CUMA HUTBESİ

Hutbe: Sözü Güzel Söylemek

13 Haziran 2014

Değerli Müminler!

İnsanı diğer canlılardan ayıra özelliklerden birisi de lisan (dil) sahibi olmasıdır. Rahmân olan Allah, “insanı yarattığını, düşünme, akletme, konuşma yeteneğini ve düşündüklerini beyan etme vasfını verdiğini” Kur’an’da ifade buyurmuştur. Bedenimiz gibi, dilimiz de bir emanettir. Bu emaneti, sahibinin rızası doğrultusunda kullanmak ve korumak ise mümin olarak hepimizin en önemli sorumluluğudur.

Şüphesiz ki Kur’an-ı Kerim, sözlerin en güzelini getirmiş; onlara inanan ve itaat eden eden müminlerin de, bu en güzel sözleri söylemeleri imanlarının ve ahlaki erdemlerinin bir gereğidir. Âyet-i kerimede bu hakikat ifade edilirken “Görmedin mi Allah güzel bir sözü nasıl misal getirdi? Güzel bir söz, kökü sağlam, dalları göğe yükselen bir ağaç gibidir.”[1] buyurulmuştur. Güzel sözün ve tatlı sözlü olmanın önemine vurgu yapan “Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır.” atasözümüz de bu hakikatin bir yansıması olarak kabul edilebilir.

Değerli Müslümanlar!

Bir gün Süfyân b. Abdullah (r.a.) Peygamber Efendimiz’e; “Ya Resûlallah, bana uyacağım bir amel tavsiye et.” dedi.  Efendimiz; “Rabbim Allah’tır, de ve sonra dosdoğru ol.” buyurdu. Bunun üzerine “Benim hakkımda en çok korktuğunuz şey nedir?” diye tekrar sorduğunda Allah’ın resulü (s.a.v) eliyle dilini göstererek “İşte bu!” diye cevap verdi.[2]

Böylece Allah resulü, konuştuklarımızın mahiyetine, dili doğru kullanmanın gereğine işaret buyuruyordu. Mevlana da “İnsanoğlu, dilinin altında gizlidir.” demiş ve dilin, insanı insan yapan, insanın ahlakını, erdemini, onurunu, izzetini ortaya koyan bir araç olduğuna dikkat çekmiştir.

Müminin lisanından dökülen her söz, inci kalitesinde ve değerinde olmalıdır. Mümin, Kur’ân-ı Kerîm’de emredildiği gibi, anlamsız ve boş konuşmadan, gıybetten, suizandan, alay etmekten, yalan söylemek ve yalan yere yemin etmekten, yapmadığını söylemekten ve ifsat edici her türlü sözden uzak durmalıdır. Peygamberimiz’in buyurduğu gibi; “Ya hayır söylemeli, ya da susmalıdır.”[3]

Değerli Kardeşlerim!

Muhakkak ki insanı insan yapan en temel değerlerden biri dildir. Güzel bir söz söyleyebilmek ve insanların gönlüne hitap edebilmek için insan, dili, lisanı, belagati, edebiyatı ve konuşma sanatını bilmelidir.

Nitekim Allah Teâlâ “(Resulüm!) Sen, Rabbin’in yoluna hikmet ve güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel şekilde mücadele et! Rabbin, kendi yolundan sapanları en iyi bilendir ve O, hidayete erenleri de çok iyi bilir.”[4] buyurmaktadır.

Karşımızdaki insana hitap edebilmek için, onunla en güzel şekilde konuşabilmek için onun dilinden anlamalıyız. Bir dili anlamak sadece lafızları anlamak anlamına gelmez; bununla birlikte o dilin etrafında oluşmuş medeniyeti, toplumu, kültürü, örfü ve âdeti anlamış oluruz. Bu bağlamda Peygamber Efendimiz de, ashabını farklı diller öğrenmeye teşvik etmiştir.

Değerli Kardeşlerim, Değerli Gençler!

Bir lisanın öğrenileceği en uygun yer hiç şüphesiz o lisanın konuşulduğu ülkedir. Bu nedenle yurt dışı dil eğitimi ile gençlerin yeni bir dil öğrenme imkânı elde etmeleri ve farklı tecrübelerle ufuklarının genişlemeleri için Gençlik Teşkilatı Üniversiteliler Başkanlığımız “Evliya Çelebi Dil Kursları” adı altında 7 ülkede, dil kursları sunmaktadır. İspanyolcadan Arapçaya, İngilizceden Fransızca ve Almancaya, dil kurslarımıza sizler de katılın.


[1] İbrâhîm suresi, 14:24

[2] Tirmizî, Zühd 61, H. No: 2412

[3] Tirmizî, Kıyamet 51, H. No: 2502

[4] Nahl suresi, 16:125