CUMA HUTBESİ

Hutbe: Gerçek Hürriyet Hakka Teslimiyet

03 Aralık 2020 Takke Tesbih Ahşap
Takke Tesbih Ahşap

Kıymetli Cemaat!

Âlemlerin Rabbi olan yüce Allah, insanı yaratırken fıtratına özgürlük arzusu ve arayışını nakşetmiştir. Bunun sonucu olarak insan siyasi, sosyal ve iktisadi sahada olduğu kadar, bireysel anlamda da hürriyeti kuvvetli bir ihtiyaç olarak hissetmiştir. Dinler ve günümüzdeki beşerî ideolojiler insanın bu ihtiyacına binaen özgürlüğü ana gündem maddeleri olarak kabul etmişlerdir. İnançlarını ve fikirlerini benimsetmek için toplumsal ve bireysel sahada hürriyeti vadetmişlerdir. İnsanlık tarihi de özgürlük mücadeleleriyle doludur.

Allah (c.c.) göndermiş olduğu peygamberler vasıtasıyla, zaman üstü ve mekân ötesi özgürlük bildirgesini tek bir cümleyle, yani tevhit ile özetlemiştir. Son olarak Peygamberimiz ile bildirilen ve kıyamete kadar insanın özgürlük arayışına mütekâmil bir cevap teşkil eden kelime-i tevhid, tüm çağları ve coğrafyaları aşan ebedî bir özgürlük bildirgesidir. Ancak Mevla’nın varlığı ve birliği kabul edilerek, ilahî mesajına teslim olunarak, bizi çepeçevre saran dünyanın ve zorlu şartların esaretinden kurtulmak mümkün olur. Zamanımızın en büyük imtihanı olan ve insanı dünyaya esir eden dünyevileşmeden bizleri koruyacak olan tevhide sığınmak ve teslim olmak, şuur ve idrak sahibi olan insanın üzerine düşen vazgeçilmez bir vazifedir. Kıyamete değin hayat rehberimiz olan Kur’ân-ı Kerîm’de; “Dünya hayatı bir oyun ve eğlenceden başka bir şey değildir. Müttaki olanlar için şüphesiz ki ahiret yurdu daha hayırlıdır. Hâlâ akıl erdiremiyor musunuz?”[1] buyurmaktadır. Dünyanın ve içerisindeki her şeyin esaretinden kurtulmak ancak ahireti önceleyip hakkıyla Allah’a teslim olmak ile mümkündür.

Değerli Kardeşlerim!

Kur’ân-ı Kerîm’de Yüce Rabbimiz, “Kim iyilik yaparak kendini Allah’a teslim ederse, şüphesiz en sağlam kulpa tutunmuştur. İşlerin sonu ancak Allah’a varır.”[2] diye buyurmaktadır. Bu âyet-i kerîmede aslında çok veciz bir şekilde iki cihanda da başarılı olmanın tarifi verilmiştir. Başarının birinci şartı olarak, teslimiyet zikredilmiştir. Teslimiyet, Allah’ın emrine uyup itirazda bulunmamak anlamına gelmektedir.[3] “Müslüman” unvanını da zaten Allah’a teslim olduğumuz için taşımaktayız. Bu teslimiyet, fikrimiz, zikrimiz, dünyaya bakış açımız ve amelimizde de kendi göstermelidir. Zira ayette başarının ikinci şartı olarak, Allah Teâlâ’yı görüyormuşçasına, hayırlı amellerde bulunmak anlamına gelen ihsan sayılmıştır. Bu yol haritasını takip edersek Rabbimiz dünya işlerimizi kolaylaştıracağı gibi, bize ahirette de rahmetiyle muamelede bulunacaktır.

Muhterem Müslümanlar!

Mevlamız Ahzâb suresinde bize şu sözleriyle öğüt vermektedir: “Allah ve Resulü bir iş hakkında hüküm verdikleri zaman, hiçbir mümin erkek ve hiçbir mümin kadın için kendi işleri konusunda tercih kullanma hakları yoktur. Kim Allah’a ve Resulüne karşı gelirse şüphesiz ki o apaçık bir şekilde sapmıştır.”[4] Bu husus, hikmetini idrak edemediğimiz hükümler için de geçerlidir. Zira doğru ve yanlış, faydalı ve zararlının ölçüsü şahsi değerlendirmemizin ötesinde Kur’an ve sünnettir. Bu bağlamda Peygamber Efendimiz ﷺ “Nefislerinizin arzuları benim getirdiğim (şeriata) tabi olana kadar (kâmil anlamda) iman etmiş olmazsınız.”[5] buyurarak imanın kemalini bu hususa bağlamıştır.

Tüm varlığı yoktan var eden Allah-u Azîmüşşân’ın gönderdiği İslam, gerçek hürriyetin Hakk’a kullukta olduğu gerçeğini insanlığa bildirmektedir. Baki olan Mevla’ya teslimiyet ile fâni olanlardan kurtulma imkanına kavuşturmaktadır. “Rabbim Allah’tır.” diyen şuurlu bir kula, dünyanın esaretinden kurtulmayı bahşetmektedir.

Yüce Rabbimiz, bizleri hakkıyla kendisine teslim olup, gerçek manada hürriyetine kavuşan kullarından eylesin. Âmin.

[1] En’âm suresi, 6:32
[2] Lokmân suresi, 31:22
[3] Bkz. El-Curcâni, Kitâbü’t-Tarîfât (2012), s. 120
[4] Ahzâb suresi, 33:36
[5] Kitâbü’l-Hücce, Bkz. Nevevî, Erbaûn, H. No: 41

Hutbe-Gerçek Hürriyet Hakka Teslimiyet

Hutbe-Arapça