Hutbeler

Hutbe: Önden Gidenler

Kıymetli Müslümanlar! Kıldığımız namazlarımızın her rekâtında okuduğumuz Fâtiha suresinde, şu şekilde dua etmekteyiz: “Bizi doğru yola ilet. Nimetine erdirdiklerinin yoluna; gazaba uğramışların yoluna da doğrudan sapmışların yoluna da değil!” Yüce Rabbimiz “nimet verilenler”in kimler olduğunu da belirsiz bırakmamıştır. Nisâ suresinde Rabbimiz bunların kimler olduğunu ve ahirette onlarla haşrolmanın şartını şu şekilde açıklamıştır: “Kim Allah’a ve Peygamber’e itaat ederse, işte onlar, Allah’ın kendilerine nimet verdiği peygamberlerle, sıddıklarla, şehitlerle ve iyi kimselerle birliktedirler. Bunlar ne güzel arkadaştır!”

Hutbe: İlk Irkçı Olarak İblis

Kıymetli Müslümanlar! “Subhânallâh” dediğimizde yüce Rabbimizin mükemmel ve her türlü kusurdan münezzeh olduğunu ifade etmekteyiz. Mükemmelliği, yarattığı âlemde en bariz şekilde ortaya çıkmaktadır. Çeşit çeşit bitkiler, havyanlar, dağlar, okyanuslar ve insanın yaratılışı; bunların hepsi Allah’ın sonsuz kudretinin göstergesidir. Farklı farklı yarattığı renkler, sesler, kokular ve tatlar hayatımızı zenginleştiren nimetlerdir.

Hutbe: Üç Ayların Bereketi

Muhterem Cemaat! Allah nasip ederse, yarın “üç aylar” olarak bilinen mübarek zaman dilimine girmiş olacağız. Yüce Allah’ın değişmez kanunlarından birisi de yarattığı varlıklar içinden bazılarını diğerlerine -birtakım hikmetlere binaen- üstün kılmasıdır. Allah bazı mekânları, bazı zamanları, bazı şahısları diğerlerine üstün kılmıştır. Bu üstün kılma ve seçme konusunda -hâşâ- hiç kimsenin Allah’ı sorgulama hakkı yoktur. Nitekim Rabbimiz şöyle buyurur: “Senin Rabbin dilediğini yaratır ve seçer.”

Hutbe: Uyarıcı Olarak Ölüm Yeter

Kıymetli Müslümanlar! Yaratıcımız olan yüce Rabbimizin bizi yoktan var etmesi ve bize hayat vermesi nasıl bir gerçeklik ise ölüm de aynı şekilde kaçınılmaz bir hakikattir. Dünyaya gelen her varlık vadesi dolunca ahirete irtihal edecektir. İnsanın ve yaratılmış olan hiçbir canlının ölümden kurtulma imkânı yoktur. Her canlıya hayat bahşeden Allah (c.c.) Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyurmaktadır: “De ki: Sizin kendisinden kaçıp durduğunuz ölüm var ya, o mutlaka size ulaşacaktır. Sonra gaybı da görünen âlemi de bilen Allah’a döndürüleceksiniz de, o size yapmakta olduklarınızı haber verecektir.”

Hutbe: Müslüman ve Medya Kullanımı

Kıymetli Müslümanlar! Günümüzde iletişim araçları ve ortamı anlamına gelen medya, özellikle internet çağının başlamasıyla insanlar üzerindeki etkisini arttırmıştır. Eskiden medya, gazete, radyo ve televizyon gibi kısıtlı araçlarla kitlelere yönelik etkinliğe sahip idi. Ancak özellikle akıllı telefonların icadından sonra, her bir bireyin hayatı üzerinde adeta kaçınılması zor bir baskı oluşturmaya başlamıştır. Yapılan sosyal deneylere göre, cüzdanını kaybeden kişiler, ortalama on beş dakika sonra bunun farkına varmaktadırlar.

Hutbe: Cuma Adabı

Muhterem Müslümanlar! Cuma günü Müslümanların haftalık bayramı; hayır, bereket, rahmet, mağfiret, kardeşlik ve kaynaşma günüdür. Bu özellikleri sebebiyledir ki, Peygamber Efendimiz ﷺ cuma günü hakkında, “Üzerine güneş doğan en hayırlı gün cuma günüdür.”

Hutbe: Haset Sevaplarımızı Yok Eder

Kıymetli Müslümanlar! Allah (c.c.)’nun yaratmış olduğu en şerefli mahluk olan insan, ahlaki anlamda iyi hasletlere sahip olabildiği gibi kötü huyları da bulunabilmektedir. Bu kötü huylardan birisi de şüphesiz ki haset duygusudur. Haset, başkasının sahip olduğu maddi veya manevi imkânların kendisine geçmesi veya kıskanılan kişinin bu imkânlardan mahrum kalması yönündeki istek ve niyeti ifade etmektedir.

Hutbe: Duada Israr Etmek

Muhterem Kardeşlerim! Müminler olarak her birimiz hem dua etmeye hem de bize dua edilmesine ihtiyaç duymaktayız. Çünkü dua, kulluk bilinci içerisindeki kişinin tüm istek ve arzularını Rabbinden talep etmesi demektir. Yeryüzünden Allah’a doğru yükselen dualarımız, Allah ile kurduğumuz en kuvvetli bağdır ve bizimle Allah arasındaki ilişkinin canlı tutulmasını sağlar. En sevinçli hâlden en kederli hâle, maddi ve manevi en üst seviyeden en alt seviyeye, her ne hâl ve durumda olursak olalım, Allah ile olan bağımızın canlılığını sürdürebilmesi ancak dua ile olur.

Hutbe: Yeni Hedeflere Doğru

Kıymetli Müslümanlar! İnsanoğlu zamanı daha iyi yönetebilmek için onu gün, hafta, ay ve yıl gibi bölümlere ayırmıştır. Bu sisteme takvim adı verilmiştir. İnsanlık tarihinde birçok medeniyet çeşitli takvimler geliştirmişlerdir. Günümüzde en yaygın şekilde kullanılan takvimlerden biri olan miladi takvimin 2021’inci yılının ilk gününü yaşıyoruz.

Hutbe: Beşikten Mezara Kadar Süren Yolculuk

Muhterem Müslümanlar! Ümmi bir peygambere gelen ilk emrin okuma, öğrenme ve yazma olduğu bir dinin mensubuyuz. İlk inen ayetlerde Yüce Rabbimiz ﷻ şöyle buyuruyor: “Yaratan Rabbinin adıyla oku! O, insanı bir kan pıhtısından yarattı. Oku! Rabbin, en büyük kerem sahibidir. O Rab ki kalemle (yazmayı) öğretti. İnsana bilmedikleri şeyi öğretti.”

Hutbe: Kur’an İnancımız

Muhterem Müslümanlar! Merhametlilerin en merhametlisi olan Allah (c.c.) kullarına her zaman rahmetiyle muamele etmiş, onların doğru yoldan ayrılmaması, sırât-ı müstakîm üzere cennete ulaşmaları için her daim yol göstericiler, yani peygamberler göndermiştir. O peygamberlere, insanlığa kurtuluş rehberi olacak sahifeler/kitaplar indirmiştir. Bütün bir insanlığa Hz. Muhammed ﷺ’i gönderen ve ona Kur’an’ı indiren Yüce Rabbimiz, bizden öncekilere de Hz. Âdem, Hz. Şît, Hz. İdrîs, Hz. İbrâhim gibi nice peygamberler göndermiştir. Onlara sahifeler indirmiş, Hz. Mûsâ’ya Tevrat’ı, Hz. Dâvûd’a Zebûr’u, Hz. Îsâ’ya da İncil’i inzal buyurmuştur. Ancak! İnsanlardan bir kısmı, kendilerine kurtuluş vesilesi olarak gönderilen resullere uymamış, ilahî kitapların hükmüne boyun eğmemişlerdir.

Hutbe: Nefis Terbiyesi

Muhterem Müslümanlar! Allah (c.c.), insanı beden ve ruhtan müteşekkil bir varlık olarak yaratmıştır. Bedenimiz fizikî ve görünür âlem ile sınırlı iken, ruhumuz manevî alem ile irtibatlıdır. Modern dönemde maddi âlemin mutlaklaştırılması sonucu, bedene yönelik fikrî ve zihnî bir yoğunlaşma meydana geldi. Sağlıktan anlaşılan, genel itibariyle vücudun sıhhati olarak kabul edildi. İnsanı insan yapan ve mahlukatın en şerefli mertebesine ulaştıran ruhun, kemaline gerekli önem verilmedi. Bunun sonucu olarak, günümüzün en yaygın hastalıkları, başta melankoli ve depresyon olmak üzere diğer psikolojik rahatsızlıklardır.