CUMA HUTBESİ

Hutbe – Müslümana Yakışmayan Dört Sıfat: Merhametsizlik, Öfke, Düşmanlık ve Nefret

12 Mayıs 2009

Muhterem Müslümanlar,

Merhamet kelimesi, şefkat, acıma ve bağışlama anlamlarına gelir. Allah’ın en önemli isimlerinden ve sıfatlarından birisidir. Cenab-ı Hak, kendisi hakkında Kur’an-ı Kerim’de mealen şöyle buyurur: “Allahü Teâlâ kullarına çok merhamet edicidir.” [2:207] “Allahü Teâlâ sonsuz mağfiret ve nihâyetsiz merhamet sâhibidir.” [39:53] Kur’an-ı Kerim’de terkedilmesinin güzel olduğuna ve öfkeyi terkedenlerin övüldüğüne şahit olmaktayız. Şu ayet-i kerime bunlardan birisidir: “Cennet, Allahu Teâlâ’dan korkanlar için hazırlandı. Bunlar az bulunsa da, mallarını Allah yolunda verirler. Öfkelerini belli etmezler. Herkesi affederler. Allahü Teâlâ ihsân edenleri sever.” [3:133] Düşmanlık, sebebsiz olarak bir kimseye husumet beslemek, hiddet ve kızgınlık demektir. Kur’an-ı Kerim, “… Sen kötülüğü, en güzel haslet ne ise onunla önle (Öfkeye sabr ile, cehâlete ilim ile, kötülüğe afv ile karşılık ver), o zaman (görürsün ki) seninle arasında adâvet bulunan kimse bile sanki yakın dostun olmuştur.” [41:34] ayetinde olduğu gibi, Rabbimiz önce Peygamberine, sonra da onun şahsında bize, düşmanlığı sona erdirmek için uyarıda bulunuyor. Bir kalbi hastalık da nefret hissi ile dolu olmaktır. Nefret, tiksinmek ve ürküp kaçmaktır. Bu sıfatın bir Müslüman’da olması ona yakışmaz. Bu sebeple de Peygamber Efendimiz (as), mütevatir bir hadis-i şerifinde "Müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz. Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız." (Buhari ve Müslim) buyurmuştur.

 

Aziz kardeşlerim,

Müslüman, merhametli, hoşgörülü, hayata olumlu bakan, karamsarlıktan uzak olan, öfkesini yenen, düşmanlık hislerine gem vuran, nefreti müjdeye çeviren mesut ve bahtiyar insandır. İslam dini böyle insanlar yetiştirmek için gönderilmiş bir dindir. Ancak bir ilaç ne kadar şifa ihtiva ederse etsin, onu kullanmadıkça hastalığına şifa bulamayan hastalar gibi, Müslümanlar da İslam’dan nasiplenemedikleri sürece bu güzelliklere tam manası ile sahip olmakta güçlük çekeceklerdir. Onun için de yediden yetmişe İslam’ı yeniden keşfedercesine ona yönelmeli ve toplumumuzu Kur’anî ve Peygamberî hayat örnekleri ile eğitmeye gayret etmeliyiz. Haritası kara bulutlarla kaplı İslam dünyasını yeniden aydınlık günlere ulaştıracak yegane umut ışığı oradadır.

 

Değerli kardeşlerim,

Sözün burasında konu ile alakalı bazı hadis-i şerifler sunarak hutbemizi tamamlamak istiyoruz: Peygamber’e bedevî bir Arab gel­di de: (Yâ Rasûlallah!) Sizler çocukları öper (sever) misiniz? Biz ço­cuklarımızı öpüp okşamayız, dedi. Peygamber (sas): "Allah senin gönlünden merhamet ve şefkati çekip çıkarmışsa, ben senin için ne yapabilirim?" di­ye cevâb verdi. (Buhari, Edeb, 19) Bir diğer hadis-i şerifte ise, Rasûlul­lah (sas) şöyle buyurmuştur: "Her kim (öfkesinin gereğini) yerine getirmeye gücü yettiği halde öfkesini yenerse Allah, kıyamet gününde onu bütün yaratıkların huzurunda çağıracak…" (Sünen-i Ebi Davud, H. No: 4777) Bir başka hadis-i şerif ise şöyledir:  “Cennet kapıları pazartesi ve perşembe günleri açılır. Ve Allah’a hiç bir şeyi ortak koşmayan her kula (günahları) mağfiret buyurulur. Yalnız din kardeşi ile aralarında düşmanlık bulunan kimse müstesna! (Onlar hak­kında) üç defa, şu iki kişiye barışıncaya kadar mühlet verin! diye nida edilir.” (Müslim, H. No: 2565)

 

Cenab-ı Hak, sevdiği ve razı olduğu güzel sıfatlarla ahlaklanmayı cümlemize nasip ve müyesser kılsın…

 

IGMG İrşad Başkanlığı

[supsystic-social-sharing id="1"]