CUMA HUTBESİ

Hutbe – Ölüm ve Ona Hazırlık

04 Mart 2011

Muhterem Mü’minler!

Herkesçe bilinen bir gerçektir ki, her başlangıcın mutlaka bir sonu, her canlı varlığın sürdürdüğü bir hayatı ve her hayatın da bir ölümü vardır. Kâinatın yaratıcısı olan Allah, kâinat ve içindekileri kendi emrine amade kılmış, yaratılış kanunlarına uymaya, zamanı gelince de ölüme mahkûm etmiştir. Kâinatta en özgün ve özel bir varlık olan insanın da bir ömrü ve bu ömrün sona ererek ölümü tatması söz konusudur. Hayat ne kadar gerçek ise, ölüm de o kadar gerçektir ve kabulünü inkâr mümkün değildir. Ölüm, bilinen hayatın sona ermesine sebep olmasına rağmen, bu durum insan için bir son anlamına gelmez; bu geçici âlemden ebediyet yurduna geçiş anlamına gelir. Bunu Yunus Emre’miz ne kadar güzel ifade eder:  “Ölümden ne korkarsın,  Korkma ebedî varsın.” Ölüm, bir bakıma yerin üstünde görüp geçirdiğimiz rüya gibi yaşamın, yerin altında gerçeğe dönüşerek devam etmesidir denilebilir. Ölüm ve sonrası Kur’an-ı Kerim’de şu şekilde ifadesini bulmuştur: “Nerede olursanız olun ölüm size ulaşır; sarp ve sağlam kalelerde olsanız bile.“ (Nisa Suresi, [4:78]) “Her canlı ölümü tadacaktır. Bir deneme olarak sizi hayırla da, şerle de imtihan ederiz ve siz ancak bize döndürüleceksiniz.” (Enbiya Suresi, [21:35]) “Kıyamet günü yaptıklarınızın karşılığı size mutlaka tastamam verilecektir.” (Al-i İmran Suresi, [3:185])  

 

Değerli Mü’minler!

Ömür, doğumla başlayıp mezara kadar devam eden bir yolculuktur. Bu yolculukta önemli olan, nerede, ne zaman, nasıl ve ne şekilde karşılaşacağımızı bilmediğimiz, ama mutlaka karşılaşacağımız, bu ölüm istasyonuna hazır olmaktır. Evimize her an gelmesi muhtemel olan misafirimize nasıl hazırlanırsak,  ölüme de öylece hazır olmamız gerekir. Ölüme hazırlık ise, imtihan sırrını iyice  kavrayarak, imanımızla, ibadetlerimizle, güzel amellerimizle, kalp ve gönüllerimizi doldurarak, içimizdeki kin ve nefreti silip, yerine sevgi ve merhameti koymamızla mümkün olacaktır. Nitekim Rabbimiz: “Mutlak hükümdarlık elinde olan Allah yüceler yücesidir ve O’nun her şeye gücü yeter. O, hanginizin daha güzel davranacağını sına-mak için ölüm ve hayatı yaratmıştır. O, mutlak galiptir, çok bağışlayıcıdır.” (Mülk Suresi, [67:1-2])  ayetinde bunu bize beyan buyuruyor. Bundan dolayı da  ölümü her an hatırlamamız ve daha faydalı işler yapmamız gerekmektedir. Çünkü ne kadar yaşarsak yaşayalım, neticede ölümle karşı karşıya gelecek ve bu sırayı tamamlayacağız.  Ölüm ve ötesine giderken geride kalanların hatıralarında hoş bir sayfa bırakıp bırakmadığımıza bakmak durumundayız.

 

Muhterem Kardeşlerim!

İşte geçtiğimiz günlerde bu ölüm gerçeği ile yüzyüze gelerek Rabbine yönelen,  yüzbinleri arkasına takarak kabrine kadar götüren, ve de milyonları kendisine duacı kılan çok muhterem Hocamızın bu kutlu seferi bütün bizlere de bir ibret dersi vermelidir. Bir gün mutlaka mukadder olan bu yolculuğu gerçekleştirirken arkamızdan dua edecek ve Rabbimizin huzurunda hakkımızda hüsn-ü şehadette bulunacak insanları bırakmamız gerekmektedir. Bunun için de o büyük insanların siretlerine benzeyen bir hayat sürmemizi Rabbimizden niyaz ederken, Muhterem Hocamıza Rahmetler; ailesine, ashabına ve siz cemaatına da başsağlığı diliyoruz. Ayrıca Cuma namazının hemen akabinde hocamız için gıyabi cenaze namazı kılacak ve dualar edeceğiz. Allah, merhameti ile muamele buyursun, inşaallah.

 

IGMG İrşad Başkanlığı