CUMA HUTBESİ

Hutbe – Hicret (hicri yılbaşı)

11 Şubat 2005

Değerli Müminler!

Biz müslümanlar için büyük anlam taşıyan hicretin 1426. yılına 10 Şubat 2005 Perşembe günü, (dün) itibarı ile girmiş bulunuyoruz.

1426. Hicri Yılbaşının İslam alemine ve mensuplarımıza iyilik ve mutluluk getirmesini diliyor, tüm insanlığa barış ve huzur dolu bir yıl olmasını temenni ediyorum. İslam tarihinde önemli bir dönüm noktası olan Hicret, Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed’in 622 (Miladi) tarihinde Mekke’den Medine’ye göç etmesidir. Bu münasebetle bu haftaki hutbemizde, Sevgili Peygamberimizin hicretinden bahsetmek istiyoruz.

Muhterem Kardeşlerim !

İnsanlık tarihi boyunca gönderilen bütün Peygamberler ilahi vahyi insanlara bildirirken pek çok işkence ve zulme maruz kalmışlardır. Kimi öldürülen, kimi yurtlarından göçe zorlanan ve çeşitli zorluklar yaşayan, rahmet, şefkat ve sevgi kaynağı olan bu güzel insanlara, akla durgunluk veren kötülükler yapılmıştır. Bu kutlu insanlar, herşeye rağmen, Hakk’a, adalete, barışa ve huzura davetten bir adım dahi geri durmamışlardır.

Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V.) de risalet görevini üstlendikten sonra kendinden önceki Peygamberler gibi, insanları Hakk’a davet etti. Mekke müşrikleri, Peygamberimizin bu davetine tahammül edemediler ve Rasulullah’a her türlü zulüm ve işkence yapmaya başladılar.

Peygamberimiz, Allah’a ortak koşmayı ve hakkı örtmeyi, vahşet ve zulmü hayat tarzı edinen Mekke toplumunu Allah’a ibadete, adalete, iyiliğe ve güzele davet ettikçe, onlar, işkence ve zulümlerini arttırdılar; hatta onu öldürmeye karar verdiler.

İslam tebliğinin on üç senelik Mekke dönemi boyunca başta Peygamber efendimiz olmak üzere, ilk müslümanlar çok büyük işkence ve haksız uygulamalara maruz kaldılar. İşkencelere tabi tutuldular, şehid olanlar oldu, bir çoğunun mal ve mülkleri ellerinden alındı; Müslümanlara ambargoların en ağırı tatbik edildi.

Nitekim, Peygamberimiz, Medine’den ticaret maksadıyla Mekke’ye gelen insanlarla karşılaştı ve onlara tebliğini ulaştırdı. Onlar Efendimize, Mekke’de bulamadığı ortamı, Medine’de sağlayacaklarına dair söz verdiler ve Peygamberimizi Medine’ye davet ettiler. Böylece İslam’ın sadası Medine’de yankılanmaya başladı ve İslam, mutedil, hidayete açık bir toplum olan Medine halkı tarafından baş tacı edildi.

Netice itibarı ile Peygamberimiz ve mü’minlere karşı, işkence ve zulüm had safhaya vardığı bir esnada, miladi 622 yılında, Medine’ye hicret etmeleri için Rabbimiz tarafından müsaade edildi.

Bu durumu Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de şöyle anlatıyor: “Hatırla ki (ey Muhammed) kafirler seni tutup bağlamaları veya öldürmeleri yahut seni yurdundan çıkarmaları için sana tuzak kuruyorlardı. Onlar (sana) tuzak kurarlarken Allah da (onlara) tuzak kuruyordu. Çünkü Allah tuzak kuranların en iyisidir.”

(Enfal Suresi / Ayet:30)

Muh terem Müslümanlar!

Hicret, insanlık tarihinin en büyük hadiselerinden biridir. Hicret, adaletin, huzurun, insan haklarının, insanlık onurunun korunduğu, insana insan olma şerefinin yeniden hatırlatıldığı bir tarihtir.

Hicret, baskı ve dayatma ile İslam’ın nurunun kıyamete kadar söndürülemeyeceği gerçeğinin ispat edildiği bir tarihtir.

Değerli kardeşlerim !

Hicret hadisesinden, hem müslümanlar olarak bizlerin, hem de İslam’ı anlayamayanların alacağı çok büyük dersler vardır. Hicret gerçeği açıkça şunları göz önüne sermektedir: “Kainatta ne varsa her şey Allah’ın dilemesiyledir, hiç bir güç Allah’tan üstün değildir ve her şey Allah içindir ve herşey Allah’a dönecektir; O her şeye kadirdir, ancak “vel akibetu lilmuttekin” yani O’na kulluk edenler kazançlı çıkacaklardır. Zalimler istemese de Allah nurunu mutlaka tamamlayacak ve her iş O’na döndürülecektir. O, çabuk hesab görendir. Üstünlük payesi, ancak gerçekten iman edenlere verilecektir.”

Kıymetli müslümanlar !

Üzülerek belirtelim ki, bu hicri yılbaşımızı da, dünyada baskı, zulüm ve işkencelerin devam ettiği bir zaman diliminde idrak ediyoruz. Dünyamızda kan ve göz yaşı sel olup akmaya devam ediyor. Ne yazık ki, yeni hicri yılımıza Güney Asya’da yaşanan büyük deprem ve tusinami felaketinin acıları ile girdik. Umud ediyor ve diliyoruz ki, bu yılımız, insanlık ve İslam alemi için, hicretle sahabenin elde ettiği mutlu neticelere denk sevinçlerle geçsin. Bu dilek ve temennilerimizi Cenab-ı Hak’tan niyaz ederken, hepinize, günahlardan, her türlü arınmışlığa ve güzelliklere, Allah’a isyandan, Allah’a ibadete yöneliş olan gerçek hicretler diliyorum.

1426. hicri yılı, mensuplarımıza İslam alemine ve insanlığa mübarek olsun.

IGMG İRŞAD BAŞKANLIÄžI

[supsystic-social-sharing id="1"]