CUMA HUTBESİ

Hutbe – Vaktin kıymetini bilmek

07 Ocak 2005

Muhterem müslümanlar !

Bizi bu varlık alemine insan olarak getiren ve sayılamayacak kadar nimetler veren Rabbimize ne kadar şükretsek azdır. Ve, bu dünyada hepimize takdir olunan bir zaman diliminde yolculuğa başladık; Allah’ın tayin ettiği bir ömür kadar yaşayıp, yine O’nun dileyeceği bir zamana kadar yaşayacak ve bu hayatı tamamlayacağız. “Doğrusu biz Allah’a aitiz ve muhakkak O’na döneceğiz.” (Bakara 156)

Aziz kardeşlerim !

2004’ün takvim yaprakları bir bir tükendi ve bitti; şimdi ise, yeni bir miladi yıla girdik. Aslında tükenen takvim yaprakları değildi; her düşen takvim yaprağı ile birlikte tükenen bizim ömrümüzdü.

Bundan dolayı bu hutbemizde, hayatın hızlı bir şekilde geçmekte olduğuna ve bu hayatla birlikte bize verilen her nimetin hesabının bir gün sorulacağına dikkat çekeceğiz.

Aziz kardeşlerim !

Rabbimizin hiç bir yaratığı boşu boşuna yaratmamıştır. Yarattığı varlıkların en güzeli olan insanı da güzel bir kulluk yapsın diye yaratmıştır. Nitekim Rabbimiz, şöyle buyuruyor: “O (Allah) ki, hanginizin daha güzel davranacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratmıştır. O, mutlak galiptir, çok bağışlayıcıdır.”   (Mülk Suresi 2)

Peygamberimiz de (sav) buyurur ki,

“Beş şey gelmeden, şu beş şeyin kıymetini biliniz: Ölüm gelmeden hayatın, ihtiyarlamadan önce gençliğin, hastalanmadan önce sıhhatin, dar zaman gelmeden geniş zamanın, fakirleşmeden zenginliğin kıymetini biliniz.”

Muhterem müslümanlar !

Ömür Allah tarafından insana verilen ilahi bir sermayedir ve hem de en büyük ve en kıymetli bir sermayedir. Ama bu sermayenin bir hududu, bir sonu vardır. Önemli olan insanoğlunun bu sermayeyi nerede ve nasıl kullandığıdır. Niekim ömür sermayesinin bir hesabı vardır.

Bu büyük sermayeyi güzel bir şekilde değerlendiremeyenler, kıymetini dünyada iken anlayamayanlar, ahirette “ne olur Allah’ım beni dünyaya tekrar gönder; taki boşa geçirdiğim dünyada iyi iş (ve hareketler) yapayım.” (Mu’minun 99-100) diyerek yalvarırlar. Ama ahiret alemine giden bir daha geri dönemeyecektir.

Aziz müslümanlar !

Rabbimiz “Sizi sadece boş yere yarattığımızı ve sizin hakikaten huzurumuza geri getirilmeyeceğinizi mi sandınız?” (Mu’minun 115) diye soruyor ve yine buyuruyor ki, “Size, düşünecek kimsenin düşünebileceği kadar bir ömrü biz vermedik mi? Ve (üstelik) size bir uyarıcı da gelmedi mi? (Niçin inanamadınız?) Öyleyse, Şimdi tadın azabı! Zalimlerin yardımcısı yoktur.” (Fatır 37)

Hayatımızın değişik safhalarında bizlere hayatın geçici olduğuna dair hatırlatıcı binlerce işaretler ve alametler gözümüzün önünde cereyan ediyor. O halde ömrü boşa harcamamak, Allah’ın istediği şekilde kullanmak, değerlendirmek gerekiyor. Daha dün beraber olduğumuz ve aramızdan ayrılan yakınlarımız, tanıdıklarımız, bugün bizlerle beraber değil. Onlar çaresizdiler; götürüleceklerdi ve de götürüldüler. Yarın da aynı şey bizim için vaki olacak. Rabbimizin hükmü açık: “Her ümmetin (topluluğun) eceli vardır. Ecelleri gelince ne bir an geri kalırlar, ne de bir an ileri gidebilirler” (Araf 34)

Şair de şöyle söylüyor:

Artık demir almak günü gelmişse zamandan

Mechule giden bir gemi kalkar bu limandan

Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol

Sallanmaz bu kalkışta ne bir mendil ne bir kol

Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli,

Yıllarca siyah ufka bakar gözleri nemli.

Gidenlerin herbiri memnunki yerlerinden

Yıllar geçti dönen yok hiç seferinden. ( Sessiz Gemi / Yahya Kemal)

Muhterem kardeşler !

Kendinden başka hiç bir varlığa boyun eğmememizi isteyen, her şeyin sahibi olan Allah’ımız, semavi varlıkları ve yeri, yörüngelerinden sapmadan tutan bir Yüce Rabb’dir. Ve bizden de kendine yörüngesinden şaşmamamızı, sadece ve sadece kendine ibadet etmemizi, inancı ne olursa olsun, her insanın hakkını korumamızı, doğru ve adil bir hayat çizgisinde ömrümüzü tamamlamamızı istemektedir.

Bu münasebetle, 2005 yılının bütün insanlık ve müslümanlar için hayırlı ve bereketli olması temenni ve duasıyla hepinizi Allah’a emanet ediyorum.

IGMG İRŞAD BAŞKANLIÄžI

[supsystic-social-sharing id="1"]