CUMA HUTBESİ

Hutbe – Güzel İşler Yapanlar Güzelliklerle Karşılaşırlar

05 Şubat 2010

Muhterem Müminler!

Genellikle namazlarımızın Tahiyyat kısmında ve dualarımızda bir cümle ile ibadet ve Allah’a yakarışlarımızı tamamlarız. Bu cümle, bir ayet-i kerimenin bir kısmıdır. Bu ayette Cenab-ı Hak mealen şöyle dua etmemizi bizden istiyor: “Ey Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik ver, ahirette de iyilik ver. Bizi cehennem azabından koru! derler.” (Bakara Suresi, [2:201]) İşte biz de bundan dolayı her namazımızın arkasından dünyada da iyilikler ver, ahirette de iyilikler ver diye Cenab-ı Hakk’a dua ediyoruz. Bu suretle işimizin iyilik istemek, iyilik yapmak ve iyilerle karşılaşmak olduğunun telkinini yapıyoruz. Demek ki, “Hasene” dediğimiz iyilik o kadar önemli ki, hemen her duamızı bu cümlelerle bitirir ve her iki dünyada da iyilikler bizimle olsun isteriz. Çünkü iyiliklerin sonunda mutlaka iyilikle karşılaşmak söz konusudur. Bu dünyada olmasa bile ahiret yurdunda karşımıza çıkacaktır. Bir atasözümüz bu durumu ne kadar da güzel özetliyor: “İyilik et, suya at. Balık bilmezse halik (yaratan) bilir.”

 

Muhterem kardeşlerim!

İyilik yapmak öyle bir şeydir ki, her halukârda iyilik yapana iyilikler kazandırır. “Her iyiye de her kötüye de iyilikte bulununuz. Yaptığınız iyiliği iyi insanlara yaparsanız, hem siz iyilerden olursunuz, hem de yapmış olduğunuz iyilik yerini bulmuş olur. Eğer yaptığınız iyiliği iyi olmayanlara yaparsanız, her ne kadar yaptığınız iyilik yerini bulmasa da siz iyilerden olursunuz” denilmiştir. Onun için de bir Müslüman olarak bizden beklenen şey iyilik yapmaktır. İyilik yapan kullarını Cenab-ı Hak övüyor ve iyiliğin neticesinin daha bu dünyada bile alınacağını ifade buyuruyor: “Yine onlar, Rablerinin rızasını isteyerek sabreden, namazı dosdoğru kılan, kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli ve açık olarak (Allah yolunda) harcayan ve kötülüğü iyilikle savan kimselerdir. İşte onlar var ya, dünya yurdunun (güzel) sonu sadece onlarındır.” (Ra’d Suresi, [13:22]) Ama bu geçici dünya hayatında iyilik yapan bir mümin mutlaka ahiret hayatında yapmış olduğu iyiliklerin karşılığını bulacaktır ki, bu müjdeyi de Yüce Yaratıcımız şöyle buyurarak bize haber veriyor: “Kim iyilikle (ilâhî huzura) gelirse, ona daha iyisi verilir. Ve onlar o gün korkudan emin kalırlar.” (Neml Suresi, [27:89])

 

Aziz kardeşlerim!

İyiliğin hangi çeşidi olursa olsun, susam tanesi kadar da olsa yeter ki iyilik olsun, eğer inanıyorsak karşılığını mutlaka daha iyisi ile elde edeceğiz ve bu sayede ahirette umduğumuz her şeye nail olacağız; korktuğumuz şeylerden de emin olacağız. Hatta biz bazan kötülüklerle karşılaşabiliriz. Evet insanız ama, sabırla hareket ederek, kötülüğe iyilikle karşılık vermenin de bir iyilik olduğunu bilmemiz gerekmektedir. Rabbimizin şu mübarek sözü işte tam da bunu ifade ediyor: “İşte onlara, sabretmelerinden ötürü, mükâfatları iki defa verilecektir. Bunlar kötülüğü iyilikle savarlar, kendilerine verdiğimiz rızıktan da Allah rızası için harcarlar.” (Kasas Suresi, [28:54]) Adeta bu Kur’an ayetini tercüme eden şu atasözümüz de bu gerçeği aynısıyla bize yansıtıyor: “İyiliğe iyilik her kişinin kârıdır; kötülüğe iyilikle karşılık vermek ise er kişinin kârıdır.”

 

Bütün bu sebeplerden dolayı, iyilikler bizimle olmalı, kötülükler bizden uzak durmalı. Yapılan iyiliklerin karşılığının kat kat olacağı gerçeği bizi mutlu etmeli. Zira Sevgili Peygamberimiz “İyilikler ondan yediyüze kadar katlanır” (Buhari, İman, Bab 21, 1/29) buyurarak bizi buna teşvik etmiştir. İnsanlık eseri olarak zaman zaman bizden sadır olacak kötülükleri ise yine iyilik yaparak tedavi etmeliyiz. Çünkü “Her seyyieden (kötülükten) sonra, bir hasene (iyilik) yap ki, iyilik kötülüğü yok etsin.” (Tirmizi) Hadis-i Şerif’i bize bunu tavsiye ediyor. Cenab-ı Hak cümlemize iyiliklerle dopdolu bir hayat sürmeyi, kötülüklerden uzak kalmayı nasip ve müyesser kılsın, bizi de iyiler arasına iltihak buyursun inşaallah…

 

IGMG İrşad Başkanlığı