CUMA HUTBESİ

Hutbe – Kalb-i selim

11 Mart 2005

Muhterem müslümanlar !

Bu haftaki hutbemizde Kur’an’da geçen Kalb-i selim kavramından bahsedeceğiz.

Rabbimiz şöyle buyuruyor: “O (yeniden diriliş) gününde, ne mal fayda verir, ne de evlad. Ancak Allah’ın huzuruna kötülükten korunmuş bir selim kalple çıkanlar (kurtulacaktır)!” (Şuara Suresi / 88-89)

Şair bu ayet-i kerime’yi şöyle şiirleştirmiş:
Sanma ey hace kim, senden zer-ü sim isterler,
Yevme la yenfeu’da kalb-i selim isterler.
(Bağdatlı Ruhi)

Yani, “Ey kişi, mal ve evladın bile fayda vermeyeceği hesap gününde, sanma ki senden altın ve gümüş isterler. Senden o gün ancak kalb-i selim isterler.”

Değerli müslümanlar!

Gerçek müminler, kötülükten arınmış kalbe sahip olan insanlardır. Bu güzelliğe sahip olan insan, nefisinin azmasına fırsat vermez, kim olursa olsun hiç bir kimseye zulmetmez, her canlıya adaletle davranır; doğruluk ve dürüstlükten ayrılmaz, zorluklar içinde bulunan insanlara yardım eder; kötülüklerden ve çirkinliklerden kaçınır ve kaçındırır.

Kalb-i selim sahibi insan, “Rabbinin ismini zikret ! Ve bütün varlığınla O’na yönel!” (el- Müzzemmil / 8), “Ey iman edenler ! Allah’ı çokça zikredin!” (Ahzab / 41) ayetlerine uyarak; her dem Allah’ı zikreder ve her an O’nunla beraber olur. Dolayısıyla böyle bir mümin, ruhen dingin hale gelir ve yaptığı her ibadetten lezzet alır.

Bir başka ayet-i kerimede de Rabbimiz şöyle buyurur: “Öyle kimseler vardır ki, onları Allah’ı anmaktan, namazda duyarlı olmaktan, zekatı vermekten, ne ticaret alıkor ne de kazanma hırsı. Onlar, kalplerin ve gözlerin dehşetten halden hale döneceği bir günden korkarlar” (en-Nur,37)

Kıymetli kardeşlerim!

Gerçek şu ki, insanoğlu bütün bir ömrünü harcıyor, çilelerine katlanıyor; gözü gibi baktığı malı-mülkü, canından daha çok sevdiği çoluk-çocuğu fayda vermiyor. Buna mukabil Allah’ımız biz kullarına, «bir selim kalple bana gel» diyor. Ki o kalp, İslamın emirlerine teslim olmuş, manevi hastalıklardan şifa bulmuş, kirlerden ve kötülüklerden arınmış bir kalptir. Hasılı, Rabbimiz bizimle buluşma anında, bizim kendisine hastalıksız, selim bir kalple vasıl olmamızı istiyor.

Peygamberimiz de bir hadisinde şöyle buyurmaktadır: «Dikkat edin, cesette bir et parçası vardır ki o, salih (kötülüklerden arınmış) olursa bütün ceset salih olur; o bozuk olursa bütün ceset bozulur. İşte o et parçası kalptir.» (Buhari, İman, 39)

Bir diğer hadisinde de de şöyle buyurmuştur: «Allah teala sizin görünüşlerinize ve mallarınıza değil, kalp ve amellerinize, yaptığınız ihlaslı ibadetlerinize bakar» (Müslim, Birr,34)

Aziz müslümanlar !

Sevgili Peygamberimiz Kur’an’ı bizzat nefsinde yaşamıştır. O’nun ahlakı Kur’an’dı. Ve O, bütün yaşantısıyla örnek olmuş ve kalp eğitimine büyük önem vermiştir. Çünkü kalp, iyiliğin ve kötülüğün yer tutabileceği hassas bir merkezdir. Aynı zamanda kalp, kelime anlamıyla dönmek anlamındadır. Nitekim kalp, sürekli değişmeye ve dönüşmeye müsait bir yapıdadır. Kalp günahlarla hastalanır, katılaşır ve mühürlenir. Bu itibarla kalbin ilacı devamlı tevbe-istiğfar etmektir. Bundan dolayı kalbimizin hakk üzere sabit kalması için Yüce Rabbimize sürekli niyazda bulunmalıyız. Ve «Ey kalpleri halden hale dönüştüren Allah’ım ! Kalbimi dinin üzerine sebat ettir!» duasını dilimizden düşürmemeliyiz.

Değerli kardeşlerim !

Hutbemi Sevgili Peygamberimizin bir hadisi ile bitiriyorum: «Kul bir hata işlediğinde kalbine bir siyah nokta vurulur. Şayet (o günahtan) el çeker, bağışlanma diler ve tevbe ederse kalbindeki o siyahlık gider. Böyle yapmaz da, tekrar hatalara yönelirse, siyah nokta arttırılır ve neticede bütün kalbi kaplar. İşte Hak Teala’nın ‘Hayır, doğrusu onların işleyip kazandıkları kötü şeyler, kalplerinin üzerine pas olmuştur.’ (Mutaffifin, 14) diye (Kur’an’da) zikrettiği (Reyn) budur. Â» (Tirmizi, Tefsir, 83)

Yüce Rabbimiz, hepimizi, ibadetlerine dikkat eden, doğru, dürüst ve temiz müslümanlardan eylesin ve cümlemizi günahlardan arınmış, huzurlu ve kalb-i selime sahip kullarından kılsın.

IGMG İRŞAD BAŞKANLIÄžI

[supsystic-social-sharing id="1"]