CUMA HUTBESİ

Hutbe – Allah’ı Sevmek

09 Kasım 2007

Muhterem kardeşlerim,

Sevgi, imanın esaslarındandır. Hadis-i şerifte, “Bir kimse, Allah ve Resulünü her şeyden daha çok sevmedikçe, iman etmiş sayılmaz” (Buharî) buyurulmuştur. Sevgi, gönlün zevk aldığı şeye meyletmesi demektir. Bu meylin kuvvetlisine aşk denir. Sevgi, hiçbir karşılık beklemeden sevgiliye tâbi olmak, ona itaat etmek, onun her işini güzel, her eziyetini, her iyilikten daha tatlı görmek ve onun dostlarını dost, düşmanlarını düşman bilmek, kısacası onun rızası için yaşamaktır. Dostun dostları güzel, düşmanları ise çirkin ve kötü görünür. Ã‚şıklar, sevgililerinin delisi olur; onlara aykırı bir şey yapamaz. Aykırı gidenlerle uyuşamaz. İki zıt şeyin sevgisi bir kalpte birleşemez. Sevgi, cansızların değil, canlı ve anlayışlı olanların özelliğidir. Gerçek sevgi, Allah ve Rasulüne duyulan sevgidir. Müminin kalbine bu şiddette bir sevgi yerleşmezse, kamil manada imandan söz etmek zordur. Noksansız bir imana sahip olabilmek için, gerçek hak dostlarının Allah sevgisi ile elde ettikleri imanı yakalamak gerekir.

Aziz kardeşlerim,

Allah’ı sevmek mümkün müdür? Allah’ı sevmenin bir ölçüsü var mıdır? Allah sevgisine nasıl ulaşılır? Bu soruları çoğaltmak mümkündür. Evet Allah’ı sevmek mümkündür. Zira Kur’an’ımızda buna işaret eden ayetler vardır ve iki tanesi şöyledir: “Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse (bilsin ki): Allah’ın onları sevdiği, onların da Allah’ı sevdiği, müminlere karşı alçak gönüllü (şefkatli), inanmayanlara karşı onurlu ve zorlu bir toplum getirecektir. (Bunlar) Allah yolunda cihad ederler ve hiçbir kınayanın kınamasından korkmazlar (hiçbir kimsenin kınamasına aldırmazlar). Bu Allah’ın dilediğine verdiği bir lutfudur. Allah’ın lutfu ve ilmi geniştir.”’ (Maide Suresi, [5:54]) “İnsanlardan bazısı Allah’tan başkasını Allah’a (haşa) eşler ve benzerler edinir de onları, Allah’ı sever gibi severler. İman edenler ise daha çok Allah’ı severler. Keşke zalimler azabı gördükleri zaman (anlayacakları gibi) bütün kuvvetin Allah’a ait olduğunu ve Allah’ın azabına dayanmanın zorluğunu önceden analayabilselerdi.” (Bakara Suresi, [2:165]) Allah’ı sevmenin de ölçüsü vardır ve onu da Kur’an’ımız şöyle buyurarak haber veriyor: “De ki: Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, hısım akrabanız, kazandığınız mallar, kesada uğramasından korktuğunuz ticaret, hoşlandığınız meskenler (evler, konaklar, köşkler) size Allah’tan, Rasulünden ve Allah yolunda cihad etmekten daha sevgili ise, artık Allah emrini getirinceye kadar bekleyin. Allah fasıklar topluluğunu hidayete erdirmez.” (Tevbe Suresi, [9:24])

Değerli kardeşlerim,

Allah sevgisine ulaşmak, O’nu tanımakla başlar. O’nu tanıyan kişi, bir başka sevgiye kalbinde yer vermez. O’nu tanımak ise, O’nun eserlerini tanımak, kadir ve kıymetlerini bilmekle; O’nun sevdiği ve hoşnut olduğu şeyleri yine O’nu razı etmek için sevmek ve yoluna tabi olmakla olur. Nitekim Peygamberi sevmek ve O’na tabi olmak, kişiyi Allah sevgisine ulaştırır. Onun içindir ki, Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’inde Peygamber Efendimiz (as)’in diliyle şöyle buyurmuştur: “(Resulüm!) De ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyunuz ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah son derece bağışlayıcı ve esirgeyicidir.” (Al-i İmran Suresi, [3:31]) Bizim inancımıza göre, varlıkların hepsi Allah’ın kudretiyle vardır. Hiç kimse kendi kendini yaratıp, hayatını devam ettiremez. O hâlde kişinin, kendini yaratan, çeşitli nimetler veren, yaşatan, Rabbı’nı tanıması ve sevmesi gerekir. Eğer Rabbı’nı tanımamış ve sevememişse bu onun kendi yaratılışını bilmediğinden, cehaletinden kaynaklanır. Çünkü sevgi, tanımanın, bilmenin ve anlamanın  meyvesidir.

Aziz kardeşlerim,

İman ve güzel ameller, böyle bir sevginin yeşermesine ve o insanın hayırlı ve Allah’ın sevgilisi olmasına vesile olur. Kur’an’ımız bunu ne kadar güzel ifade ediyor: “İman edip amel-i salih işleyenlere gelince, onlar halkın en hayırlısıdır. Onların Rabbileri katındaki mükafatları, zemininden ırmaklar akan, içinde devamlı olarak kalacakları Adn cennetleridir. Allah kendilerinden hoşnut olmuş, onlar da Allah’tan hoşnut olmuşlar. Bu söylenenler hep Rabbinden korkan, ona saygı gösterenler içindir.” (Beyyine Suresi, [98:7][98:8]) Allah sevgisine çilesiz kavuşmak mümkün değildir. Allah’ın, sevgisine giden yolu kolay etmesi de gerekir. Onun için de Peygamber Efendimiz’in duası ile dua etmeye devam edelim ve Allah sevgisine nail olalım: “Ya Rabbi, bana kendi sevgini, seni sevenin sevgisini, beni sevgine yaklaştıracak şeylerin sevgisini nasib eyle ve kendi sevgini, bana  (susuzluktan içi yanan kimsenin şiddetle arzuladığı) soğuk sudan daha sevgili kıl!” (Tirmizî)

IGMG İrşad Başkanlığı

[supsystic-social-sharing id="1"]