CUMA HUTBESİ

Hutbe – Unutmayalım Peygamberimizi

21 Nisan 2006

Muhterem Mü’minler,

Bir Mevlid Kandilini daha geride bıraktık. Peygamberimizin doğum günü münasebetiyle ilan ettiğimiz Âlemlere Rahmet Programları çerçevesinde bir ay boyunca camilerimizde ve kimi salonlarda Efendimiz (as)’ı andık. Kur’an-ı Kerim hatimleri yaptık, mevlitler okuduk. Konferanslarla, panellerle ve çeşitli tartışma programlarıyla Peygamberimiz (as)’ın hayat hikâyesini, mücadelesini, zafere ulaşışını, getirdiği dinin esaslarını gergef örercesine yeniden gözden geçirdik. O’nun hakkındaki bilgilerimizi tazeledik; bilgilerimize yeni bilgiler kattık. O’nun ümmetinden olmakla ne büyük bir şeref ve saadete nail olduğumuzu öğrendik. O’na layık birer ümmet olmak için daha yoğun bir gayretin içine gireceğimize dair yeniden sözler verdik; ahitlerimizi tazeledik. Elbette bir Müslüman olarak biz, Peygamberimizi sadece Mevlid Kandillerinde ya da Kutlu Doğum Haftalarında anmakla yetinemeyeceğimizin bilincinde olmakla beraber, sadece bu bilinç ve hassasiyetimizi bu bir ay boyunca daha duyarlıklı hale getirdik. Yoksa Müslümanın hayatının hiçbir anı, O’nun bize emanet ettiği örnek hayatının safahatının dışında geçmesi mümkün olamaz ve olmamalıdır.

Muhterem kardeşlerim,

Öyle bir peygambere inanıyoruz ki, getirdiği din, koyduğu nizam, insanoğlunu mutlu kılacak, bahtiyar edecek, dünyasını da cennet hayatına çevirecek hayat iksirleriyle doludur. Bir canlıya su, hava ve gıda ne kadar lazımsa ve onlarsız yaşayamazsa; aynen insanlık da maddesiyle, manasıyla O’nun getirdiği dinin dışında gerçek saadet ve mutluluğa ulaşamaz. Çünkü insanlığı mesut edecek ilahi-semavi saadet düzeninin tesis edilmesi, gelmiş-geçmiş diğer peygamberler de dâhil, sadece Peygamber efendimize nasip olmuştur. Bütün filozofların, hikmet ehli insanların, siyaset bilimcilerin, hukukçuların, sosyologların ve kendilerince insanlığı mutluluğa kavuşturma iddiasında olan düşünür ve araştırmacıların aradığı; fakat bir türlü ulaşamadığı mutluluk kaynaklarının hepsini, Efendimiz (as)’ın gerçekleştirdiği inkılâplarında bulabiliriz. Zira O, “Rahmet olsun için, bütün insanlığa ve kendisinden sonra gelecek bütün çağlara” peygamber olarak gönderilmiştir.( Enbiya Suresi: 107, Sebe’ Suresi: 28, Ahzap Suresi: 40)

O, insanlığın en sancılı döneminde geldi. Mücadelesini en zor iklimin hâkim olduğu bölgede sürdürdü. Doğru inanç ve düşünce temellerinden uzak, ahlak yönünden kokuşmuş, yozlaşmış insanlar arasında Hak’kı hayata geçirmeye çalıştı; şeksiz-şüphesiz başardı. Birbirini boğazlayan insanları bir araya getirdi. Düne kadar birbiriyle düşman olan insanlardan en yüksek kardeşlik duygularıyla dopdolu bir tek cemaat oluşturdu. Aradaki ihtilafları sona erdirdi. Ebediyyen onları kardeşler haline getirdi. Her türlü ahlaksızlığın zirvesinde hayvani zevklerin tatmini için yarışan canavarlaşmış insanlardan en yüksek ahlak timsali insanlar yetiştirdi. İnsanlık tarihine bakınız; doğruluk ve sadakatte, hak ve adaleti tatbikte, hilim ve hayâda, ilim ve cesarette, Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer, Hz. Osman ve Hz. Ali (ranhum) gibi kaç tane ufuk insan bulabilirsiniz. Kendi öz kızını diri diri kuma gömerek öldüren Hattabın oğlu Ömer’den, farkına varmadan ölümüne sebeb olduğu karıncanın başında dakikalarca ağlayan Hz. Ömer’l Faruk’a, ancak O’nun getirdiği dinin kaynağını teşkil eden, Kur’an ve Sünnet nizamının eğitim ve öğretim güzergâhından ulaşabiliriz.

Bundan dolayıdır ki, değerli kardeşlerim,

Her günümüzü O’nun gündemine ayarlamalıyız. Adım adım, nefes nefes O’nun izlerini sürmeliyiz. Aile efradımıza, çoluk-çocuğumuza O’nu model insan olarak tanıtmalıyız. En az yılda bir defa ve küçük de olsa O’nun hayatını anlatan bir kitap okumalıyız. O’nu hayatımızda canlı tutmalıyız. Hutbemizi Rabbimizin O’nu anlattığı ayet mealleriyle bitirelim ve O’nun sünnetinden bizi mahrum bırakmamasını Cenab-ı Haktan niyaz edelim.

Cenab-ı Hak buyuruyor ki:

“(Resûlüm!) Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.” (Enbiya Suresi: 107) “Ve sen elbette yüce bir ahlâk üzeresin.” (Kalem Suresi: 4) “Andolsun size kendinizden öyle bir Peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya uğramanız ona çok ağır gelir. O, size çok düşkün, müminlere karşı çok şefkatlidir, merhametlidir.” (Tevbe Suresi: 128) “Andolsun ki, Resulullah, sizin için, Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah’ı çok zikredenler için güzel bir örnektir.” (Ahzap Suresi: 21)

IGMG İrşad Başkanlığı

[supsystic-social-sharing id="1"]