CUMA HUTBESİ

Hutbe – Muharrem ayı ve aşure günü

10 Aralık 2010

Muhterem Müslümanlar!

Hicri-Kameri takvim yılının ilk ayı olan Muharrem ayının diğer aylar arasında ayrı bir yeri ve önemi vardır. Muharrem ayının 10. günü olan aşure gününün de diğer günlere nisbetle mübarek ve bereketli bir konumu vardır. Muharrem ayı, ilâhi bereket ve feyzin, Rabbani ihsan ve keremin coştuğu bir aydır. Aşure gününün ise Allah katında çok seçkin bir yerinin olduğunu "on geceye yemin olsun” (Fecr Suresi, [89:2]) ayetinin tefsirlerinde işaret edilen bilgilerden öğrenmekteyiz. Cenab-ı Hak bu on geceye yemin ederek, onların mukaddes ve mübarek oluşlarına vurgu yapmaktadır.

Değerli müminler!

Aşure günü, işte bu on günün zirvesi olan bir gündür ki, bu önemi haiz olmasının önemli hikmetleri vardır. Bu hikmetlerin başında Cenâb-ı Hak’ın, önceki peygamberlerden bazılarına değişik ikram ve ihsanlarda bulunmasıdır. Şöyle ki; Hz. Âdem cennetten yeryüzüne bu gün indirilmiş ve tövbesi bu gün kabul edilmiş, Hz. Nuh (as), gemiyi Cûdi Dağı’na bu gün demirlemiş ve tufandan kurtulmuş, Hz. Yakub’un oğlu Hz. Yusuf’un hasretinden dolayı kapanan gözleri bu gün açılmış ve görmeye başlamış, Allah Hz. Musa’yı Aşure Günü’nde Firavun ordusunu sulara gömerek kurtarmış, Hz. Eyyûb (as), hastalığından bu günde şifaya kavuşmuştur. (Sahih-i Müslim Şerhi, 6, 140)

Aziz kardeşlerim,

Aşure gününde güzel amel olarak ne yapılabilir diye sorulacak olursa şu hadis-i şeriflerde dile gelen hususlar önerilebilir. Bir zat Peygamberimiz (sav)’e geldi ve şöyle sordu: “Ramazan’dan sonra ne zaman oruç tutmamı tavsiye edersiniz?" Peygamberimiz, “Muharrem ayında oruç tut, çünkü o, Allah’ın ayıdır. Onda öyle bir gün vardır ki, Allah o günde bir kavmin tövbesini kabul etmiştir ve o günde başka bir kavmi de affedebilir, diye cevap vermiştir.” (Tirmizi, Savm, 40) Bir başka hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz (sav) şöyle buyurmuşlardır: “Ramazan Ayı’ndan sonra en faziletli oruç, Allah’ın ayı olan Muharrem ayında tutulan oruçtur.” (İbn-i Mâce, Siyam, 43) Bu günlerde tutulması uygun olan oruç ibadetinin yanında hayır, hasenat ve sadaka gibi ibadetlerin de yapılması güzel olur. Herkes imkanı ölçüsünde ailesine, akraba ve komşularına ikram eder ve ihsanda bulunursa, şüphesiz sevabını kat kat alacaktır. Peygamberimiz (sav), müminin aile efradına aşure gününde her zamankinden daha çok ikramda bulunmasını bilhassa tavsiye etmiştir. Bir hadis-i şerifte de şöyle buyrulmuştur: “Her kim aşure gününde ailesine ve ev halkına ikramda bulunursa; Cenab-ı Hak da senenin tamamında onun rızkına bereket ve genişlik ihsan eder.“ (Terğib ve’t-Terhîb, 2, 116)

Aziz kardeşlerim,

İslam tarihinde büyük acılara sebep olan Hz. Hüseyin’in Kerbela’da şehit edilmesi olayı da yine bu ayda vuku bulmuştur. Bilindiği gibi, Sevgili Peygamberimizin torunu Hz. Hüseyin (ra), o dönemde cereyan eden siyasi kargaşa ve çatışmalar neticesinde, Kerbela’da elîm bir şekilde şehit edilmiştir. Bu üzücü olay, bütün müminlerin gönüllerinde derin yaralar bırakmıştır. Bugün biz Müslümanlara düşen görev ise, yaşanan bu acı olaylardan ders çıkararak aynı hatalara düşmemek, kardeşliğimizi, birlik ve beraberliğimizi korumaktır.

Hutbemizi, Yüce Rabbimizin bu birlik ve beraberliğimizi koruma hususundaki bir emriyle bitirmek istiyoruz: “Hep birlikte Allah’ın ipine (Kur’an’a) sımsıkı sarılın. Parçalanıp bölünmeyin. Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Hani sizler birbirinize düşmanlar idiniz de O, kalplerinizi birleştirmişti. İşte Onun bu nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz. Yine siz, bir ateş çukurunun tam kenarında idiniz de O sizi oradan kurtarmıştı. İşte Allah size âyetlerini böyle apaçık bildiriyor ki doğru yola eresiniz.“ (Ali İmran Suresi, [3:103])

IGMG İrşad Başkanlığı