BASIN AÇIKLAMASI

Kurumsal ırkçılıkla mücadele en öncelikli konumda olmalı

14 Haziran 2016
Basın Açıklaması

İslam Toplumu Millî Görüş (IGMG) Genel Sekreteri Bekir Altaş Uluslararası Af Örgütü’nün (Amnesty International) aktüel raporu münasebetiyle bir açıklama yaptı. Raporda emniyet ve hukuk birimlerinin ırkçı motiflerle işlenmiş suçlar konusunda genel anlamda isteksiz bir görüntü çizdiği ifade ediliyor. “Almanya’daki emniyet teşkilatları, savcılıklar ve mahkemeler ırkçı motiflerle işlenen suçların tanısını koymada ve bunların takibini yapmada oldukça yetersizler. Siyasiler ivedilikle bu problemi çözmenin yollarını aramalı ve artık gerekli adımları atmalıdır.” diyen Altaş sözlerini şöyle sürdürdü:
“NSU yapılanması Almanya’da kurumsal ırkçılığın ne boyutlarda olduğunu gün yüzüne çıkardı. Bu fiyaskodan bir ders alındığını söylemekse pek mümkün değil. Yasama organı uygulamaya hiçbir etkisi olmayan göstermelik adımların ötesinde bir şey yapmamıştır. Uluslararası Af Örgütü’nün raporu emniyet teşkilatlarının, savcılıkların ve mahkemelerin ırkçı motiflerle işlenen suçları takip etmediğini ve bunları cezalandırmadığını örneklerle ortaya çıkarmıştır.
IGMG uzun yıllara dayanan tecrübeler ışığında bunların münferit vakalar olmadığından ve belgelenen vakaların, bilhassa Müslüman karşıtı suçlar bağlamında buz dağının görünen kısmını teşkil ettiğinden emindir. Deliller koruma altına alınmamakta, tanık ifadeleri belgelendirilmemekte ve ırkçı motifler hususunda gerekli hassasiyet gösterilmemektedir.
Somut verilerin olmaması sebebiyle bu tür vakalar rakamlandırılamamaktadır. Bu sebeple, emniyet teşkilatları tarafından işlenen ön yargı ve ırkçılık motifli suçlar hakkında kapsamlı ve bağımsız araştırmaların yapılması kaçınılmazdır. Bu araştırmalardan elde edilen bilgilerle daha kapsamlı verilere ulaşılabilir. Bununla beraber, Uluslararası Af Örgütü’nün de isabetli bir şekilde ortaya koyduğu üzere, başka eksiklikler de söz konusudur. Birçok belgelenmiş vaka olmasına rağmen, Almanya’da polis teşkilatlarındaki ırkçı uygulamaları inceleyecek bağımsız bir mekanizma dahi bulunmamaktadır.
Maalesef siyasiler yıllardan beri bilinen bu problemin çözümü adına bir adım atmamıştır. Hele ki Almanya’nın yakın tarihi göz önünde bulundurulduğunda, muhalif kanattan gelen münferit taleplerin ötesinde parlamentoda bu hususta bir konsensüs oluşmaması hayret vericidir. Irkçılık temalı araştırmaların ardından endişeler ve korkular dile getirilmekte, ama bu bağlamda elle tutulur tedbirlerin alınmasına dair bir önlem hiçbir zaman alınmamaktadır.”

[supsystic-social-sharing id="1"]