar ve aldanırsa bu defa yaratılıştaki insanlık güzelliğinden sıyrılmış ve her türlü kötü sıfatlarla bezenmiş olur. Cenab-ı Hak, böyle tam tersi istikamete giderek, sapıtan insanlar için de: “Sonra da onu (insanı) çevirdik aşağıların en aşağısına attık.” [95:5]

buyuruyor.

Muhterem mü’minler!

Biz Müslümanlara düşen görev, “mahlukaatın en üstünü” olarak devam etmek iken, zamanımızdaki Müslümanların bugün en büyük problemi, yüce dinimizi layıkıla yaşayamamak ve bunun neticesi olarak da güzel İslam’ı güzel temsil edememektir. Bu durum hem Müslümanların kendilerine zarar veriyor, hem de diğer insanların İslam’ı tanıma ve öğrenilme isteğine ket vuruyor. Bu durumdan kurtulmak, örnek olmak ve insanlığı İslam’dan feyiz alacak şekle getirmek için, İslam’a yönelmek, onu öğrenmek ve diğer insanlara öğretmek gerekiyor. Biz Müslümanlar, eğitim ve irşad vazifemizi yerine getirmek için öncelikle kendi hayat çizgimizin Allah’ın istediği doğrultuda olup olmadığını kontrol etmeliyiz. Yapmış olduğumuz işlerimizin nefsanî mi şeytani mi, yoksa Cenab-ı Hakk’a göre mi olduğunu tefekkür etmek zorundayız. Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’inde mü’minleri birçok özellikleri ile tarif buyuruyor ki; bu tarifler, bizlerin nasıl birer insan olmamızın gerektiğini vurguluyor. Buna göre mü’minler kardeştir, kardeşçe yaşamalıdırlar. Mü’minler, kardeşlerinin dertleriyle dertlenmeli ve onlarla ilgilenmelidirler. Sevgi ve buğuzlarını sırf Allah rızası için sergilemelidirler. Bu fani dünyanın mutlaka birgün sona ereceğini düşünerek, ona gönül bağlamamalı ve neticede sonsuz bir hayata kavuşacağına inanarak, tam bir hazırlıkla hazırlanmalıdırlar.

İşte değerli kardeşlerim,

Bunları bilerek kendimizi sürekli eğitmeli ve olgunlaştırmalıyız. Ancak o zaman kendi yakınlarımızdan başlayarak, çevremize iyi birer rehber olabilir, doğruları ve güzellikleri sunabiliriz. Yani biz kendimiz yaşarsak, başkalarını yaşatma imkanını sunmuş oluruz.

 

IGMG İrşad Başkanlığı