CUMA HUTBESİ

Hutbe- Sünnet’e Tabi Olmak

18 Aralık 2009

Muhterem mü’minler,

Sünnet, yol, gidiş, tabiat, alışılmış yol; Hz. Peygamber’in söz, fiil ve takrirlerinin bütününü ifade eden bir kelimedir. Sünnet, dinimizin Kur’ân-ı Kerim’den sonra ikinci ana kaynağıdır. Yani dinimizin ikinci asli delilidir. Hz. Peygamber’e ait ve sabit olan sahih sünnetin gereğine göre amel etmek vaciptir, gereklidir. Çünkü Rasûlüllah (sav)’a itaat ve onu sevmek, Cenab-ı Hakkı sevmek ve O’na itaat etmek demektir. Şu ayet-i kerimeler buna işaret etmektedirler: "Allah’a itaat edin, Rasûle itaat edin ve kötülüklerden sakının" [5:92]. "Kim Rasûle itaat ederse, Allah’a itaat etmiş olur" [4:80]. "”¦Peygamber size ne verdiyse onu alın ve size neyi yasakladıysa ondan da sakının. Allah’tan korkun. Çünkü Allah’ın azabı çetindir" [59:7]. "Deki: Eğer Allahı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah çok bağışlayıcı ve esirgeyicidir" [3:31] "Hayır, Rabbine yemin olsun ki, onlar aralarında çıkan anlaşmazlıklarda seni hakem yapıp, sonra da senin verdiğin hükme karşı içlerinde bir burukluk duymadan tam anlamıyla teslim olmadıkça iman etmiş olmazlar." [4:65]

Aziz kardeşlerim,

Peygambere inanmak ve onun siretine uygun bir şekilde yaşamak, iman esaslarımızdan birisidir. Çünkü Peygamber (sav)’e inanmak Allah’a inanmaktır. "”¦ Allah’a ve okuyup yazması olmayan (ümmî) Peygamber’e iman edin; o Peygamber de Allah’a ve O’nun sözlerine iman etmiştir ve ona uyun ki hidayete eresiniz" [7:158] "Allah ve peygamberine iman eden mü’minler peygamberlerle birlikte bir işe karar vermek için toplandıklarında, ondan izin almaksızın gitmezler" [24:62] ayetlerinde görüldüğü gibi Peygambere iman, Allah’a iman olarak kabul edilmiştir. Bundan dolayıdır ki, Peygamberi kabul etmemek veya Peygamberin varlığını ve getirmiş olduğu şeyleri dinin dışında tutmak, dini yaşanmaz hale getirir ve ortada din adına bir şey bırakmaz. Zira Peygamber, kendi adına değil, Allah’ın emrini insanlara anlatmak, tatbik etmek ve bu suretle örnek olmak üzere hareket eder. "O, kendiliğinden konuşmamaktadır. O’nun konuşması ancak indirilen bir vahiy iledir" [53:3][53:4] ayetinde bu gerçek dile gelmiştir.

Değerli kardeşlerim,

Hz. Peygamber’den sadır olan fiiller, üçe ayrılır: 1. Bir insan olarak yaptığı fiiller: Yeme, içme, giyinme, uyuma, yatıp kalkma gibi. Bu fiiller genel olarak ümmeti bağlamasa da, bu fiillere uygun yaşamak güzeldir. 2. Sırf kendisine mahsus olduğu şer’i bir delille sabit olan fiiller: Dörtten fazla kadınla evlenmesi gibi ki, diğer Müslümanlar bunu örnek olarak alamazlar. 3. Şer’î nitelikli fiiller: Namaz kılışı, oruç tutuşu, haccedişi”¦ gibi fiiller ki, bu tür fiilleri sünnet olup bunlara uymak gerekir. "Şüphesiz Allah’ın Rasûlünde, sizin için Allah’a ve âhiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah’ı çok ananlar için mükemmel bir örnek vardır" [33:21] ayetinde haber verilen örnekten maksat bu tür fiillerdir. İslâm’ın pek çok hükmü, İslâmî müessese ve esasları sünnetle tamamlanmıştır. Sünnete uygun düşmeyen bir ibadet geçerli değildir. Ancak Peygamberi sadece dış görünüşten ibaret bir örnek olarak değil, hayatın bütününde model insan olarak kabul etmek ve onun siretine uygun bir hayat tarzı benimsemek sünnete uygun yaşamaktır. Günümüzde görünüş itibariyle masum gibi olan Kur’an merkezli çıkışlar, genellikle ya sünneti iptal veya onu zayıflatma amacı taşıdığı için dikkatli olmalı ve sünnete sahip çıkmalıyız. Bu bir iman borcumumuzdur.

IGMG İrşad Başkanlığı

[supsystic-social-sharing id="1"]