CUMA HUTBESİ

Hutbe – Allah (cc)’la irtibatımızı kesmeyelim

09 Eylül 2011

Muhterem Kardeşlerim!

Kur’an-ı Kerim’imiz, insanın Allah’a bağlılığının ölçüsünü, insanın hayatının ve ölümünün, namazının ve sair ibadetlerinin yalnız Allah’a has kılınmasıdır, diye beyan ediyor ve şöyle buyuruyor: “De ki: Şüphesiz benim namazım, kurbanım, hayatım ve ölümüm hepsi alemlerin Rabbi Allah içindir.” (En’am Suresi, [6:162]) Buna göre, batıl din ve inançlardan yüz çevirerek İslam’a yönelmek ve Allah’a kulluk etmek, Allah’a bağlılığın ifadesidir. Allah’ın Rasulü (sav) de Allah’a bağlılığın; gizlide ve açıkta Allah’tan korkmak, O’na güvenmek, O’nun hoşlanmadığı bir şeyde insanların hoşlandığı bir şeyi istemek yerine, insanların hoşlanmadığı bir şeyde Allah’ın rızasını istemek ve insanın sevgisinin de düşmanlığının da, vermesi ve esirgemesinin de başka bir şahsi çıkar ve düşmanlığı olmadan, sırf Allah rızası için olması şeklinde anlatmış ve şöyle buyurmuştur: “Allah için veren, Allah için esirgeyen kimse, imanı tam anlamıştır.” Kendisini Allah’ın rızasına teslim eden Peygamber Efendimiz (sav) dua ederek konu ile alakalı olarak bir başka hadis-i şerifinde  şöyle buyurur: “Ey Rabbim, Ey Rabbim, kendimi sana teslim ettim. Sana inandım. Sana güvendim. Sana döndüm. Senin namına münakaşa eder ve seni hakim olarak kabul ederim.”

Muhterem Kardeşlerim!

Birer mümin olarak Allah ile bağlılığımızı devam ettirmeye en büyük vesilemiz namazlarımızı ihmal etmememizdir. Yalnız farz namazlar değil, imkan ölçüsünde nafile namazlara da ağırlık verip, bilhassa gece namazlarını ön plana almalıyız.  

Allah’ı çokça zikretmemiz de bir başka vesilemiz olmalıdır. İnsanın içinde bulunduğu hal ne olursa olsun, bir anlık nefesinin bile Allah’ın zikrinden gafil olmaması gerekir. Dua ve zikirlerimiz, Allah’ın Rasulü ve sahabe-i kiram tarafından okunan dua ve zikirlerden olmalı, okunan bu dua ve zikirlerin manasını da anlayarak okumalıyız.

Daha bir hafta önce geride bırakmış olduğumuz oruç ibadeti de bizi Allah’a bağlayan en önemli ibadetlerimizdendir. Sadece farz olan oruç değil, nafile oruçlar da tutmak için gayret etmeliyiz. Örneğin her ay içinde üç gün veya her pazartesi ve perşembe gününü oruçlu geçirmek iyi olur. Bu sayede oruç ibadetinin hikmeti olan takva şuuruna da ermiş oluruz.

Aziz Kardeşlerim!

Allah yolunda infaklar da Allah ile kulları arasındaki irtibatı güçlü kılar. Zekat ve fıtır sadakası gibi mecburi olan infakların yanında, nafile sadakalar da unutulmamalıdır. Bu hususta yapılan infakın miktarına değil, Allah’ın rızasını kazanmak için, insanı tasadduka yönelten ruh haline ve hislere önem vermemiz gerekir. Bir kimsenin kendisi muhtaç iken verdiği bir tek kuruş, zenginin vereceği bin liradan daha hayırlı ve değerli olabileceği unutulmamalıdır. Allah ve onun Rasulü, sadakayı nefsi temizlemek için bir vesile kılmıştır. Ayağınız kayar da bir günaha girerseniz tevbe ve pişmanlığın yanında infak da yapınız ki, tasaddukun insan nefsini temizlediğini, kötü yollara ve İslam dışı şeylere düşmemek için insanın elinden tuttuğunu tecrübe etmiş olursunuz.   

Özetle izahına çalıştığımız bu yolu takip edecek olursak, sosyal hayatın çeşitli sorunlarıyla uğraştığımız halde, Allah’a yaklaşma ve O’nunla irtibatımızı devam ettirme hususunda başarılı oluruz.

Öyle ise, kendi nefsi muhasebe ve murakabelerimizi yapmalıyız. Allah’a ve O’nun Kitabına, Peygamberine, hakkıyla iman edip etmediğimizi, Allah ile olan alışverişlerimizde ne dereceye kadar doğru hareket ettiğimizi, verilen  emanetlere sadık kalıp kalmadığımızı iyice kontrol etmeliyiz. Zaman, servet ve fikir gibi bize sunulan ihsanlarda, O’nun rızası yolunda ne kadar harcadığımızı ve bu nimetlerden ne kadarını dünyaya ayırmış olduğumuzu iyi tespit etmeliyiz. “Rabbimiz Allah’tır” diyerek kalbimizi huzurla doldurmalı, Allah’la olan irtibatımızı kesmemeliyiz. 

IGMG İrşad Başkanlığı