CUMA HUTBESİ

Hutbe – Hayırlı ve İyi Bir Nesil Yetiştirmek

23 Temmuz 2004

Muhterem Müminler!Geçmişin inanç ve değerlerinden oluşan mirasa sahip çıkarak, geleceğe kendisini sahip kılacak her türlü bilgi ve beceriyle donanmış, kendi kendine ayakta kalabilecek ve inandığı mukaddeslerini geleceğe taşıyacak bir nesil yetiştirmek her peygamberin duası ve idealidir. Yine her akl-ı selim sahibi hikmet erbabı filazof ve cihangir idarecilerin de istek ve arzuları, her çağda bu, yani kendi değerlerine sahip genç nesli yetiştirmek olmuştur. Kur’an-ı Kerim’imizde isimleri ve kıssaları zikrolunan hemen bütün peygamberler ve müminler, hep, zamanlarında ideal nesilleri yetiştirmek için mücadele etmişler ve getirdikleri din ve davalarını güvenilir nesillere emanet ederek, bu alemden göçmeyi arzulamışlardır. Yüce Kitab’ımızda ‘Rabbimiz! Bize gözümüzü aydınlatacak eşler ve zürriyetler bağışla ve bizi takva sahiplerine önder kıl’ diye dua eden müminler, onların en çarpıcı örneğini oluştururlar. ‘Kendi değerlerine sahip genç nesli olmayan milletler yok olmaya mahkumdur’ buyuran Hz. Ömer (ra) efendimiz, ne kadar da doğru söylemiştir. Özetle ‘Dininin, beyninin, ilminin, ırzının, evinin ve kalbinin davacısı bir genç’ nesil yetiştirmek! İşte bu bizim de davamız olmalıdır..

Değerli Kardeşlerim,
İslam davası, genç ve hayırlı nesillerin omuzlarında yücelmiş ve çağlar ötesini aşarak bize ulaşmıştır. İlk müslümanları, nerdeyse tamamı daha henüz çocukluk çağından delikanlılık dönemine yeni geçmiş genç insanlar oluşturuyordu. Efendimiz (as) onları adeta gergef işler gibi ilahi vahyin nur ipliği ile nakış nakış işleyerek yetiştirmiş ve mübarek İslam davasını onlara emanet ederek ‘En hayırlı nesil benim aralarında bulunduğum nesil…’; ‘Ashabım (arkadaşlarım) yıldızlar gibidir; hangisine tabi olursanız, doğruya ulaşırsınız’ buyurarak da onları tebcil ve taltif etmişti. Rabbimiz, devirlerinin şirk ve zulüm düzenine karşı imanlarıyla karşı koyan ‘Mağara Arkadaşlarını’ o zamanki günah ve isyan toplumunun nümunesi Mısır sarayında fuhşun her çeşidinden uzaklaşmak için hapishaneyi tercih eden Yusuf (as)’ı ‘gençler’ diye överek, bizim neslimiz için örnek gençler olarak takdim buyurmuştur. İnsanlık tarihinin tekerrür ederek, manevi değerler açısından bir defa daha negatif dönemi idrak ettiğimiz günümüz dünyasında, dinimizi, davamızı, değerlerimizi ve geleceğimizi emanet edebileceğimiz, yukarda numunelerinden remzler sunduğumuz nesli oluşturma uğrunda çok büyük gayret ve özverilere bugün daha fazlasıyla ihtiyacımız vardır.

Muhterem kardeşlerim,
Milletler ve o milletlerin oluşturduğu devletler, kendi sistemlerinin çarklarını döndürecek nesillerini yetiştirmeden ayakta kalamazlar; varlıklarını sürdüremezler. Avrupadaki müslümanlar olarak, içinde yaşadığımız devletleri kuran insanların donanımları ve nesillerini de daha ileri zamanlara göre dizayn etme çabalarına baka baka onlarla beraber yaşıyoruz. Okumada, öğrenmede, sanatta, başarılı olma; sportif faaliyetlerde aktif hale gelme vs. bütün güzel özellikler, bize daha çok yakışmasına, dinimizin kaynaklarını oluşturan Kur’an ve Sünnet’in her fırsatta bunları bizden istemesine rağmen; kendi dinamiklerimiz şöyle dursun, hiç değilse içinde yaşadığımız toplumdaki insanların gayretlerini görerek intibaha bile gelemiyoruz. Toplu taşım vasıtalarında veya insanların zaman zaman bir araya geldiği kalabalık mekanlarda, kitap, dergi, gazete vs. okuyan insanlar arasında ilaç için bir müslümanı bulabilmek mümkün değildir. Bu halimizle geleceğin neslini nasıl yetiştireceğiz? İçinde yaşadığımız çağa nasıl ayak uyduracağız? Muhasebemizi çok iyi yapmamız gerekmiyor mu? Oysa bizim çok işimiz var!!! Bu cümleden olarak:

Bütün değerlerimizin başı, dinimizi neslimize öğreteceğiz, kendi İslami kültür kazanımlarımızı gelecek kuşağa aktaracağız. Bunun yanında neslimizi, maddi ihtiyaçlarımızı temin ve kimi ibadetlerimizi ifa edebilmek için getirisi ve hizmet imkanı yüksek birer meslek sahibi yapacağız. Bunların hiçbiri sadece laf ile gerçekleşemez. Genç nesil Allah’ımızın bize verdiği en büyük lütuf ve en büyük nimetlerdendir. Onu, edebli, terbiyeli, çalışkan, faydalıya koşan, ana ve babasına, büyüklerine saygıda kusur etmeyen, kendinden küçüklerine sevgiyle davranan, kardeşlerine karşı iltifat edebilen, düşmanlıklardan, kinlerden, buğuzlardan, yalandan, sahtekarlıktan, arabozuculuk ve fitneden vs. tertemiz bir insan haline getirmek ise yine en büyük görevlerimizdendir. Zamanımız kısa, yolumuz uzak ve meşakkatli, kulvarımız büyük engellerle dolu, ama gayretle, azimle, sabırla ve çalışmakla aşamayacağımız ve de çözemeyeceğimiz hiçbir müşkilat da yoktur.

Öyleyse değerli kardeşlerim, bugünden tezi yok, geleceğimizin teminatı, gözlerimizin nuru, neslimize sahip çıkalım. Onların din ve dünyalarını kazandıracak eğitimlerine dikkat edelim. Cami ve Kur’an Kurslarına göndererek dinlerini öğrenmelerine imkan sağlayalım. Okullarındaki deslerini iyi takip ederek, çağın bilgi ve becerileriyle yetişmeleri ve insanlığa birer faydalı insan olmaları için bütün dikkatlerimizi seferber edelim. Onları ‘Rab’lerinin yüzlerindeki secde izlerinden tanıdığı’ ashab-ı kiramlar ve ‘Kitaptan bir ilmi olan kimse ise, gözünü açıp-kapamadan ben onu sana getiririm’ diyen ve göz açıp-kapayıncaya kadar geçecek bir zaman dilimi içinde Yemen’deki kraliçe tahtını, Kudüs’e getiren alim, Asaf b. Berhiya’lar haline getirelim. Neden Mars’ta namaz kılan müslüman bir uzaycımız olmasın! Neden Adalet Divanlarının başında zulme karşılık, herkese, ayırım yapmadan adaleti tatbik edecek Hz. Ömer’lerimiz olmasın!! Haberiniz olsun ki insanlık müslümanlardan bunu bekliyor!! Çünkü müslümanlar, dünyanın denge unsuru ve onlar üzerine yegane şahit kılınan insanlık topluluğudur. Dolayısyla bu misyonumuza sahip çıkacak nesli yetiştirmek bizim görevimizdir. Hutbemizi Hz. İbrahim ve Hz. İsmail (as)’ların duası ve Efendimiz (as)’ın mümin gençlere müjdesiyle bitirelim: ‘Ey Rabbimiz! Bizi sana boyun eğenlerden kıl, neslimizden de sana itaat eden bir ümmet çıkar, bize ibadet usullerimizi göster, tevbemizi kabul et; zira, tevbeleri çokça kabul eden, çok merhametli olan ancak sensin.’ ‘Yedi kişi vardır ki, Allah, kendi gölgesinden başka hiçbir gölgenin bulunmadığı Kıyamet gününde onları arşın gölgesinde gölgelendirir. Bunlardan birisi de, Allah’a ibadet ederek büyüyen gençtir.’ Ne mutlu bu müjdeye nail olacak gençlere!

IGMG İRŞAD-TANITMA BAŞKANLIÄžI